Bir nevi Önsöz
Ne bir ses ne bir soluk; iş bitince çekip gitti hep roman kahramanları, o kadar özledim. Bìr de gitmeyenler vardı. Mektupkardeşlerim. Yazdık, cızdık, ağlaştık, gülüştük sayfalar dolusu. Buradaki hikâyeleri paylaştık... ve dostluğu, içtenliği, dürüstlüğü. Gözünüz kahraman görsün; benim en fantastik kahra- manlarım onlar. Hiçbirini özlemeyeceğim, çünkü hiç gitmeyecekler. İyi ki varlar, Ne güzel varlar.. Bir kere daha Mektupkardeşlerime...
Korint Körfezi'ndeki yataklardan birinde yatan bir kadın, odun ateşinin ışığında uyumakta olan aşığının profilini seyrediyor. Adamın gölgesi duvara vuruyor. Aşığı şu anda kadının yanında yatıyor ama gidecek. Şafak vakti savaşa, ölüme gidecek. Duvardaki gölgesi, yolculuk arkadaşı da onunla birlikte gidecek ve onunla birlikte ölecek. Şu anda henüz gece. Kadın korların içinden yarısı yanmış bir odun parçası alıyor ve duvara gölgenin konturlarını çiziyor. Bu çizgiler gitmeyecek. Kendisini kucaklamayacaklar, bunu biliyor. Ama en azından gitmeyecekler.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çok güzel noktalara değinmiş müellif
"(Sapkınlıklarının nedeni,) “Sayılı günler dışında ateş bize dokunmayacak.” demelerindendir. (Allah adına bilmeden) uydurdukları bu iftira, dinleri konusunda kendilerini aldattı." (3/Âl-i İmrân, 24) 24. “Bu, onların: “Bize ateş sadece sayılı birkaç gün değecektir" demelerindendir. Uydurup durdukları şeyler, onları dinlerinde yanıltmıştır.” İşte bu adamların bu cüretlerinin, bu yamukluklarının sebebi budur. Diyorlar ki bize cehennem ateşi sadece sayılı birkaç gün dokunacaktır. Bizler sadece sayılı birkaç gün cehenneme uğrayacağız o kadar. Ondan sonra doğru cennete gideceğiz. İşte yedi gün, kırk gün diyorlar. Hz. Mûsâ (a.s) ın Tura vahiy almaya gidip de Onun yokluğu döneminde buzağıya tapındıkları bir süre kadar cehenneme şöyle bir uğrayıp, merakları izale olduktan sonra direk cennete gideceklerine inanıyorlar. Öyle değil mi ama? Yahudiler, âlimler, din bilenler, din konusunda, vahiy konusunda tüm civar kabilelerin önderleri olan bu insanlar cennete gitmeyecekler de şu ümmî, şu cahil, şu hayrı şerri bilmeyen, şu dini onlardan öğrenen, şu siyaset konusunda kendilerine muhtaç olan insanlar mı gidecekler yâni? Şu halk kesimi, şu bizim kendilerine yol gösterdiğimiz, şu bizim kendilerini yönettiğimiz insanlar mı gidecekler cennete? diyorlar. Eğer bugün dünya üzerinde onları biz yönlendiriyorsak, onlara biz yol gösteriyorsak, hattâ cennetin pasaportunu, cennetin olurunu bile onlara şu anda biz veriyorsak, elbette öbür tarafta da biz önde olacağız diyorlar, kendilerini garanti cennetlik görüyorlar. Öyle ya, hocalar, din adamları, papazlar, keşişler, kardinaller dururken başkaları mı girecekti cennete? Hem Allah’ın bilgisine sahip ol, hem kitap bilgisine sahip ol, hem hoca ol, hem kitapla para kazan, hem kitapla amel etme, hem kitabın âyetlerini bilmeyenlere anlatma, hem
Din
Halk zenginlere kızar. Kızgınlığını da her zaman şöyle dile getirir: "Gözlerini toprak doyursun. Doymuyorlar. Onların da sonu bizim gibi değil mi? Onlar da bizim gibi beş arşın bezle toprağa gitmeyecekler mi? Akıbetin senin beş arşın bezdir. Dünya kadar malın olsa ne fayda." Şiirlerinde, masallarında, efsanelerinde hep bunu dile getirir. "Sonu beş arşın bez değil mi? Biriktirdiği hep burada kalmayacak mı? Sarayları, hanları, hamamları, apartmanları, fabrikaları, avurları zavurları, ağızlarıyla havada kuşu kapmaları, zulümleri, işkenceleri, yalanları dolanları hep hep burada kalmayacak mı?"
Edebiyat
Kaçıyorsun Yalnızca gözlerin kalıyor burda. Onlar gitmeyecekler hiç – zaten hiç gitmediler
Sayfa 17·Kitabı okudu
Şiir
Onlardan ölümüne koptuk. Onların cennete gideceğini bilsek, cehenneme gitmek için yarım düzine kiliseyi ateşe verirdik. Ama üzülmeyin, onlar cennete gitmeyecekler, miras hırsızı hepsi.