omuz üstünden kısaca yakın geçmişe bakmak..
Puan vermedi·184 syf.··
2024 332. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2024 02:47
okumuş olduğum bu kitap osmanlı devletinin II. abdülhamid-vahdettin dönemleri arasındaki gerçekleşen, hala tartışılan olaylara ve türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne dek içeride dışarıda yaşadığı sorunlara, kendisine ab ülkeleri, abd ve küresel sermaye sahipleri tarafından yapılan direkt/dolaylı saldırılara değinen bunun yanında son zamanlarda haklı olarak ülke gündeminin tam ortasında yer alan göçmen sorunundan bahseden, bu konular üzerine farklı başlıklar altında büyüteç tutan bir kitap. kitabın yazarı emekli bir asker olan Naim Babüroğlu . bu tarz kitapları bence kurmay sınıfı mensubu askerlerin yazması okuyucu için daha bir faydalı. zira bu tarz kitaplar gazeteciler tarafından yazıldığında kitabın yazım dili daha ağır ve ağdalı oluyor ister istemez. bunda gazeteci-araştırmacı yazarın kendi düşüncesini okuyucuya kabul ettirmek, ispat etmek gibi düşüncelerle konuya farklı bakış açılarından bakması, konu hakkında yerli yabancı çeşitli kaynaklardan alıntılar yapması da önemli bir etken diye düşünüyorum. (bunlara yanlış, olmaması gerekir demiyorum..) oysa bu tarz kitapları kurmay sınıfı bir asker yazdığında konuyu daha kısa, daha net, daha açık, okuyucunun aklını fazla bulandırmadan dile getiriyor. sanırım buna biraz da geçmişte aldığı askeri eğitim neden oluyor.. zira bilinir ki askerlikte gerek yazılı gerek sözlü emir olsun gerek askeri rapor olsun gerekse de askeri sunum olsun dikkat edilmesi gereken ilk husus anlatıcı olan askerin anlattıklarını dinleyen/okuyan askerlere karşı açık, anlaşılır, net olması gerekir. askerlikte disiplin ve anlaşılır olmak önemlidir.. işte kurmay sınıfı askerlerin kitaplarında bence bu kaygı mevcut.. (pozitif anlamda mesleki deformasyon.. (= ) bkz. İlker Başbuğ , Osman Pamukoğlu , Engin Alan , Alaettin Parmaksız Naim Babüroğlu .. sayfa sayısı da fazla olmayan bu kitabın okuyucusunu sıkmayacağını hatta yukarıda dile getirdiklerim sayesinde kendisine bağlayıp bir solukta kitabı okuyacağını düşünüyorum.. yazar hakkında düşüncemi belirttikten sonra esas konu olan kitabın içeriğinden bahsedeyim biraz da.. bunu da yazarın kitapta yaptığı şekilde, konu başlıkları altında, yapmaya çalışayım.. göçmen sorunu ve türkiyeyi bekleyen büyük tehlike #249904074 diyor yazar. türkiyenin de içinde bulunduğu coğrafyada ab ve abd çıkarına bölgesel, toplumsal, politik, kültürel, kaos çıkarmak için bölgede yer alan ülkelerin iktidarını yıpratmak hatta yok etmek için ab, abdnin yaptıklarını kısaca anlatıyor.. bunları yapmak için maşa olarak kullanılan sorostan ve sorosun faaliyetlerinden de bahsediyor ve devamında suriye iç savaşına, suriyelilerin ülkelerinden çıkarılmaları konusuna değiniyor. bunun hangi amaçlara hizmet ettiği hususuna da kısa kısa değiniyor; #249906558 , #249906717 , #249910201 türkiyeye resmi, kaçak yollarla giren suriyelilerin türkiyede kalmasını, ab ülkelerine geçmemesini hatta suriyeye geri dönmemeleri hususunda türk hükümetlerinin yaptığı türk milleti aleyhine olan resmi antlaşmalara da değiniyor; #249910438 insan hakları, yardım, hümanizm güzellemesi yapan ab ülkelerinin bu konuda samimi olmadığını da gözden kaçırmıyor naim babüroğlu; #249910671 , #249916343 , #249915356 suriye, ırak sınırında yer alan şehirlerin deprem sonrası yaşanan can kayıpları ve bölge insanının buradan göç etmesi sonrası bölgenin demografik yapı olarak içinde bulunduğu sıkıntılı durum hakkında da okuyucuyu uyarıyor yazar; #249916533 terörle mücadele ve ulusal çıkarlar naim babüroğlu bu bölümde 1994-2002 yılları arasında tsknin teröre karşı giriştiği etkin faaliyetlerden bahsedip bu konuda büyük aşama kaydedildiğinden fakat (artık ne hikmetse) akp iktidara gelir gelmez tsknin bu etkin faaliyetlerinin zamanla azaldığından hatta bir süre boyunca sıfıra indirgendiğinden bahsediyor. bu süreçler hakkında akp hükümetlerinin bu politikalarının nedenleri konusunda da kısa kısa bilgilendirmeler yapıyor naim babüroğlu.. örneğin; 10 mart 2009da dönemin cumhurbaşkanı 'yakında güzel şeyler olacak..' der.. 29 mart seçimlerini akp önde bitirir ( tr.wikipedia.org/wiki/2009_T%C3%... ) temmuz 2009da demokratik açılım süreci başlar.. bu süreç 5-6 yıl sonra güneydoğuda; sur, cizre, silopi, yüksekova ve nusaybin gibi ilçelerden halkın yaklaşık yarısının, evlerini terk etmesi, bölgede yaklaşık 600 civarında güvenlik görevlisi şehit olması ile tamamlanır.. habur sınır kapısında rezil bir durum gerçekleşir. çadır mahkemelerinde teröristler aklanır, otobüs üstlerinde konvoylarla şehirde gezdirilir, oslo görüşmeleri rezaleti yaşanır.. türk devleti büyük tavizler verir 2009-2011 yılları arasında.. niçin? haziran 2011 seçimleri için.. haziran 2011 seçimlerini akp önde bitirir. ( tr.wikipedia.org/wiki/2011_T%C3%... ) 2012de 'imralı ile yeniden görüşmeler başlayabilir..' der erdoğan.. devamında 2013te akil insanlar komisyonu kurulur. çözüm süreci başlamıştır.. bu süreçte pkk doğu bölgesinde elini kolunu sallayarak propaganda yapmış, cephane, gıda stoku yapmış, bölgede kendince halk nezdindeki prestijini tazelemiş, yenilemiş, kuvvetlendirmiştir.. #249917658 , #249918459 bu süreçte yapılanları, devletin kurumlarının yapılanlara pasif kalmasını örneklerle açıklar naim babüroğlu.. 2012-2013 yılları arasında bunlar olduktan sonra 2014 seçimlerini de akp önde bitirir. #249918756 ( tr.wikipedia.org/wiki/2014_T%C3%... ) devamında ağustos 2014 cumhurbaşkanlık seçimlerini de akp önde bitirir. ( tr.wikipedia.org/wiki/2014_T%C3%.... ) 2014-2015 yılları arasında pkknin yaptığı saldırılara tsk ya dostlar alışverişte görsün şeklinde karşılık verir ya da hiç karşılık vermez.. devamında gerçekleştirilen haziran 2015 seçimlerini de akp önde bitirir. #249919287 ( tr.wikipedia.org/wiki/Haziran_20... ) yine 2015 yılında ırak bölgesinde barzani türkiyeyi sıkıntıya sokacak söylem ve eylemlerde bulunur ama türkiye bunlara cevap vermez, bölgede (ırak ve doğu/g.d. anadolu bölgelerinde) ağırlığını hissettirmez.. devamında yapılan kasım 2015 seçimlerini de akp önde bitirir.. ( tr.wikipedia.org/wiki/Kas%C4%B1m... ) ağustos 2016 mart 2017 yılları arasında gerçekleştirilen fırat kalkanı operasyonu sırasında türkiye askeri harekat, diplomasi, bölge güvenliği gibi konularda kendi istediklerini sahada ya kısmi uygular ya da hiç uygulayamaz.. zira bölgede petrol ve barzaniye destek için bulunan rus ve abd ordusu, diplomatik görevlileri buna mani olur.. türk hükümeti bu konuda da dik bir duruş sergilemez.. mart 2017de operasyon sona erer, nisan 2017de yapılan referandumda akpnin istediği cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kabul edilir.. ( tr.wikipedia.org/wiki/2017_T%C3%... ) 2019 yerel seçimlerinde imamoğluna karşı devlet kanalına oevladı teröristbaşının diğer oevladı kardeşi çıkarılır ve bu oevladı ağzı ile chp kötülenir.. bu süreçler arasında gerçekleşen diğer olaylardan da bahseder naim babüroğlu ve okuyucuya akpnin, recep tayyip erdoğanın kendisinin ve partisinin bekası için nasıl da ülke politikalarında ikircikli oynadığını, kendisi ve partisi için türk milletini görece nasıl peşkeş çektiğini anlatır/anlatmaya çalışır.. terör örgütü devletçiği nasıl kuruldu? naim babüroğlu bu bölümde 1990da ırakın işgal edilmesi sürecinden günümüze dek abdnin dolaylı direkt yaptıkları ile barzani-özal arasında gerçekleşenler ile ırak bölgesinde gerçekleşen politik, askeri olayları kısa kısa anlatır.. #249920950 , #249922029 batı ülkelerinin kürt politikası ve türkiye Naim Babüroğlu bu bölüme 100 küsur sene önceden bakmaya başlar.. osmanlı son dönemlerinde, milli mücadele döneminde, kurtuluş savaşı sürecinde, cumhuriyet sonrasında türk milletini, kuvayi milliyeyi, Atatürk ve arkadaşlarını sahada ve diplomaside alt edemeyen dönemin küresel güce sahip devletlerinin bu bölgedeki kürt aşiretlerini kullanarak bölgede çıkardığı, çıkarmaya çalıştığı kargaşayı, kaosu, (t.c. devleti özelinde) iç isyanları anlatır ve konuyu buradan alıp günümüze dek getirir.. #249922795 , #249926680 , #249928382 , #249928517 , #249928609 , #249928919 , #249929584 , #249929750 , #249930363 sultan abdülhamid yazar bu bölümde kısa kısa II. abdülhamid döneminde gerçekleşen osmanlı devletinin aleyhine olan politik, askeri, toplumsal olaylara değinir. #249931336 , #249931654 , #249931860 , #249932658 , #249934529 , #249934663 , #249935522 , #249948566 , #249949380 , #249949657 , #249950087 , #249950359 , #249950731 naim babüroğlu bu dönemde osmanlı devletinin hemen her alanda elinin kolunun bağlandığını, bu süreçte yönetimde olan kişilerin ve dönemin bürokratlarının bu konular üzerine eğilmekten ziyade II. abdülhamide yaranmaya çalıştıklarını ve bu sayede halka kıyasla daha müreffeh hayat yaşadıklarını da anlatır.. padişah vahdettin naim babüroğlu bu bölüme vahdettinin tahta geçtikten sonra mondros ve sevr konusunda nasıl pasif kaldığını, ingilizlerden çekindiğini, onlara güvenmek gerektiğini örnekler vererek anlatır.. devamında vahdettin ve yanındakilerin milli mücadeleye karşı nasıl cephe aldığını, işgallere, anadoluda yaşanan katliamlara nasıl sessiz kaldığını hala ingilizlerden medet umduğunu, bu süreçte milli mücadele yanlılarına karşı nasıl yaptırımlarda bulunduğunu/bulunmaya çalıştığını anlatır.. #249957793 , #249958630 yazar bu bölümde kitabında 86. sayfada şunu dile getirir ( #249965996 ) konu özelindeki farklı görüş ve düşünceleri alıntımı alıntılayıp yazdığım iletimde ve yorumlarında paylaştım.. vahdettin bunun yanında san remoya sürgüne gönderildikten sonra dahi saltanatının, malının, mülkünün peşine düşmekten vazgeçmez ve bu konu özelinde dönemin abd başkanına bir mektup yazar.. vahdettinin dönemin abd başkanına yazdığı mektup; dergipark.org.tr/tr/download/art... (mektup pdfde sayfa 6da yer alıyor..) vahdettinin abd başkanına yazdığı mektuptan iki bölüm; ''bu süresiz uzaklaşmanın, babadan kalma sahip olduğum saltanat ve hilafet makamından vazgeçtiğim anlamına gelmeyeceği açıktır. ankara meclisi gibi bir isyancı fitnenin bu konuda alacağı tüm kararların geçersiz olacağını bildiririm. şöyle ki; islam hilafetinin osmanlı saltanatından soyutlanması ve ayrılması ve hilafetin tümüyle kaldırılması dini, kavmiyeti, vatanı belirsiz ve karışık askerlerden ve öteki sınıflardan oluşan küçük bir şer zümresinin kısmen zorla ve kısmen bilgisizlik ve gafletle yönlendirdiği beş-altı milyonluk türk kavminin yetki alanı içinde değildir..'' ''hanedanımın ileri gelenleri aleyhinde ankara meclisi tarafından kabul edilen sürgün ve kovma, emlakine ve bireysel mallarına el koyma gibi haksız kararları hanedanımın bireylerini, insan ve kişilik haklarından soyutlar mahiyettedir. Bu konuda yüce kişiliğiniz ve cumhuriyet hükümetiniz tarafından olanaklar ölçüsünde yapılabilecek yardımları pek değerli sayacağımı açıklamaya gerek yoktur.'' yazar bu bölümü vahdettinin yaptıklarının karşısında anadolu halkının, kuvayi milliyecilerin, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaşadığı zorlukları anlatarak sonlandırır. #249953829 , #249957042 milli mücadeleyi padişah vahdettin mi başlattı? naim babüroğlu bu bölümde gerek farklı kaynaklardan yararlanarak yaptığı anlatımlar gerekse direkt konu ile ilgili farklı kaynaklardan yaptığı alıntılamalar ile mondros sonrası osmanlı hükümetinin, bürokrasisinin, askeri durumunun ne derece karmaşık olduğunu bu süreçte vahdettinin yine öncelik olarak kendi tahtı olduğunu ve bunlara karşılık mondros sonrası (ekim 1918) ve mayıs 1919 arası Mustafa Kemal'in istanbulda yaptıklarından bahseder.. #249959932 , #249960265 lozan gerçekten hezimet mi yoksa başarı ? yazar bu bölümde kısaca lozan sürecini, lozan antlaşmasını anlatır ve devamında dönemin yabancı devlet adamları ve bürokratlarının lozanı kendi adlarına yenilgi türkler adına galibiyet, zafer olarak gördüklerini kendi ağızlarından dedikleri cümleler ile örneklendirir ve son olarak da şunu ekler bu bölümün sonuna naim babüroğlu; ''doğuda ermenistan kurulmasını önlediği için, küçük-büyük ağrı dağına sahip olma hayalini yaşayan ermenistan ve destekçileri lozanı nefretle anarlar. abd, ingiltere, fransa, italya, yunanistan; sevr çöpe atıldığı için yaşadıkları hayal kırıklığını unutmazlar; bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk'ü ve lozanı sevmezler. pkk bölücü terör örgütü, bir Kürt devletinin kuruluşunu engellediği için lozan barış antlaşmasına düşmandır. lozanın tartışmaya açılması, pkknin hedefleri arasındadır. pkk, lozan antlaşmasının ortadan kalkması için çalışmaktadır. sözde kürdistanın birliğinin ve bağımsızlığının sağlanması için lozan antlaşması'nın ortadan kalkması gerektiğine inanmaktadır. pkk terör örgütü elebaşı abdullah öcalanın, toplumsal lozana ihtiyaç olduğunu belirterek, "lozan'ın güncellenmesinde hem kürtler hem de türkler kazanacaktır' sözleri, lozan barış antlaşmasının ortadan kaldırılmasını amaçladığını göstermektedir. ırak kürt bölgesel yönetimi başkanı mesut barzani de, lozan konusunda pkk gibi düşünüyor. 2015te, abd ziyaretinde barzani, "kürtlere gelince, 1923 tarihinde yapılan lozan barış antlaşmasından bu yana bağımsızlığı hayal ediyor. söz konusu antlaşmada osmanlı imparatorluğundan geri kalanlardan kürtlere bir devlet sağlanması taahhüdüne uyulmadı" dedi. barzani, eninde sonunda bir kürt devletinin kurulacağını da savundu.'' batı gelişirken müslüman ülkeler neden geride kaldı? bu bölümde uzun bir süre boyunca müslüman ülkelerin, müslüman topluluklarının geride kalma nedenlerine naim babüroğlu toplumsal, kültürel, dini-ahlaki, idari yönetim, dış dünyaya açılma gibi konular üzerinden değinir ve bölümü müslüman ülkelerin/toplulukların neden geride kaldığına dair kendisine sormaları gereken soruları sıralayarak bitirir.. diktatörlerin portesi naim babüroğlu bu bölümde ülkelerinin başında bulunan diktatörlerin kendileri ve çevreleri için ne denli taraflı davrandıklarını, halkı halk için çalışacakları konusunda aldatıp koltuğa yerleştikten sonra dediklerini nasıl da unutup halkı farklı yöntemlerle baskı altına aldığını, devamında yarattıkları korku imparatorluğu ve algı yönetimi ile kendilerinin sürekli koltukta olmaları gerektiğini aksi halde ülkenin yok olacağını halka direkt/dolaylı nasıl empoze ettiklerini örnekler vererek aktarır.. devam eden süreçte bu diktatörlerin kişisel heves ve hınçları yüzünden halkı nasıl uçurumun kıyısına getirdiğini, onlara nasıl maddi, manevi, ekonomik, toplumsal zorluklar yaşattıklarını ve ülkeyi uçurumdan aşağı attığını da örnekler ile açıklar naim babüroğlu.. incelemelerimi okuyan/lar bilir, bu uygulamada bugüne dek -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara/kitaplara dikkat çekmek için kitap incelemesi yazdım.. bu incelemeyi de bu düşüncemden hareketle yazıyorum.. 4 ekim 2023te satışa sunulan Yalanlar ve Gerçekler adlı kitap satışa sunulduktan bir ay sonra, 30 kasım 2023 tarihi itibariyle, bu uygulamada iki kişi tarafından okunmuş.. 30 kasım 2023ten bugüne dek geçen dokuz ay içerisinde ise aynı kitap uygulamada (iki kişinin üzerine) sekiz kişi tarafından daha okunmuş.. şu an itibariyle kitabı okuyan kişi sayısı (ben dahil) on iki.. bu kitabı uygulamada daha fazla uygulama kullanıcısının okumasını isterim.. zira bu tarz kitaplar içinde yaşadığımız ülkenin vatandaşı olan bizlerin yakın tarihte neler yaşadığımızı, ne süreçlerden geçtiğimizi bize hatırlatır, hafızamızı tazeler.. yakın geçmişe ve önümüzdeki günlere elimizdeki dürbünü tersinden değil de düzünden tutup bakmamızı sağlar ve bu bireysel, toplumsal açıdan faydalıdır.. tarihin bilimsel bir alan olmasının yanında toplumlara ve içinde yaşayan bireylere yol göstermesi, fikir vermesi, geçmişte yaşanan olaylar üzerinden geleceğe yönelik olaylara karşı takınacağı tavır konusunda destek olması gibi faydaları/yönleri de vardır.. yazar naim babüroğlu kitabının 43. sayfasında voltaire'in "tarih ulusların tarlasıdır. her ulus, bu tarlaya ne ekerse gelecekte onu biçer." sözünü hatırlatıp voltaire üzerinden bize dünlerimizde yaşadıklarımızı unutmamamızı, yakın geçmişimizde yaptıklarımızın ilerleyen günlerde olumlu/olumsuz karşılığını alacağımızı üstü kapalı olarak da olsa düşünmemizi söylüyor.. ben de onun voltaire üzerinden bizlere vermek istediği mesaja şunları eklemek istiyorum; ''geçmişten adam hisse kaparmış... ne masal şey! beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?'' diyor mehmet akif ersoy.. hegel de, ''geçmişten aldığımız ders, geçmişten ders almadığımızdır..'' diyor.. bu ve bu tarz kitapları okudukça türkiye cumhuriyeti devleti üzerinde içinde yaşadığımız şu günlerde içeriden olsun, dışarıdan olsun yüz yıl önce oynanan oyunun tekrarlandığını düşünüyorum.. umarım yine aynı açmaza düşmeyiz, aynı çıkmaza girmeyiz.. bu umduğum olmazsa işimiz zor.. zira içimizde artık bir Mustafa Kemal Atatürk yok.. ama olur da bu açmaza düşersek, bu çıkmaza girersek bu durumdan çıkmamız imkansız değil.. zira Mustafa Kemal Atatürk'e, onun ilke ve devrimlerine, onun ruhuna sahip her yaştan milyonlarca kişi var.. bu bir varsayım değil, bunu biliyorum.. zira bu kişiler olmasaydı ülke şu an içinde bulunduğu durumu yana yakıla arayacak hale gelecek denli kötü durumda olurdu.. bu arada normalde bu aylarda inceleme yazmayacaktım, #245413096 hatta okuduklarım arasında inceleme yazmayı düşündüğüm kitapların listesi dahi hazırdı, #246517848 ama sonra bu kitabı okuyunca bu kitap hakkında bir yazı yazmak istedim ve yazdım, belki alelacele yazdığım için bu yazım kötüdür ama yazıyı yazma nedenimi anlamanız benim için yeterli.. kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden iyi okumalar dilerim.. ya da kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun. (= olur da kitabı okumak isteyenler olursa kitabın pdfsi şurada mevcut; #249915823 kitabın pdfsini bana ulaştıran uygulama kullanıcısı @PoyrazA a da tekrar teşekkür ederim.. (= son olarak böyle derin, uzun konular hakkında yazılmış hacmen küçük bu kitabın kaynakçasında ek olarak okunabilecek farklı kitapların yer aldığı güzel bir kaynakça var. (pdfde sayfa 173ten itibaren başlıyor..) kaynakçada yer almayan, kitapta bahsedilen konular ile alakalı birkaç kitabı da buraya ben ekleyeyim, olur da belki bu konular üzerine okuma/lar yapmak isteyen olursa yararlanır.. Demografik İşgal Değişen Dünya Dengeleri ve Basra Körfezi Krizi Algı Operasyonu ve Psikolojik Savaş Stratejik Göç Mühendisliği Kültürel Yapı ve Kültürel Kimlik Sorunu Küçük Orta Doğu Suriye Stratejik Derinlikte Savrulan Türk Dış Politikası Türkiye Kuzey Irak ve PKK Milli Güvenlik Teorisi Doğu Raporu PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter? Türk Ordusunun Pkk Operasyonları 100. Yılında Birinci Dünya Savaşı PKK ile Pazarlık Türk Dış Politikasında Hasar Tespiti Kendi Ülkesinde Kuşatılan ve Bölünen Ordu - Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk'ün İstanbul'daki Çalışmaları Çarpıtılan Tarihle Hesaplaşma Derin Sultan Abdülhamid Üç Devirde Gördüklerim Hesaplaşma Yüzyılın Kitabı - Yüzyılın Lideri Şeyh Sait ve İsyanı Adım Şeyh Said 1925 Kürt Ulus Hareketi Şeyh Sait İsyanı ve Şark İstiklal Mahkemesi Kürt İsyanları Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları 1 Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları 2 Lozan Telgrafları 1922-1923 - 2 Kitap Takım Lozan Antlaşması I Lozan Antlaşması II İstiklal Savaşı ve Lozan Her Yönüyle Lozan Antlaşması Karşılaştırmalı Lozan ve Sevr Barış Antlaşmaları 90 Soruda Lozan Hata Neredeydi? Atatürk Anadolu'da 1919 - 1921 Milli Mücadele'de İç İsyanlar Kurtuluş Savaşında Gönen Biga Ayaklanması ve Anzavur Olayları yazdığım yazıyı zaman ayırıp buraya dek okuyan/lar/a teşekkürler.. iyi günler.. iyi okumalar..
Türk Tarihi
Yalanlar ve GerçeklerNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 202332 okunma
··
1.418 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.