Babadır.
Ama gözlerini kaldırıp bana bakacak olsa suskun görkemi küçüklüğümün bilincine varmaya çağırıyordu beni. Kocaman bir yunusun karşısında bir hamsi gibi kalıyordum.
Her şey oturuyor yerli yerine Zambak kokusu Hamsi sisi Nergizli yazı Acı su hepsi Bir tek o kız Beyzi yüzlü ak tenli Perçemi gözüne giren Gül yaprağı dudaklı O kız Hala aşıksın Hamidiye yokuşu’nun Başında Kör çeşmenin taşına Oturmuş Bekliyorsun.
Reklam
Mesela ben isterdim eve bir kilo hamsi alıp geleyim. Nurten birkaç meze yapsın. Meze de yapmasın be, peynir kavun keselim. O balıkları pişirsin, ben salata yapayım. Çok değil birer kadeh koyalım, içelim. Hadi tamam o içmesin isterse, ben içeyim, o yanımda otursun. Televizyonda Samime Sanay olsun... "Söyleme bilmesinler..." diye başlasın şarkıya. Nurten eşlik etsin.
Doğan Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
:D
"O ve ben köstebek ve hamsi kadar yakın olabilirz ancak. Evet, hakikat bu"
Sayfa 123 - Everest Yayınları 1-15.Basım, Ocak 2026, İstanbul·Kitabı okudu
Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinde tarçın çokça zikredilir. Evliya Çelebi, tarçının bugün bize aykırı gelebilecek farklı kullanımlarından bahseder. Yazdığına göre padişahlar için hazırlanan tavuk çorbasında ve Trabzon'da hamsi pilakinin yapımında tarçın kullanılır. Osmanlı mutfağında 15. asırdan 18. asra kadar balık yahnilerine ve çorbalara tarçın ekildiği başka kaynaklarda da yazar.
Yedikita·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Senin için şiir yazacaktım İstanbul İsmini ağrı koyacaktım. Oysa bir şiir neydi sanki Yer içer sevişir miydi sanki bir şiir Hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana? Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla? Rakı içebilir miydi Samatya'da Bir şiir uyur muydu kuş gibi Başını alıp da kanatlarının altına? Oysa bir şiir neydi sanki Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?
Sayfa 98·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam