Siyasi gündemi Türkiye kadar hareketli olan bir ülkede, hâlen iktidarda bulunan bir parti üzerine akademik çalışma yürütmek, hiç durmayan bir trene binmeye çalışmak gibi yorucu olmasının yanı sıra, analizlerin kalıcılığına dair riskler de barındırmaktadır. Nitekim kitabın ele aldığı Kasım 2002 - Kasım 2013 döneminden baskıya kadar geçen sürede incelenen örneklerle ilgili birçok yeni gelişme yaşanmış ve bazı kaçınılmaz değinmeler dışında bunlar kitaba dâhil edilmemiştir. Çalışmanın en büyük gayesi bu gelişmelerin en azından bazılarının kitaptaki analizler ışığında okunmasının mümkün olması ve iktidar-ulusal kimlik-din ilişkisine dair geçici bir örnek üzerinden kalıcı bir model sunulabilmesidir.
CEMİL MERİÇ HOCA'YLA KONUŞMA¹
SORU: “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim” diyorsunuz. Okuyucularımıza sizi bu cümlenizle takdim etmek isterdik, muvafık buluyor musunuz?
CEVAP: Şeref telakki ederim. Yalnız hemen ekleyeyim, bu bir iddia değil bir temenni. Bölünen bir tarihi birleştirmek münzevi bir yazarın harcı mı? Bu, bir neslin, daha doğrusu nesillerin işi. “Yaşayan bir toplum, kökü mazide olan ati-
((Dipnot) “Cemil Meriç’le Sohbet” başlığı ile 13-14 Mart 1979 tarihli Son Havadis gazetesinde yayımlanan bir röportaj. Röportajın, Şeref Oğuz imzalı “Takdim” yazısı şöyle: “Son yıllarda kültür ve sanat dünyamızda en geniş alâka gören muharrir kimdir diye sorulsa, Cemil Meriç cevabını vermek herhalde en doğrusu olur. Düşünce alanımızda alelaceleciliğin, durgunluğun hâkim olduğu bir sırada, en fazla muhtaç olunan, gerçek aydın olarak zuhur eden üstad, cemiyetimizin içinde bulunduğu derin, çok yönlü ve karanlık buhranı halis tefekkür projektörüne tâbi tutuyor.
Bilhassa son kitapları, millet olarak şikâyetlerimizin temel sebeplerine ve çarelerine dair en sıhhatli, en samimi objektif tespitler ihtiva etmekte, deneme türünün Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en ileri örneğini vermektedir.
Son Havadis, günümüzün can alıcı bahisleri üzerinde değerli görüşlerini almak üzere Cemil Meriç’i evinde ziyaret etti. Aşağıda suallerimizi ve muhterem hocamızın verdiği cevapları bulacaksınız”.)
Sayfa: 535
dir”. Medeniyetlerin anahtarı: Birikim. Tekâmül de inkılâp da kemiyetten keyfiyete geçiştir. İnsanı insan, milleti millet yapan: Hafıza. Biz hafızamızı kaybettik. Düşünce, bütünü kucaklamak, dünü yarına bağlamak. Olanı bilmeden olacağı fethedebilir miyiz? Sıhhatli toplumlar kendileri kalarak değişenlerdir.
İçtimaî uzviyet iki zıt kanuna uyarak
Gün içinde yapılması gereken işler şimdiye kıyasla çok daha erken saatlerde başlardı o zamanlarda. Sabahın altı buçuğu (çok sıkışıksam bu altı olurdu; 'Bunu bitirmek için altıda kalkmam lazım' cümlesi halen dilimden düşmez) kalkma vaktiydi...
Opera kişilerinin neden şarkı söylemek zorunda olduğunu halen anlayabilmiş olmamakla birlikte, Kahire sahnesinde gördüğüm ilk andan itibaren bu gizemin büyüsüne fena halde kendimi kaptırmıştım...
Sonra insanın yalnızken duyduğu mahzunluk çok bereketli. O vakit kulağıma dolanın zerresini kimse fısıldayamaz, bunu da yaşadım, halen söyleyebildiklerim, anlayabildiklerim o halde iken duyduklarımdır, bunu nasıl kenara bırakayım, nasıl bu kadarı yeter diyeyim. Katlanabilirim gibi geliyor, hatta bu suretle kendimi de ikiye, üçe, beşe katlayabilirim gibi geliyor. Yoksa sen daha iyi bilirsin ama adamı katlayıp kenara koyuyorlar, sen de buruşuğunla, çözülemeden, açılamadan, dökülemeden kalıyorsun, kalacaksın çaresiz. Bundan da korkuyorum çünkü ağzıma değen bir tat var, gördüğüm bir ihtimal var, zihnimde bir hayal var, ona yaklaşmaya hayatım demek istiyorum.
Allah (c.c.), Muhammed Sûresi'nin yedinci ayetinde: "Ey iman edenler! Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır." buyuruyor. Sen kendine yardım etmek mi istiyorsun? İşte bunun yolu, Allah'ın dinine yardım etmekten, bir şeyleri Allah için feda etmekten geçiyor Kurtuluş buradayken biz halen uykularımızı bölemiyor, işlerimizi bırakamıyoruz.