بسم الله الرحمن الرحيم
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın Adıyla
Hamd, şanı her türlü şekil ve karşıtlığın çatışmasından aşkın; her türlü benzer ve ortağın mücadelesinden arınmış: ferdâniyet ve vahdaniyeti eş ve çocuklardan münezzeh; varlığı kuvvet ve yetenek niteliğinden beri olan; gökleri herhangi bir sütun veya dayanak olmaksızın yükselten; yeri herhangi bir destek veya yardım olmaksızın yayan; sonsuzluğu karşısında akıl sahiplerinin zekâlarının şaşırdığı; ulühiyetinin nuru karşısında hakikati arayanların fikirlerinin ve feraset sahiplerinin anlayışlarının şaşkın hale düştüğü ve bu nedenle gayb, ezel ve ebed konularında aklının karıştığı; Kendisinin diğer fertler gibi bir fert, diğer varlıklar gibi bir varlık olmadığı konusunda itiraftan uzak kalınamayan Allah'adır. Şayet "O ne zaman var oldu?" diye sorarsan, kuşkusuz henüz yaratma gerçekleşmeden önce O'na işaret eden bir zaman yokken. O vardı. Şayet "nerede?" diye sorarsan, kuşkusuz O, hulülden, bir yerden başka bir yere geçmekten ve bir yere dayanmaktan beridir. O, kendisinden başka bir ilahın olmadığı Allah'tır. Hamd, kesintiye uğramayacak ve sona ermeyecek şekilde, başlangıçta da (dünyada da) sonda da (ahirette de) O'na aittir.
En saf olan inançtan sadır olan bir hamd ile O'na hamdeder; bize olan bağışlarından dolayı O'na şükreder; yalandan ve inattan beri olan bir şehadetle, ahiretteki kurtuluşun husulü için vesile kılınan bir yönelişle, Allah'tan başka bir ilah bulunmadığına, O'nun birliğine ve ortağı olmadığına şehadet ederim. Yine, Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve bütün insanlara gönderdiği bir elçisi olduğuna, onu Arapça konuşanların en fasihi kıldığına şehadet ederim. Allah'ın salatı ve selamı, bütün zamanlar boyunca onun ve ailesinin üzerine olsun.
Nefsine en küçük kıpırdama hakkını vermeyen,
halifeliğinde Dicle kenarında çobansız kalmış oğlağın hesabına kadar düşünen, muhtaçlara sırtında zahire taşıyan, kisrâların incili kürkünü ayakları altında çiğneyip yamalı gömlekle gezen, kendisini yaralayanın bir müslüman olmadığını öğrenince Allah'a hamd eden, ruhunu teslim ederken de rahmete nail olabilmek için yastığının çekilmesini ve başının
kuru yere bırakılmasını isteyen Ömer...
Gelmiş ve gelecek bütün insanlığa mefkûrevî devlet reisinin mefkûrevî şartlarını misalleştiren Ömer...
O da bütün sahabîler arasında ikinci...
Allah'tan başka ilah olmadığına, Allah'ın bir olduğuna, ortağı bulunmadığına, Muhammed'in de O'nun kolu ve elçisi olduğuna şehadet ederim. Ey Allah'ım! Sen noksanlıklardan münezzehsin. Hamd, sanadır ve senden başka ilah yoktur. Rabbim! Ben kötülük yaptım, nevsime zulmettim. Senden af diler, sana tövbe ederim. Beni bağışla ve tövbemi kabul eyle. Zira sen merhamet gösteren ve tövbe edenlerin tövbesini kabul edensin. Ey Allah'ım. Beni tövbe eden, maddi manevi temizlenen kullarından eyle ve salih kullarının zümresine ilhak eyle. Beni çok sabreden, çok şükreden, seni çokça zikreden, sabah akşam tespih eden bir kolu eyle.
Zahiri nimetler hususunda insanlar üç kısımdır: Bir kısmı nimetle, ondaki yararlılık sebebiyle mutlu olur. Bunlar nimeti verenden perdelenmişlerdir. Bir diğer kısmı nimetle, nimeti veren o nimetle kendilerini hatırlayarak onlara yönelmiş olduğu için mutlu olur. Bir başka kısmı da, bir başka şeyle değil, nimeti verenle mutlu olurlar. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Allah de, sonra bırak onları içine daldıkları batakta oynayadursunlar." (En'am Suresi:91)
İlk iki kısımdakilerin şükrü, nimetin artmasıyla artar, nimetin bitmesiyle biter. Üçüncü kısımdakilerin şükrü darlıkta da, bollukta da daimidir. Bu havassın şükrüdür.