1000Kitap Logosu

#Harabe

Galgenfrist
bir alıntı ekledi.
Bugünkü Yunanistan'ın ikinci büyük şehri olan Selanik, ismini Makedonyalı Büyük İskender'in kız kardeşi Thessalonike'den alır. Şehri 1430'da fetheden Hamza Bey'in adını taşıyan camii bugün yarı harabe haldedir. Tahsin Paşa ise tam 482 yıl boyunca Osmanlı şehri olan Selanik'i 1912'de, Balkan Savaşı'nda, tek kurşun bile sıkmadan Yunanlara teslim etmiştir.
1
esra
bir alıntı ekledi.
(…) çiçeğin açacağı ve büyüyeceği vakit saksısını ya da ekildiği yerin bir harabe oluşunu kendi adına bir eksik ve tepinip yapraklarını dökeceği bir şey olarak duymaması beni sonradan çok düşündürdü, hatta kederlendirdi. Çünkü en güzelin ve olağanüstünün o olduğunu, perişan bir teneke barakadan bozma evden fışkıran çiçekler olduğunu gördüm.
Şule Gürbüz
Sayfa 55 - İletişim Yayınları
7
ADVİYE APARTMANI
Henüz yıllara yenilmemiş bir sokak Kavuşmuş ve tutuşmuş âşıklar Günlerden Salı hava hafifçe yağmurlu Tam şairin ağız tadında Geldim, gördüm, yaşadım her şeyi Bizzatihi sersefil de kaldım Üzerim harabe bir mezar taşıydı Sonradan sonraya yeşillendim Sokağın lambaları paslıdır Yıllarca acıyı, neşeyi sabırla bekler gibi Az öte sokakta sır sırdır herkes arasında Belki şahit olsa lambalarda ki kumrular İnsan olmaya şükrettiğim zamanlar Sabah saat 10:30 Reşat amcanın bakkalının önünde misket kuyruğu Ekmekler taptaze, peynirler yeni gelmiş Çayımı yudumluyorum balkondan mahalleye nazır Kırık, dökük taşlarda yarışan oyuncak arabalar Ben kendimden kaçtım, gittim burnuma yağmur damlarken Gömleğimin yakasında bir hoş kokunun izi kaldı Adviye Apartmanı şairlerin koklaşma merkezi Yazı da konuldu öyle her seferinde Merdivenlerde bağıra bağıra söylenen şiirler Hep öpülmekten yumuşamış yanaklar canımızdan bezdirdi Reşat amca memnun her gün en az 3 paket çay satıyor diye Bir de bunun yetişmeyen sigaraları var Oturup kim bilir hangi şiirlere tüttürüyorlar Saat bayağı yavaş geçiyor onlara Adviye Apartmanı bazen kuru günahların şahidi Bir kapı ziline bakar tövbeler cümbüşü Serra var ki ince belli dünya güzeli Her şehirden bir deli ona ayrı müptezel Yapmadığım günahlarım, görmediğim sevaplarım var Konuşsam enseme yediğim şaplak Yaşım yaşlanmışsa gün boyu koşarak Bir ağır darbe gibi iner şuurumu bozarak Ellili yaşlara varmış şakaklarım memuriyetten emekli Yirmi yedi yaşımdan hâllice gözlerim hâlâ kahverengi Saçlarım kırklı yaşlar civarında oyalanıyor Henüz ölüme birkaç dakika daha varmış yorgun bedenimde Sokağın aşağısında sahilde pazar kurulur Orada bir hatun görmüştüm beni bile bozdu Yıllarını kitaplara verdim, şiirler ezberledim Henüz 54 yaşlarımdayken kokusu üzerimde kaldı Tabi gençsin yanlış anlarsın sözleri Bektaş Ter döktüğün Kıbrıs sokaklarında çok şiirler yazdık Elli dört yaşım benim bayağı işime yaradı Sen sözümü yanlış bildin ama o bakkalın kızıydı Adviye Apartmanı benim 5 dakikada bir beklediğim Uzun entarili, siyah paltarlı bir delikanlıyı beklerken İki mahalle geride ki tarlayı sürmeye giderken Belki oraya varınca 5 dakika öyle gider... AYKUT BARIŞ ÇELİK
1
fatih
bir alıntı ekledi.
Artık insanlardan beklentilerimde hayale yer yok. Artık biliyorum ki, tıpki Stojan Sljuka’nin tramvay kapısını zorladığı gibi biraz önce birlikte güzel vakit geçirdiğim birisi, kafasına çorap geçirip kapıma dayanabilir. Onu o günden sonra bir daha görmedim ama olaydan sonra dinlediklerim kanımı dondurmuştu. Yugoslav Edebiyatı profesörü olan Vojislav Maksimoviç, bir Müslüman’ın kesik başını futbol topu yapmıştı. Bu yüzden insanlar hakkında hiçbir beklentim kalmadı. Bu yüzden İsa’yı çarmıha germeyecek hiçbir milletin olduğunu sanmıyorum. Bosna’da çarmıha gerenler Karadziç Sırplarıydı. Sadece dünyam değil, dilim de paramparça. Örneğin, bir kütüphane artık kitaplarla dolu bir bina değil, kül olmuş bir harabe. Bugünlerde bir kütüphaneye gidip çocuk bölümüne bakacak olsam yüreğim buz kesiyor.
5