Lisede kalıp aileme bağımlı olmaktansa arafa (ya da cehenneme) seve seve gittim. Ama yeni hayatımdan onlar da faydalandı. Onlara, her zaman yasal yollardan olmasa da yiyecek getirerek kurtuluş sağlıyordum. Kurtuluş dediğim şey de, bir somun beyaz ekmek, kuru bir sucuk ya da bir kavanoz reçelden başka bir şey değildi. Bütün umutlarımı aldığım büyükbabam da artık sona yaklaşmıştı, bundan sonra bana rehberlik edemeyecekti. Ondan öğrendiklerim doğrudan gündelik yaşamda değil, hayal gücümde işe yarıyordu. Bu yüzden birdenbire, yüzde yüz güvendiğim tek insan tarafından terk edildiğimi hissettim. Beni yapmaya gönüllü olmadığım şeyi yapmaya zorlamıştı. Sonunda kaçınılmaz olan gerçekleşti; lise beni saçma sapan bir duruma sürükledi ve öğrenim hayatımdaki mutsuzluğun suçlusu, bana sonuna kadar yalnız olmayı öğreten büyükbabam oldu. Hiç kimse yalnızlık ve soyutlanmayla yaşayamaz, bunların içinde mahvolur, toplum bunu ispat etmiştir. Mahvolmak istemiyorsam, benim için her şey anlamına gelen insandan da ayrılmak zorundaydım. Bu kırılmayı ansızın, sonuçlarını hiç düşünmeden, yapmak zorunda olduğumu bilerek gerçekleştirdim. Belki daha yıllarca okula gider, bu delilik ve saçmalıkla her gün uğraşmayı sürdürür, bitmek bilmeyen tepkilerimi yenilemeye devam ederdim; ama eninde sonunda o kırılmayı yaşamak zorunda kalırdım, belki o zaman bu kırılma, yalnız o uğursuz okulla ilgili değil, hayatımda geri kalan her şeyle ilgili olurdu. Zaten neredeyse tümden kaybolmuş bir varoluşun nihayet rafa kaldırılması anlamına gelecekti. Uzun yıllar boyu hayatım hep çekilmez olmuştu, ama o zamanlar durum, henüz kopuş için olgunlaşmamıştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖