• İçi harabe olanın gönlü Rabbine yanarmış..
  • Gök olam, yıldız olam ki, seni anlatam.
    Diyem ki; yeryüzü tuzak.
    Yeryüzü bozgun ve harabe...
  • Ne teselli ne de umut yok artık
    Kalbim taş,umut harabe,düş yıkık..
  • Son güne kadar padişahların tahta çıktığı, yani cülus töreninin yapıldığı, öldüklerinde gasledilip kefenlendikleri Topkapı Sarayı, bir harabe halinde Cumhuriyet yönetimine devredildi.
  • Yazarin savaş yılları başta balkan 1 dunya savaşı ve Azerbaycan anıları anlattığı Osmanlı son dönemi cumhuriyetin ilk çeyreğini anlatan bir anı türünde eser

    Devlet, milleti için vardır.
    Türklük insanın kendi içinde olmalı.
    Turancılık fikri ve kominizm insanın yaradılışına aykırı ve tamamen hayal ürünüdür.
    Kitabın Kapsadığı Dönem
    1897 Türk- Yunan Harbi yılları ile başlar, Balkan yenilgisi ve 1. Dünya Savaşı dönemlerini, Cumhuriyetin ilanı ve inkılaplar, Almanya Nazi iktidarı, 2. Dünya Savaşı, 1950 çok partili hayata geçiş.
    Şevket Süreyya AYDEMİR, 1877- 1878 Osmanlı -Rus harbi esnasınd Bulgaristan’dan göç ederek bir ordugah, ordu şehri olan Edirne’ye yerleşen bir göçmen çocuğudur. Çocukluğu Rum ve Bulgar çetelerinin yağmaları içerisinde, çete ve komite hikayeleri dinleyerek, çetecilik oyunları oynayarak geçmiştir. İlk olarak mahalle mektebine, sonra da askeri Rüştiye’ye devam eder. Subay olan hocaları onlara “her şeyin başında ordu ve ordunun sınırladığı vatan vardır, ordunun ayak bastığı her yer vatandır ve çok geniş olması şarttır. Millet ise vatan içinde yaşayan herkestir. Dil, din, dilek ve hak birliği şart değildir. Hak yalnızca orduyu temsil ve idare edenlerindir. Arnavut, Bulgar, Yemenli, Hicazlı, Dürzülerin tek vazifesi itaat etmek ve vergi vermektir. Kendileri için hak istemeleri kanunen isyandır ve ordunun görevi bu isyanları kan ve ateşle bastırmaktır” düşüncelerini zikrediyorlardı.

    Ordu ile halk sürekli çatışma halindeydi. İsyanlar ve çetelikler her yerde devam ediyordu. Bu ırkları devletin idare edemediği ve devletin idare tarzına bir isyan olduğu ordunun aklına gelmiyordu. Bu isyancılar altı büyük devlet olan İngitere, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya- Macaristan ve Rusya destekleyip silahlandırıyordu. Durum karşısında padişah gerekeni yapmıyordu. Duruma çözüm olarak 23 Temmuz 1908 de meşrutiyet ilan edilir. Meşrutiyetle beraber hürriyet geleceğine, çeteciliğin kalkacağına, altı büyük devletin işimize artık karışmayacağına, ırkların kardeş olacağına inanılır. Fakat yeniliklere karşı padişahın kışkırttığı asker ayaklanması çıkar (rumi 31 Mart 1325) Ardından 1911 de Osmanlı Afrikası, Ege Adaları, Libya elden çıkar, balkan savaşı yenilgisi yaşanır.

    Okuduğu “Ergenekon” kitabından etkilenerek Turancılık akımına inanır. Bu akımın da muallim Mekteplerinde benimsendiğini öğrenir ve Rüştiyeyi bırakarak öğretmen okuluna girer. O ara 1. Dünya Savaşı çıkar ve gönüllü olarak, abisinin vurulduğu Doğu cephesine onun bıraktığı boşluğu doldurmak üzere gider. Orada cahil askerleri tanır. Yolda gördüğü Anadolu insanları hakkındaki olumsuz fikirlerini değiştirir. Halkın cehaletinden hükümeti sorumlu tutar. Doğu cephesinde Ermenilerin haksız yere Türklere yaptıkları vahşi katliamlara tanık olur.
    Doğu cephesinde zafer elde edilir ama hükümet ateşkese çağırır. Terhis olduktan sonraki hedefi Kafkas Bölgesindeki Türk Devletlerinde yaşamak ve Türkleri millileştirmek, milli bilinç uyandırmaktır. Azerbeycan Türk öğretmenler isteyince oraya gider. Oradaki halkı tanır. Aralarındaki mezhep ayrılıklarını, milli ruh yoksunluğunu, isyancı işçi ve menfaat kavgalarına tanık olur ve Turancılık fikri hayal olur. Yönetim olarak da küçük komitalar halinde bulunuyorlardı. Devlet olma bilinci yoktu. Bu ara ihtilalci Ruslar işgal eder. Kominizm ve bolşevizmle tanışırlar. Halkın tüm mallarına el konulur. Rus kominizmini ve Rusları yakından tanır.
    İhtilal nedeniyle, Aydemir’in ülküsü artık “insaniyet”tir. Tahtlar, taşlar ve bütün zalimler yıkılacak, bütün dinler bir ve bütün insanlar beraber olacaktır. Yeni din, yeni sanat, yeni dil, yeni medeniyetler doğacaktır. Bütün insanların eşit, bütün milletlerin hür ve beraber yaşayacakları harpsiz, ihtilalsiz, imtiyazsız yeni bir alem kurulacaktır. Şark, yüzyıllar süren uykusundan uyanacaktır. Yabancılar, Asya’nın topraklarından çekilecektir. Bu düşünceler içinde, “Şark Milletleri Kurultayı”na delege seçilir. Daha sonra, Komünist partisine girer. Dünya nizamını yıkacak ve bu harabe üzerinde kendi nizamını kuracaktır
    Karakterler
    Babası. Edirne’nin en zengin beyinin konağının bahçesine bakardı. Padişah hayranı.
    -Annesi. Göçmen mahallesinde okuma yazma bilen tek insan. Diğer halka göre biraz daha ayrıcalıklı kabul edilir. Mahallenin kadınlarına dikiş dikmeyi, kasnak örmeyi, dua ve ilahileri, namaz kılmayı , yakın tarikatların zikir ve ayinlerini öğretir.
    -Abileri. Küçük yaşta askeri rüşdiyelerde okutularak subay olur ve orduya katılırlar. Büyük ağabeyi, Sultan Hamit düşmanı.
    -Sitare: Azerbeycan’da sevdiği kız. İran göçmeni
    -Enver Paşa:Meşrutiyetin ilanı ile kahraman olur. Sarıkamış olayından sonra gözden düşer. 1. Dünya Savaşı yenilgisi ile Almanlara sığınır. Yazarla Türk Birliğini sağlamak için düzenlenen Bakü Kogresinde karşılaşır.
    -Doktor Nazım: Son Abdülhamit devrinin ilk Genç Türklerinden. 1926 da Atatürk’e suikast zanlısı olarak İstiklal Mahkemesi tarafından tutuklanır. İdam edilir.
    -Nazım Hikmet: Türkiyedeki hapis yıllarında Rusyaya kaçar. Bir orman kampında yazarla karşılaşır. Köylülerin inkılapların baltalayıcısı olduğu konusunda tartışır. Oldukça karışık bir ırk mensubudur.