8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 00:00
Gustave Le Bon 19. Yüzyılda yaşamış; Atatürk, Abdullah Cevdet Paşa ve Enver Paşa gibi pek çok Türk aydın, asker ve devlet adamını etkileyen, hatta Jön Türk akımı ile İttihat ve Terakki teşkilatında yansımaları bulunan bir Fransız düşünür. Sigmund Freud, Emile Zola ve Victor Hugo üzerinde de belirgin izler bırakmış, Mussolini, Hitler ve Göbbels gibi otoriter devlet adamları için ilham kaynağı olmuş. 1513 yılında Niccolo Machiavelli tarafından yazılmış olan Prens (diğer adıyla Hükümdar) adlı eserin, günümüzün bireyi önceleyen yönetim anlayışıyla pek örtüşmese de, Kitleler Psikolojisi yazıldığı dönemin koşulları göz önüne alındığında,19'ncu ve 20'nci yüzyıl itibariyle, daha modern bir versiyonu görüntüsünde. Kitap 3 ana bölümden oluşuyor: 1. KİTLELER RUHU 2. KİTLELERİN FİKİR VE İNANÇLARI 3. KİTLELERİN SINIFLANDIRILMASI Yazarın genel olarak elitist bir yaklaşım sergilediğini, bu yaklaşımının temelini de 1848 Fransız İhtilali ve 1971 Paris Komünü gibi iki önemli olayın göbeğinde yaşamasından ve Fransız toplumunun ayrışmış olduğu düşüncesinden hareketle yönetici sınıfı ile halk arasında da katı bir ayrışma bulunması gerektiği fikrinden aldığını söylemek mümkün. Le Bon, çağdaşı Freud'la birlikte, kitle psikolojisini açıklayan ilk bilim insanlarından. Normal koşullarda daha ölçülü, çekingen ve temkinli olan bireyin kalabalık içinde "kolektif ruh"tan etkilenerek daha ilkel, kontrolsüz, mantıksız ve cüretkâr davrandığı düşüncesinde. Bu etkileşim, bireyin anonimleşmesini sağlar ve bireyken kolay kolay cesaret edemeyeceği eylemlere yönlendirmektedir. "Bireylerin entelektüel kabiliyetleri ve bunun neticesinde de bireysellikleri, kolektif ruhta silinir. Ayrışık, bağdaşığın içinde yok olur ve bilinç dışı özellikler hâkim duruma geçer." (sf. 32) Yazarın "Kitle" kavramını genellikle sağduyudan, muhakeme yeteneğinden, bilinçten uzak; ilkel, öngörülemeyen (değişken), kolay tahrik edilebilir, yönlendirilebilir ve manipüle edilebilir olarak değerlendirdiğini ve bu nedenle de ekseriyetle kitleleri çok da onaylamadığını görüyoruz. "Eylemlerinin çoğunluğu dikkate alındığında kitle, tuhaf biçimde, düşük seviyeli bir zihniyet sergiler." (sf. 12) "Şüphesiz kitleler hiçbir zaman bilinçli şekilde hareket etmezler ama belki de bu vasfın kendisi, güçlerinin sırlarından biridir." (sf. 13) Le Bon, kitleleri bilinçdışı temelli bir dinamiğe sahip olmasının aynı zamanda onları güçlü kıldığını, bu gücün ise yıkıcı olmakla birlikte önemli değişim ve hareketlere fırsat tanıdığını belirtmekte. "Bizden sonra gelecek toplumlar hangi temel fikirler üzerinde şekillenecek? Bunu henüz bilmiyoruz. Bugünden açıkça görebildiğimiz, gelecekteki toplumların meydana gelişinde modern çağın son egemen gücü diyebileceğimiz kitleler gücünün belirleyici olacağıdır." (sf. 16) "Akıl yürütmeye alışkın olmayan kitleler, eyleme geçme konusunda oldukça hızlıdır." (sf. 18) "Kitleler yalnız yok etme hususunda kuvvetlidir. Onların hâkimiyeti her zaman bir kargaşa ve zulüm dönemini ifade eder." (sf.19) Bu bağlamda yazarın nezdinde kitleler; çoğunlukla yanılsamaların (ki din ve inanç kavramını da bu yanılsamaların önemli bir çıkış noktası olarak ele almış) etkisi altında düşüncelerini oluşturmakta, akılcı muhakeme yerine güdüleriyle hareket etmekte ve barbar, yıkıcı, saldırgan bir karakter sergilemekte. Bununla birlikte ülkesi, vatanı veya aidiyet duyduğu din, ideoloji için savaşan, mücadele eden kitlelerin bireylerin yalnız başına elde edemeyecekleri psikolojik, ruhsal ve ahlâkî duygu durumlarına ve adanmışlıklarına dikkat çekiyor ve kendince haklarını teslim ediyor. (sf. 61) (Buna göre; kitlelerde dürtülerin tesirinde eylemler görüldüğü gibi, ahlâk, erdem, fedakârlık örneği eylemler de görülür. Bu durumda genellikle bilinçdışı motive edilme ve yönlendirilme söz konusudur). Öte yandan, dikkatimi çeken bir başka husus da şu oldu: Avusturya asıllı ABD'li yazar Wilhelm Reich yakın dönemde yaşadığı Gustave le Bon'dan ne kadar etkilenmiştir bilinmez ama yaklaşık altmış yıl sonra kaleme aldığı Dinle Küçük Adam'da da kitle psikolojisine dair benzer fikir ve söylemler yer almakta. Le Bon'a elitist olmasının dışında, cinsiyetçi ve ırkçı olduğu yönünde eleştiriler de yapılmakta. Irkçı olup olmadığı konusunda şahsen bir fikrim yok ama kitle psikolojini belirleyen dolaylı faktörler arasında ırka büyük bir önem atfettiği, kitabın ana metninde pek çok defa görülmekte. Bunlardan en göze çarpan ifade: "Milletlerin kaderi artık hükümdarların konseylerinde değil, kitlelerin kalbinde yazılmaktadır." (sf. 17) Kitlelere önderlik eden kişilerin aslında sanıldığı kadar üstün meziyetli olması gerekmediği, karizma sahibi (yazar bu durumu "itibarlı" kelimesiyle açıklamış) olmasının çoğu zaman yeterli olduğu; önderin kitleyi eyleme geçirmek için örnekleme (temsil); inançların kitlelerin ruhuna nüfuz etmesi için ise beyan, tekrar, sirayet (sosyal bulaşı) sürecini yürürlüğe koyması gerektiği eserde yer alan bir başka önemli husus. (sf. 123) Gustave le Bon ve en önemli eseri Kitleler psikolojisini, dünya görüşü ve kişisel değerlendirmeler doğrusunda olumlu veya olumsuz bir çerçevede ele almak mümkün. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki kitleleri tanımak, onları etkileyip belirli yönlere kanalize etmek açısından yazarın bu kitabında ortaya koyduğu savların günümüzde dahi pek çok yansıması var. Le Bon'un ve Kitleler Psikolojisi içeriğinin bilim insanları nezdinde veya herhangi bir düzlemde tartışılagelen yönleri olsa dahi, kitleler, yönetim stratejileri, eğitim sistemi gibi konularda öyle çarpıcı tespitleri var ki üzerinde düşünmeye fazlasıyla değer: "Kitleler güce saygı duyar ve iyilik gördüklerinde bulunan çok etkilenmezler çünkü bu, onlar için bir tür zayıflıktır. Onlar yumuşak huylu hükümdarları değil, daima kendilerini şiddetle ezip geçen zorbaları sevmiş, onlar adına en yüksek heykelleri dikmiştir." (sf. 57) "Fikirlerin, kitleler ruhunda yer edinebilmesi için uzun bir zaman gerekir. Aynı şekilde, etkisinden kurtulabilmeleri de kısa sürmez. Bu yüzden kitleler, fikirler söz konusu olduğunda, iyi eğitimli kişilerin ve filozofların daima birkaç kuşak arkasındadır." (sf. 67) "Bazı şeylerin halkın hayal gücünde karşılık bulması, olguların kendisiyle değil, ne şekilde gerçekleştikleri ve halka nasıl sunulduklarıyla alakalıdır. (...) Kitlelerin hayal gücünü etkilemeyi bilen kişi, aynı zamanda onları yönetmeyi de bilir." (sf. 72) "Halkların kaderlerine yön veren, hükümetler değil; söz konusu halkların nitelikleridir." (sf. 87) "Bir ülkenin gençlerine verilen eğitim, o ülkenin günün birinde ne olacağını önceden anlamamıza yarar. Bugünkü nesle verilen eğitim, en karamsar öngörüleri haklı çıkarır niteliktedir. Halbuki kitleye ilerleme kaydettiren veya geriye götüren eğitimdir. Dolayısıyla halı hazirdaki sistemin, kitle zihnini nasıl şekillendirdiği, aldırış etmeyenler ve tarafsızlardan oluşan kitlenin giderek nasıl ütopyacılar ile hatiplerin önerilerine itaat etmeye hazır mutsuzlar ordusuna dönüştüğünü göstermek gerekiyor." (sf. 101) "Kelimeler o kadar güçlüdür ki kitlelere en tiksindirici şeyleri kabul ettirmek için onları iyi seçilmiş terimlerle yeniden isimlendirmek yeterli olacaktır." (sf. 108) "KİTLELER HİÇBİR ZAMAN HAKİKATİN PEŞİNDE OLMADILAR. HOŞLARINA GİTMEYEN İSPATLARIN KARŞISINDA KAFALARINI ÇEVİRİR VEYA HOŞLARINA GİDİYORSA HAKİKAT YERİNE YANILGIYI TANRILAŞTIRMAYI TERCİH EDERLER. KİTLELERİ YANILSAMALARINA İNANDIRMAYI BİLEN KİŞİ, ONLARA KOLAYLIKLA HÜKMEDER; ONLARI BU YANILGILARDAN UYANDIRMAYA KALKIŞANLARSA DAİMA DÜŞMANLARI OLUR." (sf. 111) "Diktatörlerin kendilerine alkış tutan haklara çok pahalıya mal olduğunun açıkça ortaya konulması için elli senede iki yıkıcı tecrübe (1848 Fransız İhtilali ve 1871 Paris Komüni) yaşandı fakat durumun aşikârlığına rağmen yine de yeterince ikna olmuşa benzemiyorlar." (sf.112) "İşleyişlerindeki bütün güçlüklere rağmen; parlamenter meclisler, halkların kendilerini yönetmek ve bilhassa zorbaların boyunduruğundan kurtulmak için bugüne dek buldukları en iyi yöntemdir. Bu meclisler, hiç değilse filozoflar, düşünürler, yazarlar, sanatçılar, âlimler, kısacası bir medeniyetin zirvesindekiler için hiç şüphesiz ideal hükümet biçimini ifade eder." (sf. 201) "Bazı halklarda özgürlüklerin giderek daha fazla kısıtlanıyor olması, herhangi bir siyasi rejim kadar kendilerinin de yaşlanıyor olmalarının neticesi gibi görünmektedir. Bu durum, bugüne dek hiçbir medeniyetin kaçmayı başaramadığı çöküş evresinin öncü belirtilerinden biridir." (sf. 205) _____________________________________________________ SONUÇ: Toplumların algılarının yönlendirilmesi ve manipule edilmesi açısından adeta bir el kitabı niteliğini taşıyor dense, sanırım yanlış olmaz. Siyasi kariyer edinmek, siyasi ömrünü uzatmak veya daimî kılmak isteyen yönetici sınıfı açısından son derece kullanışlı bilgiler içeriyor. Bu da ister istemez şu düşünceyi akla getiriyor: Dekor, sahne ve oyuncular değişse de senaryolar büyük benzerlik arz ediyor. Le Bon'un Kitleler Psikolojisi'nde tarif ettiği kitleyi, Wilhelm Reich'in Dinle Küçük Adam'da yerden yere vurduğu ve farkındalık kazandırmaya çalıştığı "Küçük Adam"ı, Hitler'in peşinden sürüklediği milyonları ve Göbbels'in muhteşem propaganda stratejilerini aynı düzlemde okumak hiç de zor değil. Keyifli okumalarınız, aydınlık ve güzel yarınlarınız olsun. _____________________________________________________ NOT: Yorumda konuyla ilgili alternatif veya çapraz okuma yapmak isteyenler için bir liste eklenmiştir. Katkıda bulunmak, ilave okuma önermek isteyen okurlar yorumda belirtebilirler. _________________________________________
Kitleler PsikolojisiGustave Le Bon · Karbon Kitaplar · 20205,2bin okunma
·
147 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.