Gökhan

Gökhan
@gokhan_ak
Aklen mantıkdışı, Fikren yasadışı, Ruhen çağdışı. #Psikanaliz #Felsefe #Sosyoloji #Bilim #Araştırma #Doğa #Transandantalizm #Din #Anarşizm
7/10
·443 syf.··
2023 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2023 21:16
Kitabı tavsiye üzerine okudum. Sürekli olarak "şunu bir oku", "kitap çok iyi okumalısın", "kitapla alakalı fikrin ne" gibi arkadaş baskısı sonucu okumaya karar verip daha ilk sayfalarda şaşkınlık yaşadığımı belirtmeliyim. Kitap güzel, anlatım tekrarlar yüzünden cinnet geçirtse de fena değildi amma görüşler yazara ait değil :) Yani kitapta bahsi geçen fikirler: 1- Epikür 2- Epiktetos 3- Buddha ve değişimle alakalı görüşler de Herakleitos'a ait. Yazarımız bu felsefecilerin fikirlerini atıf yapmadan kullanmış. Yani her türlü fikir insanlığın mülkü ve kullanımındadır ama hayatını bir felsefeye adayıp ciltlerce kitap yazmış adamların görüşlerini de alıp kendininmiş gibi de kullanmak ne bileyim :) Kitap içerik olarak Buddha'nın "dünyayı değiştiren zihninizdir", Epiktetos'un "olaylar siz onları nasıl görüyorsanız öyledir" ve Epikür'ün ölüm ve yaşamla alakalı görüşlerinden sentezlenmiştir. Yazar eserinde tıpkı Hermann Hesse gibi doğu-batı felsefesini sentezlemeye çalışmış, yine günümüzde oldukça revaçta olan stoacı felsefeyi günümüze uyarlamaya çalışmıştır. Bu açıdan başarılı olduğunu söylemeliyim. Okunabilir, insana bazı düşünsel metodlar verebilir ama kitapta anlatılan görüşleri daha detaylı öğrenmek için yukarıda belirttiğim, yazarın fikirlerini alıntıladığı yazarlar üzerinden devam etmenizi öneririm. Keyifli okumalar dilerim :)
Felsefe
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Jack London'ın gerçek yaşam hikayesi
9/10
·520 syf.··
2023 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 00:00
İnsan aşk için neler yapabilir? Bir insan bilgiye ulaşmak için ne kadar çaba harcayabilir? Herkes sana "yapamazsın" dese de kendine inanarak devam edebilmenin sırrı nedir? İşte tüm bu soruların cevabı iki kelime de özetlenebilir: "Martin Eden" Jack London'ın yaşadığı dönemde bugün olduğu gibi sanat, edebiyat ve kitaplar herkes için değildi. Sadece seçkin bir kesimin yani burjuvaların hizmetine ve beğenisine göre tasarlanmış bir sanat anlayışı hakimdi. Eğitim, sadece seçkin bir kesimin emrindeydi, insanlar ya üst neslinden gelen maddi imkanlarla eğitim alarak seçkin bir zümreye dahil oluyor ya da ağır ve zor şartlarda işçilik yapıyorlardı. London'da küçük yaştan itibaren her türlü ağır işte çalışmış; istiridye korsanlığı, boksörlükle, çamaşırcılık, -altına hücum döneminde- altın aramış, cezaevine düşmüş, yeri gelmiş dilencilik yaparak hayatla mücadele etmiş bir insan olarak maceraperest, zorlu bir hayat yaşamıştı. Yaptığı değişik işler ve dünya yolculukları süresince pek çok değişik olayı, farklı insanı ve hayatın acımasız -gerçek- yüzünü görmüştü. Yaptığı gözlemlere göre bir insan dünyada bu ağır şartlar altında çalışmak için gelmiş olamazdı. Bu sebeple daha çok kazanabileceği, aynı zamanda kendisi için bir tutku olan yazarlık mesleğine yöneldi. Bunun için pek çok değişik kitap okudu, eğitimli olmamasına rağmen elinden geldiğince kendini geliştirmeye çalıştı, her türlü felsefi konuyla ilgilendi. Bu sürecin sonunda oldukça kıymetli yazılar yazarak bunları edebiyat dergilerine gönderdi. Bir derginin yazılarından birisini beğenerek 25$ vermesi üzerine yakaladığı motivasyon onu büyük bir yazar yapan kapıyı aralamış oldu. London'ın yaşadığı döneminde edebiyatın aristokratlar için yapılıyor olması edebi ürünlerin hayatın gerçeklerinden uzak, seçkinlerin hayatını anlatan,
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Kaygı ve korkularımızın bizi köleleştirmesine karşı bir dialog
9/10
·430 syf.··
2023 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 22:05
“Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.” Reinhold Niebuhr'un bu güzel sözü, kitapta anlatılan fikirleri öyle güzel özetliyor ki, incelemenin başına bu alıntıyı koyarak başlamak istedim. Eser de dikkatimi çeken ilk şey; Epiktetos'un eserini yaklaşık 2000 yıl önce yazmış olmasına rağmen, o dönem insanların gündelik telaşlarına dair anlattıklarının bugünün insanında da aynen var olması oldu. İnsanların hayatları, yaşadıkları şartlar, aletler, sistemler, teknolojiler değişse de hayata dair amaçlarımız, kaygılarımız, arzularımız ve beklentilerimiz neredeyse aynı noktada kalmış. Evet dünya değişmiş ama biz değişmemişiz. Beklentilerin, dertlerin, acıların ismi değişmiş ama bizde uyandırdıkları duygular aynı kalmış. Epiktetos'un kitabında önemli bir yer verdiği ve günümüz insanını da oldukça yoran önemli bir problemle başlamak istiyorum. Yani hayata dair "kaygı ve korkularımızla". İnsan, elbette endişe eden bir varlıktır. Hayatın metalaşması, başarının en büyük amaç haline gelmesi ve toplumsal bazı şartlanmalar günümüz insanını oldukça kaygılı hale getirmekte. Şuan toplumda %18 gibi yüksek oranda insanın hayata dair aşamadıkları kaygılara sahip oldukları bilinmektedir. Günümüzde artık gelecek kaygısı, ölüm korkusu, çaresizlik hissi hiç olmadığı kadar yoğun yaşanmaktadır. Bunun sebepleri üzerine çok şey söylenebilir. Burada daha çok Epiktetos'un çözüm önerileri üzerine duracağım. Epiktos'a göre hayatta iki tip olay vardır. Elimizde olanlar ve elimizde olmayanlar. Elimizde olan ve değiştirebileceğimiz şeyler, tamamen bize ait olup sahip olduğumuz tek şey olan; irademizdir. Değiştiremeyeceğimiz şeyler ise; diğer insanların bizim hakkımızdaki görüşleri-hareketleri,
Felsefe
SöylevlerEpiktetos · Divan Kitap · 2013332 okunma
8/10
·216 syf.··
2022 148. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2022 21:49
Kötülüğün tarihi insanın tarihi kadar eski. Dolayısıyla; iyi nedir, kötü nedir, neden bazıları kötüdür, insanı kötü kılan nedir, insan özünde kötü müdür gibi sorular felsefi planda yüzyıllardır soruluyor. Psikanalizin ortaya çıkmasıyla birlikte insanın kişiliğine dair daha derin çalışmalar yapılması, insanı daha iyi tanımamıza sebep olmuştur. Psikanaliz, insanın ruhsal yapısının onu kötülüğe nasıl meylettirdiğiyle alakalı önemli sonuçlar elde etmemizi sağlasa da yapılan çalışmalar hala doyurucu nitelikte değildir. Scott Peck gibi yazarlar bu eksikliği görerek, psikolojinin rehberliğinde cevaplar vermeye çalışsalar da hala önemli açmazlar var gibi durmaktadır. Kötülerin, kötü olmalarının en önemli sebeplerinden birisi, kötülüğe maruz kalmış olmalarıdır. Sadistik kişilerin hayatları incelendiğinde; özellikle küçük yaşlarda kötülük gördükleri, mağdur oldukları ve kendilerine uygulanan kötü davranışları, ilerleyen yıllarda diğer insanlara uyguladıkları söylenmektedir. Bazen de kötülüğün sebebi narsisizmdir. Kendini kusursuz, diğer herkesi de tüm hataların sebebi gören narsistik, kötülüğün sebebi olabilmektedir. Scott Peck; kendisiyle yüzleşemeyen, hayatın getirdiği acıları sağlıklı bir şekilde tolere edemeyen insanların acılarını dışsallaştırdığını, diğerlerine kötülük yaparak hayattan intikam aldıklarını söylemektedir. Bu görüş bize kötülüğün aslında bir zayıflık meselesi olduğunu düşündürür. Aslında kötüler, acılarıyla ve eksiklikleriyle baş edemeyecek kadar zayıflardır. İnsanlar bir davranışı doğru olduğuna inanarak yaparlar. Kimse kendisinin kötü olduğunu düşünmez. Yahudileri sistematik şekilde katleden Hitler bile kesinlikle iyi bir şey yaptığına, haklı olarak bu eylemleri gerçekleştirdiklerine dair yüksek bir motivasyona sahiptir. Kötüler, kötülük yaptıklarını
Kötülüğün PsikolojisiScott Peck · Kuraldışı Yayınları · 2003222 okunma
Spoiler içerir.
9/10
·120 syf.··
2022 206. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2022 21:55
Kitap, Haz Ötesinin Ötesinde ile Ben ve İd olarak iki kısımdan oluşuyor. Kitabın Freud'un görüşlerinin son konumu olduğunu, yıllarca gelişen fikirlerin bu eserde baya bir yerine oturduğunu görebiliyoruz. Freud, güdüleri iki kategoriye ayırır: Kendine koruma(ben) ve Libidinal dürtüler. Bunun dışında bu güdüleri ölüm ve eros olarak da tanımlamıştır. Eros'un burada ki tanımı Yunan felsefesinde yer alan, Eros'un her şeyin doğal nedeni olmasıyla alakalı durumuna bir atıftır. Hatta ilerleyen kısımlarda (sayfa 101) Freud, bu güdüleri sevgi ve nefrete de benzetecektir. Bu güdüler Freud'un önceki eserlerinde yeterince açıklanmış olmasına rağmen, bu çalışmasında bazı eklemeler yapmış ve fikirlerini geliştirmiştir. Freud'un bu görüşlerini geliştirirken Psikiyatri kadar Biyoloji'den -özellikle darwinizm- faydalandığı söylemek gerekir. Özellikle libidinal dürtülerin bir enerji boşaltma yöntemi olarak saldırganlığı kullanılmasına örnek olarak; birleşme sonrası eşini öldüren hayvanları örnek vermesi veya insan davranışlarını hücre davranışlarından yola çıkarak izah etmeye çalışması buna açık örneklerdir. Freud, insan varlığını metafizikten uzak doğanın parçası olan bir varlık olarak gördüğü için, doğada ki canlıların temel motivasyonu olan hayatın sürdürülmesi ve türün devamlılığının sağlanmasını teorilerinin merkezine koymuştur. "Spekülasyonumuzun güvenilmezliğinin büyük ölçü­ de biyoloji biliminden alımlar yapmak zorunda kalışımızla arttığını özellikle belirtmek isteriz." (66) Eser'de kaygı, suçluluk duygusu ve nevrotizmden çokça bahsedilmektedir. Kaygı-korku ve endişenin farklılığıyla alakalı şu satırları öncelikle paylaşmalıyım: "Kaygı, kaynağı bilinmese de bir tehlike beklentisi ve buna hazırlanma durumunu tanımlar. Korku, korku duyulacak bir nesneyi gerektirir. Ama dehşet
Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İdSigmund Freud · Metis Yayıncılık · 20161,240 okunma