İspanya İç Savaşı Panoramasında Bir Matadorun Yükselişi
8/10
·536 syf.··
2022 112. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2022 00:00
‘’Ağlama Angelita, bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın.’’ Bu cümleyi ilk okuduğumda bir süre duraksadım ve ardından birkaç defa daha okudum. İlk harfinden son noktasına kadar oldukça dokunaklı bir cümleydi benim için. Arka kapağını da okuduktan sonra başka bir şansım kalmamıştı geriye. İspanya İç Savaşı’nın gölgesinde filizlenen bir matadorun yaşam öyküsü... Artık tamamıyla efsunlanmıştım. Ya bu kitabı satın alacaktım ya da yasını tutacaktım. Yasımı Tutacaksın; matador olma hayaliyle yanıp tutuşan bir köylü genci, kızgın boğalar, arenalar, fakir halk, faşizm, diktatörlük, iç savaş, umutsuzluk, beş pesetaya (kuruşa) çalışan işçiler, açlık, kıtlık, kitlesel histeri, isyan, devrim, darbe, kan, tutukluk yapan silahlar, patlamayan toplar, bayat bira ve ekşi şarap kokuları, köylüler, direniş, hüsran... Nereden başlasam bilemiyorum. Savaş muhabiri ve aynı zamanda yazar olan Larry Collins & Dominique Lapierre ikilisinin kaleme almış olduğu Yasımı Tutacaksın, ne kadar El Cordobés olarak bilinen Manuel Benítez adlı matadorun biyografik bir öyküsü olarak karşımıza çıksa da, dünya tarihinin en kanlı olaylarından biri olan İspanya İç Savaşı’nın geniş kapsamlı bir anlatısını tüm çıplaklığıyla bizlere sunuyor. Objektif ve neredeyse hatasız bir anlatıma sahip olan bu kitabı okumadan önce en azından İspanya İç Savaşı hakkında genel bir bilgiye sahip olmak elzemdir diye düşünüyorum. Yazımda öncelikli olarak bu konuya değineceğim, ardından kitap hakkındaki genel düşüncelerime ve son olarak da İspanya İç Savaşı’nı konu alan kitap listesine yer vereceğim. Şimdiden okuyanlara teşekkürlerimi sunuyorum. “Karanlıkta kar yağıyor Sen Madrid kapısındasın Karşında en güzel şeylerimizi Ümidi, hasreti, hürriyeti Ve çocukları öldüren bir ordu.” –Nazım Hikmet Ran 1. Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler Arasında Kanlı Bir Muhasebe: İspanya İç Savaşı Otoriter devlet üzerine kurulu radikal ve aşırı milliyetçi bir politik ideoloji olan faşizm ilk olarak İtalya’da Benito Mussolini tarafından ortaya atılmıştır. Mussolini’nin kurduğu parti iktidara geldikten sonra faşizmin kıvılcımları diğer milliyetçi ideolojilere de sıçramıştır. Almanya’da Hitler’in nasyonal sosyalizmi ve İspanya’da Franco’nun falanjizm görüşü faşizmden epeyce etkilenmiş, tarihte birçok savaşa ve insan kıyımına sebep olmuşlardır. İşte İspanya İç Savaşı da bu kıyımlara verilebilecek en büyük örneklerden sadece birisidir. 19. yüzyıl tüm dünyada olduğu gibi İspanya’da da oldukça çalkantılı ve kanlı geçmiştir. İspanya İç Savaşı 1936-39 yıllarında, en kaba tabirle Cumhuriyetçiler ve General Francisco Franco’nun önderliğindeki Milliyetçiler arasında yaşanmıştır. Bir tarafta SSCB’den yardım alan Cumhuriyetçiler, diğer taraftaysa Nazi Almanyası ve Faşist İtalya’dan asker ve cephane yardımı alan Milliyetçiler. Esasında iç savaşın patlamasının ardından Avrupalı devletler, savaşan taraflara silah gönderilmemesi konusunda karar almışlardır fakat Mussolini ve Hitler bu karara uymamış ve Franco’ya epey miktarda askeri yardım ve mühimmat göndermişlerdir. Savaşın başlarında Cumhuriyetçilerin almış olduğu destek ise maneviyattan öteye geçememiş, ilerleyen safhalarda ise SSCB’den gelen tutukluk yapan kullanışsız silahlar az da olsa işlerini görmüştür. Bu durum da doğal olarak savaşın gidişatını derinden etkilemiştir. SSCB’den gelen bu bozuk silahları ve yaşadıkları sıkıntıları, savaşa Cumhuriyetçilerin safında bir milis olarak katılan George Orwell’in Katalonya'ya Selam kitabında da birinci ağızdan okuyabilmek mümkün. İspanya İç Savaşı yaklaşık 3 yıl sürmüş ve 1939'un mart ayında Milliyetçilerin, Cumhuriyetçilerin son kalesi olan Madrid'e girmeleri ile sonuçlanmıştır. Her iki taraf için de ciddi kayıplara sebep olsa da, kanlı kıyımın sonucunda Franco önderliğindeki Milliyetçiler kazanmıştır bu iç savaşı. Milliyetçilerin 1939 mart sonunda başkente girmesiyle İspanya'da uzun yıllar sürecek olan Franco diktatörlüğü artık başlamıştır. Franco diktatörlüğü başlar başlamasına da, 3 yıl boyunca savaşta büyük bir yıkıma uğrayan İspanya, 2. Dünya Savaşı’nın getirdiği dünya krizinin de etkisiyle ekonomik anlamda çöküşe geçmiş ve kıtlıkla boğuşan bir ülke haline gelmiştir. Baskıcı faaliyetleri arttığı için Avrupalı ülkeler İspanya’ya yardım etmekten kaçınmışlardır. Hatta iç savaş boyunca destekçisi olan Hitler ile bile ilişkileri kesilmiştir. Artık İspanya’yı zor zamanlar beklemektedir... "Hükümet bize savaş ilan ettiyse, kendimizi savunmaktan başka seçeneğimiz yoktu..." - George Orwell, Katalonya’ya Selam 2. İspanya İç Savaşı’nın Gölgesinde Bir Belgesel Roman: Yasımı Tutacaksın Yasımı Tutacaksın, esasında lakabı El Cordobés (Cordobalı) olan dünyaca ünlü matador Manuel Benitez’in hayatına odaklanan biyografik bir belgesel roman. Belgesel roman dememin sebebiyse, asıl hikaye olarak efsane matador El Cordobés’in yaşam mücadelesini anlatırken, arka planda daha da büyük bir çemberde İspanya İç Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında yaşananları neredeyse kusursuz bir şekilde tasvir ediyor oluşu. (Bkz: #169075790, #168533525) Zaten ‘’Belgesel Roman’’ da bir edebiyat terimi olarak: gerçek olaylara, belgelere, araştırma ve incelemelere dayanarak oluşturulan roman türü demektir. Tarihi kurgu veya böylesine başarılı bir belgesel roman okumanın keyfi gerçekten de sıra dışı. Çünkü bir yandan Benitez’in hikayesini okurken, diğer yandan da bir ülkenin, bir ulusun ve insanlığın mücadelesi ve hüznüne de ortak oldum. Ayrıca bunları da asla sıkılmadan okudum. Sanırım bu da yazarlarımızın asıl mesleklerinin gazeteci ve savaş muhabiri olmalarından kaynaklanıyor. Benitez’in hikayesini gerek kendi ağzından gerekse de etrafındaki insanlar aracılığıyla tüm parçaları en sonunda birleştirecek şekilde tek tek ele almışlar. Betimlemeler de öylesine başarılıydı ki, adeta okurken bir anlığına İspanya’nın ve oranın insanının farklı açılardan çekilmiş fotoğraflarını görüyordum zihnimde. Bu ikilinin kalemini ve tarihi olayları kurguyla birlikte girift bir şekilde okuru sıkmadan işleyişine hayran kaldım diyebilirim. Bu yüzden 1944 Paris’in kurtuluşunu anlattıkları Paris Yanıyor mu?, İsrail’in işgalinin anlatıldığı Kudüs Ey Kudüs ve Hindistan’ın bağımsızlığını ilan edişini işledikleri Bu Gece Özgürlük kitaplarını listeme hemen ekledim, mutlaka okuyacağım. Eserleri yazarken gazeteci kimliklerini ön planda tutmaları, tarihi gerçeklerden ve somut bilgilerden faydalanmaları ve mümkünatı varsa olayları orada yaşayanlardan dinlemeleri gerçekten başka bir boyut kazandırıyor eserlere. Bence bir şansı fazlasıyla hak ediyorlar. ''Fırtınanın yakında kopacağını herkes hissediyordu. Patlak vermesi için bir kıvılcım bekliyorlardı...'' (s. 70) Biraz daha derinlere inecek olursam eğer; roman, ikili bir akışta seyrederken zamanda ileriye ve geriye dönüşlerle besleniyor diyebilirim. Bir yanda krallıktan cumhuriyete, cumhuriyetten iç savaşa ve sonrasında da Franco’nun faşizmine doğru giden bir ülkenin çöküşünü, kendini yok edişini okuyoruz, diğer yanda ise tüm bu süreçte içine doğup büyüdüğü yoksulluk çukurundan kurtulmaya çalışan hırslı bir köylü çocuğunun efsane bir matador olma yolundaki meşakkatli yükselişine şahit oluyoruz. Bu ikili akışın, farklı anlatıcılar kullanılarak desteklenmesi dinamik bir anlatım ve çok perspektifli bir manzara vadediyor okuyucuya. Yasımı Tutacaksın, İspanyol kırsalından tüm sefalete rağmen çıkarak ablasına bir ev satın almak için boğalarla ölesiye mücadele eden, matador olma hayalini gerçekleştirme hevesiyle defalarca dayak yiyen, hapishanelere düşen, ağır yaralar alan ve hatta doğduğu kasaba olan Palma del Rio’dan kovulan Manuel Benitéz’in, nasıl dünyaca ünlü ‘’El Cordobes’’ olduğunun güçlü bir öyküsüdür. Onu öldürecek olan tek şey, kendi umutsuzluğuydu. (s. 353) 3. Kanlı Bir Savaşın Etkisinde Edebiyat ve Sanat: No Pasaran! (Geçit Yok!) Ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso’nun çok konuşulan ‘’Guernica’’ eserine sanıyorum ki bir yerlerde denk gelmişsinizdir. Kendisi Fransa’da yaşamasına rağmen savaşı yakından takip ediyordu. Alman Nazi savaş uçaklarının bombalar yağdırarak yerle yeksan ettiği Guernica kasabasını kendi imgelemini kullanarak resmetti ve adına da ‘’Guernica’’ dedi sadece. Hatta şöyle bir hikayesi de vardır bu tablonun: Katıldığı bir sergide Alman bir general Picasso'ya yaklaşır ve sorar: ''Bu tabloyu siz mi yaptınız?'' Picasso da; ''Hayır, siz yaptınız.'' der... (Bkz: images.app.goo.gl/tzKPoCAikiAQsbRT6) Aynı zamanda büyük İspanyol ozanı Federico Garcia Lorca’nın da faşistler tarafından kurşunlanarak infaz edildiği bu kanlı vahşetin etkisi sanatta olduğu gibi edebiyatta da büyük ölçüde görüldü. Pablo Picasso’nun Guernica tablosuna, Pablo Neruda ve Nazım Hikmet Ran’ın dizelerine, Rodrigo’nun Aranjuez adlı gitar konçertosuna da konu oldu. İnsanlar bir merhem olarak edebiyatı ve sanatı seçtiler yaralarına sürmek için, belki de bir tuzdu bu ama yazmak, anlatmak zorundaydılar. Yaşanılan onca habis olayları, zalimlikleri diğer nesillere aktarmalıydılar. Kurgu dışı kitapların yanı sıra birçok kurgu eser de ortaya çıkmış oldu böylece. İşte bunlardan da hem kendim hem de sizler için ufak çaplı bir liste oluşturdum: 1. Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Ernest Hemingway) 2. Katalonya'ya Selam (George Orwell) 3. Eulalia’nın Evi (Manuel Tiago) 4. Gün Ortasında Karanlık (Arthur Koestler) 5. İspanya’da Ölüm Güncesi (Arthur Koestler) 6. Salamina Askerleri (Javier Cercas) 7. Karanlıkların Hükümdarı (Javier Cercas) 8. Yasımı Tutacaksın (Dominique Lapierre & Larry Collins) 9. Umut (Andre Malraux) 10. Yeryüzünde Konaklama (Pablo Neruda) 11. Costa Brava (Muriel Rukeyser) 12. Hiç (Carmen Leforet) 13. Güvercinler Gittiğinde (Merce Rodoreda) 14. Denizin Uzun Taçyaprağı (Isabella Allende) 15. Jules Verne Okuru (Almudena Grendes) 16. İspanya, Yaşasın Ölüm (Nikos Kazancakis) 17. Güney (Colm Tóibín) 18. Güvercinler Gittiğinde (Merce Rodoreda) 19. Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl (José Saramago) 20. Toplu Oyunları 1 (José Sanchis Sinistera) 21. Bir Zamanlar Hayat Bizimdi (Marian Izaguirre) Ve son olarak da incelemenin şarkısını paylaşmak istiyorum. İspanya İç Savaşı'nın atmosferini çok iyi yansıtan ve benim de dinlemeye doyamadıklarımdan birisi, "¡Ay Carmela!": youtu.be/55QLmZ0xwDs Herkese keyifli ve verimli okumalar! ''Dizlerinizin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarınızın üzerinde gururla ölmek daha iyidir!'' (s. 111)
Edebiyat
Yasımı TutacaksınLarry Collins · Alakarga Yayınları · 2017427 okunma
··
5bin Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kayaberk İpek
Gönderi Sahibi
El Cordobés o kadar seviliyordu ki, ünü ülke sınırlarını aşmıştı. Adına şarkılar yazılıp söyleniyordu. Bunlardan en bilineni ünlü İtalyan şarkıcı Dalida'nın 1966'da besteleyip seslendirdiği ''El Cordobés'' adlı şarkıdır. Bu şarkı sonradan aranje edilerek farklı Türkçe sözlerle ve ''Seni Beklerim Öptüğün Yerde'' adıyla Nilüfer tarafından da seslendirilmiştir. • Dalida - El Cordobes (Palmares 1966): youtu.be/U0myJ7r0BFY • Nilüfer - Seni Beklerim Öptüğün Yerde: youtu.be/1obRfR2XK7Q
| El Cordobes - Pierre Sellin youtu.be/-5v7udmRtmM (incelemeyi okurken yorumlara hâlihazırda eklemişsinizdir diye düşünmüştüm) Kaleminize sağlık.
Kayaberk İpek
Gönderi Sahibi
Trompetin dile geldiği an... Kitabı okurken arka planda döngüde çalan birkaç şarkıdan biriydi bu da, eklemeyi unutmuşum üzerinden zaman geçince. Teşekkür ediyorum hatırlattığınız için. ^^