Gönderi

10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2024 23:50
BİR AŞAĞILIK KOMPLEKSLİ ROMAN: KıskanmakKıskanmak Sigmund FreudSigmund Freud ve Alfred AdlerAlfred Adler, bu romanı okumuş olsalardı kuvvetle muhtemel ‘’Bizi doğru anlamışsın evlâdım, Aferin!’’ deyip Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik ’in elini sıkıp tebrik ederlerdi. Yerli yazarlarımızdan Peyami SafaPeyami Safa ’yı psikolojik tahlilleri konusunda tek geçerdim ama Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik ile tanıştıktan sonra bu düşüncem biraz değişti. Aynı ipte artık iki cambaz oynuyor benim için. Peyami SafaPeyami Safa ’yı seviyorsanız, Halid Ziya UşaklıgilHalid Ziya Uşaklıgil ’i seviyorsanız Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik ’i sevmemek gibi ihtimaliniz asla olmayacaktır. Psikanalizi daha ilk satırlardan başlayarak eserin finaline kadar hiç durmaksızın adeta stenografi yazı makinası gibi tıkır tıkır işletmiş, psikanalizin dibini sıyırmış resmen. Romanı baştan sona ağzım açık bir halde okudum. KıskanmakKıskanmak kitabının ismine aldanarak, klasik bir aşk romanı olduğu kanaatine kapılmayın. Bilakis tam tersi; entrika, ihanet, kıskançlık, sinsilik, intikam, şehvet, ihtiras, aşk, cinayet, alavere dalavere ne ararsanız var. Tam bir Türk Dizisi çekilecek tüm niteliklere fazlasıyla sahip bir roman. Hepsi birbirinin kopyası olan yeni nesil yerli televizyon dizilerine harcayacağınız çöp vakti şu kitaba ayırsanız hem gerçek dizi film tadında lezzetli bir edebi eser okumuş hem de insan ruhunun dehlizlerinde psikanalitik bir yolculuğa çıkmış olursunuz. Aslında romanın 2009'da ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz tarafından filmi çekildi ancak çok parlatılmadı. Lakin yazarın kendisinin de edebiyat camiası tarafından kasıtlı olarak parlatılmamış olması da ayrı bir konu. İncelememin devamında bu konuya zaten değineceğim. Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik , roman karakterlerinin "kötü" olarak nitelendirilen davranışlarının arka planında neden "kötü" davrandıklarına dair gerekçelerini koyarak roman kurgusunu oluşturduğunu görüyoruz. Bunları öyle başarılı bir şekilde sunmuştur ki bu romanı okuyan bir okur kötü davranışlar sergileyen roman karakterlerinin davranışlarının altında yatan psikolojik sebeplerini de açıklayıp okuru bilgilendirmekte ve okuru roman karakterlerinin haline acır hale getirmektedir. Bu açıdan bakıldığında; roman tamamen bir ‘’Freudyen Bakış Açısı’’nı çağrıştırmaktadır. Fiziksel olarak ‘’Güzellik’’ ve ‘’Çirkinlik’’ kavramlarının şiddetli çarpışması sonucu ‘’Çirkin’’ olan da ortaya çıkan ‘’Kıskanmak’’ eyleminin altında yatan ‘’Gizlenmiş/Maskelenmiş Kötülük’’ dürtüsü, açıkça deşifre edilmiştir. “Güzelliğiyle yakıp geçmek’’ diye bir tabir vardır ancak Seniha karakteri çirkinliğiyle ortalığı yakıp geçmiştir. Hem de öyle böyle değil. Türk romanlarındaki ilk negatif roman karakterleri arasında sayılan Seniha karakteri, roman boyunca kendisine yapılan haksızlıklara karşı sessiz bir tutum sergilemiştir. Sessizliğinin altında yatan elbette bir aşağılık kompleksi ve bununla beraber gelen gizli bir sinsiliktir. Çocukluğunda ailesi tarafından hiç sevgi görmediği gibi sanki bir köşede unutulmuş ve ötekileştirilmiştir. Bir yanda aile içinde sürekli hor görülürken diğer yanda erkek kardeşi tam aksine el üstünde tutulmuş, baş tacı edilmiştir. Çocukluktan süregelen bu durum elbette ruhunun en derinliklerinde bir karşılık bulacaktır; kin, nefret, haset ve sinsilik tohumları ruhun derinliklerde birikecek, her geçen gün ağabeyine daha çok bilenecektir. Elbette, çocuklukta tohumları ekilen bu kıskançlık tohumları bir gün gelecek filizlenecek; Seniha’nın yıllardır süregelen sinsi sessizliği, şanlı bir intikamın zaferi ile taçlandırılacaktır. Eserin zaten kilit noktası da buradadır; sessizlik bittiği an, tabiri caizse küvetin tıpası çekilecek ve biriken tüm pis su bir anda boşalacaktır. Eserin tüm olay örgüsünün ve kaderinin iplerini tek başına çekip çeviren negatif roman karakteri Seniha’nın ruhunun dehlizlerine inelim: Alfred AdlerAlfred Adler, ana-babanın rolüne ve önemine hatta toplumun insan karakterini şekillendirici etkisine dikkat çekerek, bir yetişkin insanın hayatının ilk yıllarında (0-6 yaş) kişilik ve karakter yapısının belirlendiğine tıpkı Sigmund FreudSigmund Freud ’un da aynı şekilde yaptığı gibi vurgu yapar. Yaşamlarından memnun olmayan, sürekli pesimist tavırlar sergileyen, kendisiyle hayatla ve toplumla bir türlü barışık olamayan kimselerin bu tür rahatsızlıklarının kaynağının nereden geldiğini, bireyin kusurlu davranışlarının topluma nasıl olumsuz etki edebileceğini, bireyin kendisine ayna tutarak hatalarını nasıl görebileceğini sağlayan bir farkındalık yaratmaktadır. Romanda çocukluğundan itibaren ailesi tarafından hiç ilgi gösterilmeyen, hakir görülen ve dışlanan Seniha karakterinin tam karşısına Seniha’nın aksine haddinden fazla ilgi gösterilmiş ve şımartılmış olan ‘’Ağabey Halit’’ karakteri konulmuştur. Ancak ailesi tarafından haddinden fazla şımartılmış, el bebek gül bebek büyütülmüş çocuklar herhangi bir problemin üstesinden gelmek için yeterli gücü kendilerinde bulamayabilirler. Bu da aşağılık kompleksinin bir diğer nedenidir. Çünkü çocukluktan gelen aşağılık kompleksini baskılayabilecek olan tek şey, Üstünlük Kompleksi’dir. Üstünlük Kompleksi, bireyin yetersizlik duygularıyla sağlıklı olmayan bir şekilde başa çıkma yöntemidir. Üstünlük Kompleksi, bir psikolojik sorun değil mevcut olan sorunu (Aşağılık Kompleksi’ni) baskılama vasıtasıdır. Üstünlük Kompleksi’ne sahip insanlar, Aşağılık Kompleksi’ne de sahip olduklarının farkında değildir. Sonuç olarak; en derinlerde yatan ve varolan tek bir sorun vardır; o da ‘’Aşağılık Kompleksi’’dir. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında romanda kardeş rolündeki Seniha ve Halit Ağabey, aslında aynı psikolojik sorundan muzdariptir ve bu yüzdendir ki ‘’Kıskanmak’’ romanı bir ‘’Bir Aşağılık Kompleksi’nin Romanı’’dır. KıskanmakKıskanmak romanının bizzat kendisi, psikolojik olarak “rahatsız” bir romandır. Ailesinin sergilediği bu sorunlu yetiştirme tarzı sonucu Seniha’ya hem dışarıdan sürekli itham edilen hem de içeriden kendi kendine sürekli telkin ettiği fiziksel ‘’Çirkinlik’’ hissi, onun ruhunu tamamen esir almış haldedir. Seniha, ağabeyi Halit’e haset duyar, kin besler. Tüm bu maruz kaldığı çirkin ithamların, dışlanmışlıkların, yaşanmamışlıklarının, sahip olamadıklarının ve içine düşürüldüğü müşkül durumun tek bir müsebbibi vardır; o da ailesinin haddinden fazla şımarttığı bir Erkek Güzeli (!) olan ağabeyi Halit’tir. Bu öylesine bir kindir ki; ağabeyinin kendinden evvel toprağa verildiğini görse sanki başı göğe erecektir. İntikam, soğuk çelik bıçağını parlak ışığa tutup sert hareketlerle bilemektedir. Tam da bunun karşısında duygu-durum ve davranışlarında dalgalanmalar ve ani sert geçişler gözlenir; özellikle ağabeyi Halit’in Beyoğlu’nun gece hayatından evine döndüğü günün sabahında ona kahvaltısını götüren Seniha’nın ağabeyini hayran hayran seyrettiği kısımlar, Sınır Kişilik Örgütlenmesi (Borderline Kişilik Bozukluğu) hastalığından da muzdarip olduğu yönündeki kanıyı güçlendirmektedir. Kitabın yazarı Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik , bir psikiyatrist olmadığı halde ana roman karakterine dolaylı olarak bir psikolojik hastalık teşhisi koymuş gibidir. Peyami SafaPeyami Safa ve Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik gibi psikiyatrik yazarlarımızın romanları, adeta psikiyatrist doktor reçetesi gibi durmaktadır. Ana roman karakterinden kitabın yazarına uzanmak suretiyle Seniha’nın bu psikolojik rahatsızlığının sebebi, kitabın yazarının otobiyografik derinliklerinde saklıdır diyebiliriz; Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik , henüz doğduğunda anne ve babasının ilişkisi bitmiştir. Örik, dört yaşına bile gelmediğinde ise anne-baba tamamen birbirinden kopmuş, ayrılmışlardır. Baba figürü, varla yok arası bir mahlȗk; anne ise kayıtsız-pasif konumundadır. ‘’Kayıtsız-Pasif Anne’’, en tehlikelisidir. Çünkü, anne tarafından kısıtlı gösterilen ya da hiç gösterilmeyen ilgi, bir çocuğun psikolojisinde hayatı boyunca onulmaz yaralar açacak, bireyi ömür boyu bu sorunlar zinciriyle boğuşmak zorunda bırakacaktır. Pek tabii ki birey, topluma eklemlenmiş bir parça olduğu için bu durumun bireyden çıkışla tüm topluma sirayet edecek olan olumsuz zincirleme yansımaları da olacaktır. Bir çocuğun konuşmaya yeni yeni başladığı, ‘’Annnee!’’ ve ‘’Babbbaa!’’ sözcükleri ilk kez ağzından zar zor telafuz etmeye başlandığı yaşlarda ‘’Annnee!’’ ve ‘’Babbbaa!’’nın yokluğu, ilk kez telafuz edilen sözcüklerin karşılık bulamayışı elbette bir çocuğun psikolojisini etkileyecek ve doğumundan ölümüne kadarki tüm yaşamına sirayet edecektir. Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik de anne-baba figürlerinin kendi öz hayatındaki eksikliğini eserlerinde oluşturduğu roman karakterlerine böyle yansıtmıştır. Bu yönüyle bakıldığında evet, yarı-öz yaşam hikâye (semi-otobiyografik) de denilebilir. Bu kısımları biraz daha eşelediğimizde yazarın öz yaşam hikâyesinde ‘’Baba Figürü’’nün olmayışının negatif etkileri ve ontolojik açıdan bir anlam ifade etmeyişi, sanki yazarın erkek roman karakterlerini flu tonlarda ya da sütle marine edilip yumuşatılmış (!) bir şekilde oluşturulduğu izlenimi vermekte; erkekten “erkeğimtrak” tonlara doğru meyil etmektedir. Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik için erkek karakterler, ‘’Yakışıklı’’ değil ‘’Güzel’’dir; ‘’Yakışıklı Erkek’’ yoktur; ‘’Erkek Güzeli’’ (!) vardır. Normalde yazarlar ve şairler, kadınların güzelliklerini tablo gibi tasvir ederlerken bu romanda tam aksi olmuştur. Erkekler için öyle betimlemeler yapılmıştır ki Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik erkeğin güzelliğini adeta muazzam güzellikle resmedilmiş bir tablo gibi tasvir ederek betimlemiştir ki buna mukabil erkek karakterlerin geçtiği satırlarda göz çarpacak şekilde Narsist davranışlar da gözlemlenmektedir. Özellikle romandaki diğer Erkek Güzeli Nüzhet karakteri, tamamıyla Hedonist ve Narsist yapıda bir karakterdir. Her kadını rahatlıkla etkileyebilen, aşırı özgüven patlaması yaşayan kazanova bir karakterdir. Tuzu kurudur. Yediği önünde yemediği arkasındadır, anacığı tarafından el bebek gül bebek büyütülmüş, aşırı konformist, oldukça Narsist, üstüne üstlük davranışlarında da bunu ayan beyan belli etmekten de asla gocunmaz. Hedonizm ve Narsizmi Erkek Güzelleri Nüzhet ve Halit Ağabey karakterleri üzerinden işlendiği bu roman bana bir parça; “Onların Dorian Gray’i , Lord Henry Wotton’u varsa bizim de Hedonist ve Narsist karakterli Erkek Güzeli Nüzhetimiz, Halit Ağabeyimiz var” dedirtti. Kalemlerinin gücü, anlatım ve ifade zenginliği, insan davranışlarının derinliklerindeki ruhsal derinliği görebilme dehaları, psikanalitik çözümlemeler ve insan davranışlarını anlamlandırma, insanı tanıma babında diyebiliriz ki: Onların Oscar WildeOscar Wilde’ı varsa bizim de Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik’imiz var. Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik , kadına ait olan ‘’Güzellik’’ kavramını erkeğe bahşedip kadına çirkin/kötücül bir sıfat atfetmiştir. Dolayısıyla erkek karakterlere bahşedilen kadınsı özelliklerden dolayı romanda erkek karakterler, erkek imgesini yeterince temsil etmiyor gibi gözükmektedir. Tam bir perspektif roman, sıradışı bir bakış açısıyla okurunu oldukça şaşırtan bir yazar Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik Bu romanda baba karakterler yine ortalıklarda pek gözükmezken anne karakterler, erkek güzeli evlâtlarını tosuncuk gibi beslemekte haddinden fazla ilgi ve alâka göstermekteyken yine annelerin kız çocuklarını – özellikle Seniha’yı – haddinden fazla dışladığını, hatta hakaretamiz bir şekilde kırarak hakir gördüklerine şahit olmaktayız. Tam da bu noktada cinsiyet rollerinin paradigmatik değişimi ortaya çıkmakta olup tosuncuk gibi beslenen, annenin dizinden ayrıl(a)mayan, konfor alanından çık(a)mayan erkek karakterler, güçsüz ve pasif bir izlenim verirken kadın karakterlerin dominant ve mücadeleci bir yapıda olduğunu görmekteyiz. Hep alışılagelmiş bir şekilde erkeğin iktidarı temsil eden rolünün değiştiği bu perspektiften bakıldığında ‘’Kıskanmak’’, bir ‘’Cinsiyet Rollerinin Paradigmatik Değişimi’’ romanı olarak da atfedilebilir, Tıpkı Sabahattin AliSabahattin Ali ‘nin Kürk Mantolu MadonnaKürk Mantolu Madonna ‘sında da olduğu gibi. Ancak burada yaratılan kadının merkezde olduğu dünyada, ilişkiler aşk ve sevgi çerçevesinde değil menfaat ve karşı tarafın acziyetinden faydalanılmasına yönelik olarak kurgulanmış, kadın dominasyonu, bencil bir temele oturtulmuştur. Güçsüzlük, acziyet ve mağduriyet, kadından erkeğe geçmiş, taraf değiştirmiştir. Kadın karakterlere biçilen rol, İblisvari (Daemonic) derecede ileri ve kötücül bir roldür. Şeytani rolün hemen hemen tüm özellikleri, bu romanda kadın karakterler tarafından maharetle kullanılmıştır. Bunun sebebi, yazarın öz yaşantısında annesiyle olan erken dönem sorunlu ilişkileridir. Kadınlara ‘’Mahlȗk!’’ diye hitabetmesi, öz yaşamında anneye olan kinin bir nevi sebebidir. Yazar, anneye olan kinini maalesef tüm kadınlardan çıkarmış gibi durmaktadır. Hırs, acı çektire çektire süründürmek, yakmak, yıkmak, şehvet, zina yapmak, aldatmak, Makyavelist tutumla iktidarı ele geçirmek için her türlü yolu mübah saymak …vs gibi tüm Şeytani vasıflar, sanki yetmemiş gibi Şeytan’ın yanına Azrail’i de katmış O da elindeki tırpanıyla romanın gölgesinde hali hazır konumda beklemiştir; bir yanda İblis’i diğer yanda elinde tırpanıyla Azrail’i romanda oldukça koşturup terletmiştir, yazar. Roman karakterlerinin sürekli bir şeyleri kovalamaca ya da birşeylerden kaçma halini özellikle de Mükerrem’in kocasını aldatması ile başlayan bir türlü dizginlenemeyen tedirginlik hali ve yasaklı aşkı her an ortaya çıkacak korkusu, bana Stefan ZweigStefan Zweig’ın KorkuKorku novellasını oldukça hatırlattı. Açık konuşmak gerekirse, bu noktadan hareketle Zweig’dan pek aşağı kalır bir yanını da göremedim. Göğsümü kabartarak; ‘’Onların Zweig’ı varsa bizim de Nahid Sırrı Örik’imiz, Peyami Safa’mız var.’’ diyebilirim. Zannımca yazar, tüm bu kötücül kadın karakterleri kurgularkenki amacı, kadını kötü göstermek değil kadın karakterler üzerinden insan ruhunun derinliklerine inerek oradaki kötücül tohumlarına erişip açığa çıkarmasında yatmaktadır diye düşünmekteyim. Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski ’nin Ezilmiş ve AşağılanmışlarEzilmiş ve Aşağılanmışlar romanındaki meşhur Prens Valkovski karakterinin de söylediği gibi: “Keşke imkân olsaydı da (ki insan tabiatı için bu asla mümkün değildir) herkes, hepimiz, benliğimizin en gizli köşelerini olduğu gibi açığa vurabilseydik; başkalarına, hatta en yakın dostlarımıza, sırası gelince kendimize bile itiraf etmekten çekindiğimiz ne varsa, hepsini korkmadan ortaya dökebilseydik, dünyayı saracak pis kokudan hepimiz boğulurduk. Parantez içinde söyleyeyim, toplumu düzenleyen yasalar, görgü kuralları bu bakımdan iyidir zaten. Derin bir fikir gizlidir bunlarda; ahlâki olduğu iddia edilemeyecek ama, koruyucu, bize rahatlık sağlayan bir fikir. Bu da azımsanmamalı, çünkü ahlâk da rahatlıktan başka bir şey değildir, yani rahatımız için icat edilmiştir. Son olarak şunu söyleyeyim: Kusurlarımı, ahlâksızlığımı, sefihliğimi başıma kakıyorsunuz; oysa bütün suçum başkalarından daha içten olmam, o kadar. Demin de dediğim gibi, başkalarının kendilerinden bile sakladığı gerçekleri ben açıkça ortaya döküyorum.” Birçok kereler dışarıdan sürekli kendisine hissettirilen evinde bir sığıntıdan ibaret vaziyette dışlanan ve her seferinde fiziksel çirkinliği yüzüne vurulan bir karakteri - kıskançlık ve kinle zehirlenen ve kinin zaferiyle güzelleşen bir kadını - değil cinsiyet ayrımı olmadan aslında tüm insanlığı anlatmıştır, yazar. Romanda asıl büyük resim, ‘’İyilik (Güzellik) - Kötülük (Çirkinlik)’’ düalizminin çatışması gibi gözükse de güzel olan da aslında o kadar masum değildir; kaldı ki ayriyeten bir de ‘’Güzelliğin Hiyerarşisi’’ bu romana dahildir. Nihayetinde romanda her iki taraf da kendi pisliğinde boğulmaktadır, tıpkı Bernard ShawBernard Shaw ‘ın dediği gibi: ‘’Bir domuz sizi çamurda dövüşmeye çağırıyorsa, önce çamurun kurumasını bekleyin; sonra, sakince teklifini reddedip yolunuza devam edin. Asla bir domuzla güreşmeyin. Eğer güreşirseniz ikiniz de çamura batarsınız fakat tek fark, domuzun bundan zevk alıyor olmasıdır.” Genel çerçeveden bakıldığında roman ‘’Kötülerin Dünyası’’nda gerçekleşen bir senaryo gibi durmaktadır; sevgi ve aşk gibi kavramlar bile en kirletilmiş halleriyle yaşanır bu dünyada. Güzelliğin Hiyerarşisi, sadece erkek güzelleri ve kötücül karakterler arasında değil kadınlar arasında da hiyerarşik olarak işlemekte; bir yandan çirkin bir kadın olan Seniha'nın karşısına tam zıttı olan çok güzel bir kadını - Mükerrem’i - koymaktadır. Karşıt kavramların içinde bir hiyerarşik düzen işletmesi, çok özgün ve ilgi çekici duruyor. Güzellik kavramının kendi içinde ise hiyerarşi, romanın iki Erkek Güzeli olan Ağabey Halit ve Nüzhet için işlemiştir. Yazarın bu eseri, baş kahramanı negatif olan ilk roman karakteri Seniha’yı barındırmasıyla Dünya Edebiyatı literatüründe özel bir yere sahiptir. Dolayısıyla da romanın negatif baş kahramanı, romanın kaderini belirleyecek bir Femme Fatale (yazgıyla oynayan kadın)’dir. Genel itibariyle bu roman da zaten baştan sona bir negatif karakterler silsilesidir. Sadece psikanaliz olarak değil tarihi bir roman olarak o dönemi anlayabilmek adına da ayrıca okunmalıdır. Kaldı ki Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik , özellikle tarihe çok düşkün bir şahsiyettir. Sadece kadın ve erkek karakterlerinde gösterdiği çok başarılı iç - dış tahlil ve tasvirlerini değil o dönemdeki yalı, konak, sokak, şehir ve toplumsal hayatı da ayrıca başarıyla tasvir etmiştir. Dönemin dışarıdan gözlemlenen dışsal tasviri değil o dönemin ruhunu da anlatarak ve hatta o döneme ve mimarisine bile psikanalitik bir gözle bakmak suretiyle yalıların, konakların, cumbalı evlerin, sokakların ruhunu da satırlarına taşımıştır. Evet, yanlış duymadınız; sadece insanın değil binaların da ruhuna girip psikolojik çözümlemesini yapmıştır. Adeta Alaaddin’in sihirli lambasından çıkan bir cıva buharı gibi hem içeriden hem dışarıdan her yere girip sızıp çıkmıştır. Eskiden ayrılıp yeniye adapte olma çabasındaki bazı edebiyatçılarımız, eski geleneğe bağlı olan ve sürekli eskiyi eserlerinde işleyen Nahid Sırrı Örik’i zamanla hedef haline getirmiştir. Bunda biraz Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik ’in eşcinsel kimliği de etkili olmuştur. Yusuf Ziya OrtaçYusuf Ziya Ortaç 'ın Akbaba dergisinde yayımlanmış olan bir şiirindeki şu dizeleri, Nahid Sırrı’yı çok incitmiş, bir nevi edebiyat meclislerine onu küstürmüştür: “Kırıtarak gelirken uzaktan Nahid Sırrı, Sanırım pantolonlu ceketli bir kız gelir!” Örik, kendi toplumunun yine kendi öz evlatlarından oluşan edebiyat camiasındaki meslektaşları tarafından arka plana atılmıştır. Edebiyat çeşmesinin şifalı suyundan kana kana içmiş, onun güzelliklerinden kendi huyuna suyuna feyzalmış yazarların kendi meslektaşına, aynı muhitten dostuna karşı böylesi bir tavır içine girmesinin belki de tek bir sebebi olabilir: ‘’Kıskanmak’’ Ancak elbette Selim İleriSelim İleri gibi kadir kıymet bilen, Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik gibi böylesi edebi bir değeri, tozlu rafların arasından çekip çıkartan ve parlatmasını bilen yazarlarımız da var. ‘’O eski dili ve eski düşünme tarzı ile gençler arasında yadırganmaması imkânsızdı. Çalışmalarına verdiği yönle, kendisi ayırmıştı yolunu bizden. İşin en ilginç, en acı olan yanı ise 1946 yılındaki ilk basımının ardından 1994 senesine kadar bir daha basılma şerefine nail olamamış, dile kolay neredeyse 50 koca yıl...’’ * * * Kalemini eğip bükmeden, kalemiyle sağa sola kırıtmadan (!) yazan büyük edebi yetenek ve psikanaliz dehası ‘’Pantolonlu Ceketli Kız Nahid Sırrı Örik’’e saygı ve minnetle . . . KıskanmakKıskanmak Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik
Edebiyat
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Oğlak Yayıncılık · 20213,338 okunma
··
4 +1'leme
·
1.575 Gösterim
12 Yorum
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Bu kitabı okumadan önce Alfred AdlerAlfred Adler ‘in her daim şiddetle tavsiye ettiğim kitabı İnsan Tabiatını Tanımaİnsan Tabiatını Tanıma okunursa bu kitabın okuması için oldukça besleyici olacaktır. Özellikle , Mustafa A.Mustafa A. için “Yüksek Seviyeli Kırmızı Kodlu‼️ Kitap Tavsiyesi” olarak geçmekteyim.
Şu an, sırada okuyacağım kitap Adler'indi zaten. Teşekkür ederim kırmızı kodlu tavsiye için.😀
Sırf bu incelemeyi okumak için bile bu kitaba başlayabilirim👍🏻🥳✅
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Tozlu rafların arasında yalnızlığa terkedilmiş olan bu kitabı oradan çekip çıkartın, mutlaka okuyun ve onu parlatın. Bu kitap ve yazarı şu anda daha bilinir olmalıydı, böyle kitapların ve yazarların kaderini ancak biz okurlar değiştirebiliriz. Yakın zaman önce kaybettiğimiz Selim İleriSelim İleri’nin cilalayıp parlattığı, öve öve bitiremediği bu yazarı, okumak ve hakettiği, ait olduğu değere eriştirmek bizlere düşüyor. Teşekkür ederim Bahar keskinBahar keskin Şimdiden iyi okumalar dilerim ✨🙏🏻✨
Şu sitede senin gibi okuduğu kitapları en ince ayrıntısına kadar irdeleyen, bazen bir paragrafın, bazen bir cümlenin bazen de bir kelimenin ardına düşüp onu lime lime eden başka bir okur var mıdır bilmiyorum @EnginMavi. 👏 Kitapta entrika, ihanet, kıskançlık, sinsilik, intikam, şehvet, ihtiras, aşk, cinayet, alavere dalavere yani insana dair akla gelen her şey var diyorsun yani.:) Bu güzel incelemeden sonra kitabı mutlaka okuyacağım. Ellerine sağlık arkadaşım.
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Mustafa A.Mustafa A. . Senin gibi entelektüel donanımı yüksek bir okurdan bunları duymak çok motive edici. 🙏🏻✨ Kitaptan optimum verim almak için gayret ederken kitap dostlarıma da bir katkısı olması için çabalıyorum. Evet, bu kitapta insana dair her şey var. https://1000kitap.com/gonderi/211713238 Aşağılık Kompleksinin mucidi Alfred AdlerAlfred Adler bu romanla tanışmış olsaydı gözleri dolardı herhalde :) Çok teşekkür ederim dostum 🙏🏻✨
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Beni bu kitapla buluşturan ve okumama vesile olan Özgün CoşkunÖzgün Coşkun a özellikle teşekkür ederim. Sayende muazzam bir yazar ve eser ile tanıştım. 🙏🏻✨
Bu roman ancak bu kadar iyi tahlil edilebilirdi. Benzerlik bulduğunuz romanları ben de okurken düşünmüştüm. Yazarın hayatını bilmiyordum, dışlanmış olması beni hüzünlendirdi…
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Ülkü Hanım 🙏🏻 Bir kitabı okurken çok sayıda çağrışım alıyorum diğer yazarlardan ve kitaplarından. Dolayısıyla inceleme yazılarıma da yansıyor bu durum. Evet yaşadığı dönemde maalesef hakettiği ilgiyi görememiş, hatta dışlanmış bir yazar Nahid Sırrı ÖrikNahid Sırrı Örik . İnceleme yazımla bir parça da olsa tanınmasına vesile olmaya gayret ettim. İyi okumalar dilerim 📖
Reklam
Tamda dilediğiniz gibi, dizisi yapılmış şimdi yayınlanmaya başladı. Bende uyarlama olduğunu görünce kitabı araştırmak için geldim ve incelemeniz ile karşılaştım elinize sağlık hemen okuyacaklarım arasına ekledim ☺️
Engin Mavi
Gönderi Sahibi
Ben de reklam afişlerinde tesadüfen dün farkettim. Dizisini çekmişler. NOW TV de şu anda yayınlanıyor. Genelde dizi ya da filmler kitaplarla aynı tadı vermiyor ama izleyip görmek lazım tabi. İncelememi beğenmenize çok sevindim. Çok teşekkür ederim Yasemin Hanım 🙏🏻
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.