KİTAP: DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU
YAZAR: PEYAMİ SAFA
Aşk insanı tamamlar mı, eksiltir mi? Hayat denen bu uzun yokuşta insan neden aşkta hem dinlenip hem de yorulur? Kalbini dinleyen insan, neden acıyı duyar ve neden sevincine kulak verir?
Peyami Safa'nın okuduğum ilk kitabı olan "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" bana yukarıda yazdığım soruları sordurttu... Kitap, çocuk yaşta sayılacak birini, olgun yaralarıyla anlatıyor...
Sanki roman, hastalıkla ve aşkla geçen uzun bir müzik konseri... Farid Farjad'ın kemanının yazarın yakınlarında bir yerlerde çaldığını hissediyorsunuz yazardan ve yazarın çağından uzak olmasına rağmen...
Her insanın tanıdığı eksiklik ve daha da fazla eksilmek korkusu var kitapta... Ve bir şekilde okuyucuyu tamamlıyor...
Keyifli okumalar diliyorum... Sağlıcakla ve mutlulukla kalın...
KİTAPTAN ALINTILAR
"Beklemesini onlar kadar bilen yoktur."
"Çocuklarının felâketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasiyle iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür."
"Odaya şimdiye kadar hiç tanımadığım yabancı bir akşam giriyor."
"Zaman yürümüyor, dakikalar korkunç bir sıkıntı içinde uzuyorlar, hattâ dağılıyor, birikmiyor, toplanmıyor ve bir çeyrek saat olamıyorlar."
"Hastahane hayatı dışarıdan yalnız bir koku ile ayrılıyor. Bu koku hastahanenin ruhudur."
"Onlar, hastahaneye dışarıdaki hayatın karıştığı saatlerde gelmişlerdi; bu odanın gecesini sabahını tanımıyorlardı."
"Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, itiyadın verdiği hissizlikle, sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor?"
"Istıraptan korkmamanın tek ilâcı ıstıraptır. Bu ateşi o ateş söndürür."