Dipnot okumayı sevdiren kitap.
10/10
·838 syf.··
Beğendi
·
2024 137. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 21:09
Not: Kitap hakkında yazılan en uzun incelemelerden birisi olacak. Bu incelemeyi, kitabın içerisinden almış olduğum ve kaynak eserlerden topladığım notlarla birleştirip bir edebiyat dergisinde yayımlatmak üzere paylaşıyorum. * Dante, “öteki dünyaya” yaptığı düşsel geziyi destanlaştıran İlahi Komedya’yı 1307 - 1321 yılları arasında kaleme aldı. Dil olarak Latince yerine Toscana lehçesini kullanarak, İtalyan dilinin ilk ve en uzun soluklu şiirini yazdı. Cehennem, Araf, Cennet ana başlıklarını taşıyan üç bölüme (cantica) ayrılan şiirin toplam dize sayısı 14.233’dür. Peki, Dante bu eserinde ne anlatıyor? Öncelikle kitabın ismini açıklamakta fayda var, neden İlahi Komedya? Dante, yapıtına Comedia (o dönemde bu sözcük tek ‘m’ ile yazılıyordu) adını vermiş önce. Çünkü Cehennem bölümünün ürkütücü ortamına karşılık, şiir, komedilerde olduğu gibi mutlu sonla sonuçlanır; üstelik herkesin anladığı bir dille (İtalyanca) yazılmıştır. İlk kez Giovanni Boccaccio ’nun eklediği Divina (İlahi) sıfatı 1555 yılında Venedik’te Ludovico Dolce’nin yaptığı baskıda kitabın kapağında da yer alınca, o tarihten sonra yapıtın adı Divina commedia (İlahi Komedya) olarak benimsenmiştir. Kitabın konusu kısaca şöyle; Dante’nin Cehennem, Araf ve Cennet’e yaptığı düşsel bir gezinin öyküsüdür. Dante’ye Cehennem’de ve Araf’ta Latin şair Vergilius rehberlik eder. Araf’ın tepesinde (XXX. Kanto) Vergilius yerini Beatrice’ye bırakır. Cennet boyunca Dante’ye Beatrice rehberlik eder. Gezi 1300 yılı 7 Nisan Perşembeyi 8 Nisan Cumaya bağlayan gece başlar, 14 Nisan Perşembe günü sona erer. Beatrice, Dante'nin 9 yaşındayken görüp aşık olduğu kadındır. 1288 yılında Beatrice, Floransa'lı şövalyelerden Simone dei Burdi ile evlenir. Fakat Beatrice evliliğinden sadece iki sene sonra, 1290'da henüz yirmi dört yaşındayken kesin olmayan kaynaklara göre veremden ölür. Beatrice'in ölümü Dante için yıkım olur ve onu hayal gücüyle sonsuza kadar yaşatmak için çalışmalara, sıkı sıkıya kalemine sarılır. İlk olarak Yeni Hayat adlı şiir ve manzumelerden oluşan bir kitap yazar. Buradaki şiirlerinde Dante, Beatrice'e olan tutkusunu derinlemesine ele almış, sekiz sene sonra yazacağı başyapıtı İlahi Komedyanın da alt yapısını hazırlamaya başlamıştır. 14 sene de yazılmış bu kitabı okumak, özellikle anlayarak okumak hiç de kolay değil, bunu bilmekte fayda var. Dante, dizelerinin allegorik bir an­lam içerdiğini vurguluyor ve okurdan yorum yapmasını istiyor; simgelerin kimi kez açık seçik olmasına karşılık, kimi kez de yo­rumcular ortak bir görüşte birleşemezler; söz gelimi Cehennem cadıla­rının, Medusa’nın ve gelmesi bek­lenen ulağın işlevleri konusunda değişik yorumlar vardır. Oğlak yayınları haricinde bir yayınevinden okuyacaksanız kitabı anlamak için şu kitapları önceden okumuş olmanız gerekiyor; Aeneis İlyada Odysseia İtiraflar Dönüşümler 1-15 Devlet Mitoloji Sözlüğü Gözünüz biraz korkmuş olabilir ancak kitap içerisinde 200'e yakın isim geçiyor. Bunların yarısına yakınını mitolojiden beslenen kahramanlar, diğer yarısı ise Dante'nin zamanında yaşamış din ve devlet adamları. Haliyle Dante hakkında Tarihçi Alessandro Barbero'nun delillere ve belgelerin analizine dayalı bir inceleme ile kaleme almış olduğu şu eseri okumak, Dante zamanında yaşanan olaylara bir ışık yakabilir; Dante Kitabı Oğlak yayınları Rekin Teksoy çevirisinden okuyacak olanlar ise hiçbir ön okuma yapmadan direkt bu eseri okuyabilir. Neredeyse her sayfanın altında dize dize tercüme etmiş üstad. Zaten bu çevirisiyle bizzat İtalya Cumhurbaşkanı tarafından nişan takılarak onurlandırılmış. Bu kadar ön bilgiden sonra kitabın içeriğine geçebiliriz. Bilinenin aksine Dante'nin cehennemi buz kaplıdır. Dante’nin tasarladığı Cehennem, dibine doğru inildikçe daralan bir çukurdur. Bu çukur iç içe dokuz daireden (kattan) oluşur. Dairelerin her birinde ayrı bir günah işlemiş olanlar cezalandırılır. Aşağıya doğru inildikçe ceza ağırlaşır. Cezayı veren Tanrı değildir. İnsanlar Araf’a, Cennet’e gidebilecek­ken, yaşarken yaptıkları yanlış seçimler sonucunda Cehennem’e gitmişlerdir. Çarpıldıkları cezayı, yeryüzünde sürdükleri yaşamla kendileri belirlemiştir. Cezanın ağırlığı, işlenen günahın ağırlığı ile orantılıdır. Cehennem’in ilk dairesinde Limbus gelir. Limbo (Latince: Limbus, kelime anlamı kenar veya sınır, manâsı cehennemin "sınırı"), Roma Katolik Kilisesi teolojisine göre ölüm sonrası ölenin işlediği günahlardan dolayı ruhunun lanetlenip cehenneme atılmadığı durum hakkında bir hipotez. Ancak İsa'nın inayeti doğrultusunda cennete alınabileceklerine inanılır. Limbus’da ki ruhlar dürüst yaşam sürmüş, ancak çoğu Hıristiyanlıktan önce yaşadığı için “vaftizden yoksun kalmış”, vaftiz olmadan ölmüş ruhlardır. Dante'nin rehberi Vergilius'da pagan olduğu için bu dairededir. Daha sonra asıl Cehennem denilen bölüm başlar. İkinci dairede şehvet düşkünleri, üçüncü dairede oburlar, dördüncü dairede cimriler, savurganlar, beşinci dairede öfkeliler cezalandırılır. Beşinci daire ile altıncı daireyi “ağır suçluların bulunduğu”, içinde “sonsuza dek ateş yanacak olan” Dite kenti ayırır. Dite = Cehennem’in son dört dairesinin bulunduğu alt bölüm; adını şeytanın adlarından birinden (Dis) alır; Cehennem’in ilk beş dai­resi daha yukardadır. Altıncı dairede sapkınlar, yedinci dairede başkalarına, kendilerine, Tanrı’ya saldırıda bulunanlar, sekizinci dairede kadın tellalları, din sömürücüleri, rüşvet yiyenler, hileciler, hırsızlar, ikiyüzlüler, bölücüler, simyacılar, kalpazanlar cezalandırılır. Dokuzuncu dairede akrabalarına, vatanlarına, konuklarına, kendilerine iyilik yapanlara ihanet edenler bulunur. Hainler öy­lesine aşağılık sayılırlar ki Dante'nin Cehennem'in de bile en aşağı mevki, yakınlarına ve vatanlarına ihanet edenlere ay­rılmıştır. Cehennem’den çıkmadan önce Vergilius ile Dante kötülüklerin simgesi Lucifer’i yarı beline dek buzlara gömülü olarak görürler. (Lucifer Cennet’ten kovulmadan önce meleklerin en güzeliydi. Bkz Cehennem 111(7). Dokuzuncu dairenin dördüncü ve sonuncu bölümü; bura­da kendilerine iyilik edenlere ihanet edenler bulunur. Giudecca = dokuzuncu dairenin en dar bölümü olan dördüncü bölüm; Giudecca sözcüğü İsa’ya ihanet eden Yahuda’nın adından (Giuda) türetil­miştir. Dante’ye göre Cehennem’in merkezi dünyanın merke­zindedir; dünya ise evrenin merke­zidir, Aristoteles fiziğine göre, bu merkez ağırlığı olan nesneleri ken­dine çeker; günah işleyenleri de Cehennem’in merkezindeki şeytan buraya çeker. Diğer bölüm olan Araf dağı ise huni biçimindedir; yukarı çıktıkça dairelerin çapı daralır. Araf’taki ruhların sınıflan­dırılması işledikleri günahlara göre değil, eğilimlerine göre yapılır ve her erdemin, her kusurun kökeni olan sevgi kavramının incelenmesiyle başlar. Son bölüm olan Cennet’in, yukarı katlarına çıkıldıkça mutluluk da artar. Odaların en gizlisi = Cennet’in en üst katı (arşıâlâ). Orada Tanrı ve İsa oturmaktadır. (Dante, Tanrı’yı bir enerji kaynağı olarak değerlendirmekle çağının yazarlarından ayrılır, bilimselle kutsal arasındaki seçimini bilimden yana yapar.) * Cehennem, araf ve cennetin son kanto son dizeleri "yıldızları" sözüyle biter. Bir nevi ilahi boyutlara geçişi temsil eder yıldızlar. Dante bu yolculuğa rehberim, babam, ustam dediği Vergilius ile çıkmıştır. "Babamdan da yakın kişi şunları dedi: 'Oğul, yürü haydi, bize ayrılan vakti daha yararlı kullanmamız gerekli.' Araf XXIII. Kanto. Vergilius'un Aeneis eserini kendisine başucu eseri yapmış, her yerde bu kitaptan bahsetmiştir (İtalya'nın kuruluşunu simgelediği için bu kitap özünde bir sembolden ibarettir yalnızca). Dante koyu bir Hristiyan olduğu için biz Müslümanlara ters düşen bir cehennem tasviri yapmıştır. Hz. Muhammed ve halifelerini de Cehenneme layık görmüştür çünkü yeni bir din kurarak Hristiyanlığı bölüp, ayrıştırmaya çalıştığını düşünmektedir. “Bak Muhammed de nasıl sakat edildi! Önümde ağlayarak giden de Ali, çenesinden tepesine yüzü kesili. Burada gördüğün öteki kişiler yeryüzünde bölücülük, bozgunculuk tohumu ektiler..." Cehennem XXVIII. Kanto 31-34. dizeler. Bu dizeler için şu yorum yapılır: Hz. Muhammed; o dönemde Müslümanlıkla Hıris­tiyanlık arasında yaşanan çatışma­ların etkisiyle, Dante, İslam dininin peygamberi Hz Muhammed’i, Hıris­tiyanlık varken yeni bir din kurduğu için bölücü olarak değerlendiriyor; oysa Hz Muhammed Hira dağında Cebrail’in getirdiği “vahiylerle” pey­gamber olmuştur. İslam büyüklerine karşı saygılı davranan Dante’nin bu­radaki fanatik tutumuna, Abdülhak Hamit Tarhan, Tayflar Geçiti’nde şu karşılığı verir: “Vay Dante! Sen misin? Koca dahi-i müfteri / Hâki siyahı tıyneti hakister-i cahim!” (müf­teri = iftira eden; hâk=toprak; tıy­net=yaratılış; hakister=kül; cahim=cehennem); Dante’ye de şunları söyletir: “Zâhilmişim neşideyi nazmettiğim zaman/ Ben sonra anladım ki hata etmişim yaman.” (zahil= ihmal eden, unutan; neşide=şiir; nazmetmek=şiir yazmak... Yani cehennem Hristiyanlığa karşı çıkan ya da düşünceleri ters düşen insanlarla dolu. Mesela şöyle güzel bir örnek vereyim, IV. Roma imparatoru Titusun, Kudüs'ü kanlı bir biçimde ele geçir­mesini Dante, İsa’nın öcünün alın­ması olarak değerlendirip onu hayali bir cennetle ödüllendiriyor. Hadi bazı isimleri Hristiyanlık anlayışıyla ters düştüğü için cehenneme layık görürsün de, Empedokles, Epikür, Epiktetos gibi Antik çağ doğa felsefecilerini ne akla hizmet cehenneme layık görürsün ki? Onların zamanında daha Hristiyanlık bile yoktu. Doğayı araştırdıkları için Tanrı'ya şirk mi koştular? Cehennem de ismini görünce daha çok şaşırdıklarım da oldu ancak hepsini bir bir yazmaya kalkarsam inceleme küçük bir kitapçığa dönüşecek. Zaten geliştirdiği atomcu evren teorisi formülasyonu ile tanınan, Sokrates öncesi Antik Yunan filozofu Demokritos'u da cehennem de görünce artık şaşırma işini bıraktım. İşte, cehennem bu gibi filozof ve din adamlarıyla doluydu. Arafta ise işler biraz karışıyor. Cehennemin dokuzuncu katında ihanetle yargılanan katillerin ve vatan hainleri yüzünden öldürülen ya da ölüme mahkûm edilen soylular ve askerlerle dolu Arafın her yeri. Her sayfa da 12. ve 13. yüzyılda yaşamış İtalyalı devlet adamlarını okumak Hesiodos'un Thegonia-İşler ve Güçler kitabının başındaki her sayfada onlarca Tanrı ismi görmek kadar "kim? Neydi o? Sen kimsin? Dur! Önce ki kimdi? Bunu da tanımıyorum? Bu kitap hep böyle mi devam edecek? Hangi dil de isimler bunlar?" gibi sorular sorduracak biz okurlara. Neyse ki Rekin Teksoy bunun da üstesinden gelmiş ve neredeyse bütün dizelerde adı geçen isimlerin fazla detaya girmeden neden arafta karşımıza çıktığını hiç üşenmeden araştırıp dipnot olarak eklemiş. Başlığa bu yüzden 'Dipnot okumayı sevdiren kitap' ismini koydum. Dipnotta açıklaması yapılan kişilerin neredeyse üçte ikisi diri diri yakılarak öldürülmüş insanlardan oluşuyor. Kimisi kiliseye hakaret ettiği için yakılmış, kimisi şehrin ismini değiştirmek istediği için, kimisi arkadaşını satmadığı için, kimi aforoz edildiği için, kimi kiliseye vergisini ödemediği için, kimi yalan söylediği için, kimi İsa'yı kurtarıcı olarak görmediği için vs. liste uzuyor böyle. Yani adamlar diri diri birilerinin yanışını izlemek için bahane arayıp durmuşlar resmen. Orta Çağ bu din sömürüsü yüzünden bin yıla yakın bir zaman dilimi boyunca idamlar, diri diri yakmalar, giyotin cezaları yüzünden her zaman Karanlık Çağ olarak anılacak. Masum kadınların ve kızların cadılıkla suçlanarak nasıl işkenceler gördüklerine girmiyorum bile. Bir kadının cadılıkla suçlayıp yakılması için bir komşusunun atacağı en ufak bir iftira yeter de artar bile. * Arafta Latin edebiyatının gümüş çağının önemli kişiliklerinden olan Romalı Şair Publius Papinius Statius'da Dante'ye Vergilius ile birlikte rehber olarak eşlik eder ve Arafın 30. Kantosundan sonra Beatrice'in kendini göstermesiyle birlikte Vergilius ve Statius Dante'yi ilahi aşkıyla baş başa bırakır. Vergilius pagan olduğu için Cennet’e giremez. Dan­te'ye bu yüzden Arafın tepesine kadar eşlik ettiği için Vergilius Cennet'te kendisini Beatrice karşılar. Arafın XXX. kantosunda şu sözlerle Beatrice Dante'nin karşısına çıkar; “Vergilius gitti diye, ağlama, ağlama Dante; gözyaşlarını bir başka yaraya sakla!” Dante üçleme boyunca ilk defa kendi adını anmış olur eserinde böylece. Arafta bulunanlar yaşarken kötülük yap­madıkları için Cehennem’e atılmaz­lar, ama iyilik de yapmadıkları için Cennet'e alınmazlar. Hıristiyan inancında Araf kavramı göreceli olarak yenidir. Kilise öteki dünyayı Cehennem ile Cennet olarak öngörürken, 1274’te Lyon’da toplanan ikinci konsil (din işleri kurulu) Cehennem ile Cennet arasında bir de Araf’ın bulunduğu ilkesini benimsedi. Cennet’e gidecek ruhlar Araf’a ulaşmak için Tevere ırmağının, Cehennem’e gidecek ruhlar ise Akheron’un kıyısında toplanırlar. Cennet'te, Hristiyan din adamları ve İsa'nın kurtarıcı rolüne bürünerek Tanrı'nın oğlu olduğuna inanan kesim vardır. Üst katlar meleklere ve peygamberlere ayrılmıştır. En üst kat, yukarıda da belirttiğim arşıâla ise sadece ışıktan, enerjiden oluşmaktadır. Botticelli daha sonra Dante'nin İlahi Komedya'sını resimlendirip cehennemin de haritasını yapmış. Botticelli'nin "Cehennem'in Haritası" tablosu, Vatikan'da: Tabloyu kimseye göstermiyorlar. Dante'nin bu üçlemeyi oluştururken 'esinlenmiş' olabileceği iki kaynaktan da kısa kısa bahsedeyim. İlk örnek Mayalardan: Mayalar yeraltı dünyasının dokuz katlı olduğuna inanırlardı. Öldükten sonra ruhunuz bu katlarda tehlikeli bir yolculuğa çıkmak zorunda kalırdı. Katların en kötüsünün adı Metnal'di ve ölüm tanrısı Ah Puch'un yönetimindeydi. Bu tanrı, üzerinde çanlar olan ve asılı duran bir iskeletle tasvir edilirdi. Diğer örneğim ise Sasanî Devleti’nin kurucusu Erdeşîr-i Bâbekân (eg. 226-241) döneminde yaşadığı kabul edilen Zerdüşt azizi Ardavirâf’ın cennet, araf ve cehennem seyahati son derece dikkat çekicidir. Ardavirâf’ın bu kutsal yolculuğunun ardından yazılan Ardavirâfnâme'den bin yıl sonra ünlü İtalyan şair Dante Alighieri (ö. 1321) tarafından kaleme alınmış İlahi Komedya ile arasındaki konu benzerlikleri hem doğulu ve hem de batılı bilim adamlarının dikkatlerini çekmektedir. Ardavirafname 101 bölümden oluşur. Eserde Ardavirâf’ın metafizik dünyaya yaptığı ruhsal yolculuk anlatılır. Ardavirâf, ömrü boyunca hiç günah işlemediği için din adamlarından oluşan bir kurul tarafından Ahura Mazda ile görüşmeye gönderilir. Meng ismindeki bir içecekten üç kadeh içtikten ve kendi vasiyetini yaptıktan sonra uykuya dalar. Yedi gün ve yedi gece boyunca Kutsal Surûş ve Tanrı Azer’in eşliğinde önce Cennet’i ve sonra sırasıyla Araf ve Cehennem bölgelerini gezer. Burada iyilerin iyiliklerinin Cennet’teki karşılığı, günahı ve sevabı eşit olanların Araf’taki durumu ve günahkârların her bir günahının Cehennem’deki durumu hakkında bilgi edinir ve daha sonra yolculuğundan döner. Dante’nin, İlahi Komedya’sında; “cehennem, araf, cennet” sırasıyla anlatılır. Kitap hakkında anlatacaklarım bu kadar. Buraya kadar sabırla okuyan herkese teşekkür ederim. İncelemeyi şimdi kontrol ederken hep kötü yanlarını, sanki kitabı beğenmemişim gibi bir algıyla yazmış olduğumu fark ettim. Din konusundaki görüşlerine katılmasam da böyle kapsamlı bir eserin 14 sene de yazılmış olması ve olağanüstü bir hayal gücüyle öteki âlemi bu kadar detaylı bir biçimde tahayyül etmesi takdire şayan. Bana göre yeniden yazılması imkansıza yakın İlyada, Odysseia, Aeneis, Dönüşümler, ve Ezra Pound'un Kantolar kitabıyla birlikte 6 hayal gücüyle oluşturulmuş eserden birisidir bu eser. Ayrıca son olarak şu ek bilgiyle kapanışı yapayım; "Segui il tuo corso, e lascia dir le genti" (Türkçe: Sen kendi yolundan git; bırak diğerleri konuşsunlar), bu eserden bir replik olup Karl Marx 'ın Kapital Cilt: 1 'in birinci cildi bu sözle başlar.
1000Kitap
İlahi Komedya (Cep Boy)Dante Alighieri · Oğlak Yayıncılık · 20216,4bin okunma
·
518 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.