"Yoksul ulusların bünyesindeki halk rahat yaşıyor; zengin uluslarda ise halk her zaman yoksul."
Johan Vilhelm Snellman
Sağduyu, tıpkı yasanın kendisi gibi yargılamanın da aleni (açık) olmasını buyurur (*). Çünkü bu sayede yargılamanın adaletine olan güven büyük ölçüde artar, aynı zamanda kötü niyetli olabilecek bir yargıcın yasa hükümlerini arkadan dolanması zorlaşır. Bir hükümet için düzen ve huzuru korumanın, halka yargılamanın adaletine dair güven aşılamaktan daha kesin bir yolu yoktur; bu yüzden bu güveni ayakta tutabilecek hiçbir şey ihmal edilmemelidir. Sivil özgürlük, siyasi özgürlükten sonsuz kat daha önemlidir; çünkü ilkinin yokluğu, en düşük gelişim düzeyindeki halk tarafından bile derinden hissedilir. Cumhuriyetlerin tarihi, ikincisi oldukça genişken, ilkinin ne kadar sık eksik olduğunu ve devlet düzeninin yıkılmasının, hatta bazen devletin çöküşünün bundan kaynaklandığını gösterir.
Felsefe
Kimilerimizin aklına şu soru gelebilir: Madem birçok ideoloji ve birçok “izm” birer dindir, o hâlde bunlara neden “din” denilmiyor da başka başka isimlerle adlandırılıyor? Bu soru gerçekten yerinde bir sorudur. Çünkü bilindiği üzere ideolojinin manası; bir yaşam biçimini belirlemeyi amaçlayan ve kendi içinde bağlantısı olan siyasi, iktisadi ve sosyal görüşler bütünüdür. İdeolojiye yüklenen bu tanım, dinin tanımına paralel bir tanımdır. O hâlde neden bunlara “din” denilmiyor? İşte dünya müstekbirlerinin kendi koydukları dinlere bilmem ne ideolojisi veya bilmem ne “izm”i demelerinin nedeni; yönettikleri, hâkimiyet kurdukları halkın iki ayrı din vakıasıyla, yani bir din ikilemiyle karşılaşmamasını sağlamaktır. Çünkü bu müstekbirler, halk kitlelerinin din olgusuna karşı tutucu yaklaşımlarını bilmektedirler. Halkın tepki göstereceği bir din ikilemi meydana getirmemek için de kendilerinin ürettikleri veya türettikleri dinlere bilmem ne ideolojisi veya bilmem ne “izm”i gibi isimler takmaktadırlar. Mesela Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde Kemalizmin halk kitlelerine bir din olarak empoze edilmediği bilinen gerçeklerdendir. Fakat buna rağmen dinin ne olduğunu bilen ve Kemalizme gönül veren bazı entelektüeller, “Benim dinim Kemalizmdir.” şeklinde apaçık söylemlerde bulunmuşlardır. Kemalizme gönül verenler için dosdoğru olan bu söz, Kemalizmi sahiplenmelerine rağmen Müslümanlıktan vazgeçmeyen kimseler tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştır. Müslüman olduklarını iddia eden bu Kemalistlere göre, “Benim dinim Kemalizmdir.” diyen kimseler İslam dininden çıkmışlardır.
Din
Vizyonun olmadığı yerde halk mahvolur. Tevrat
Sayfa 73 - Remzi kitabevi·Kitabı okuyor
Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir.
Sayfa 50·Kitabı okuyor