İşte Cemal Paşa’yı böyle bir kararsızlık havası içinde tanımıştım. Tevkifler, sürgünler, ip ve zindan çerçevesi içinde bana korkunç bir yeniçeri gibi görünen Cemal Bey’in kendisine velev müphem ve karışık, fakat genç hareketlerle az çok alakalı görmek de büyük bir şeydi.
Biz bu kadarla doymaya ve kanmaya alışmıştık.
Çünkü o zamanki devrimci, kırmızı ve uzun Mısır fesini başı üstüne yakıştıracak kadar duygusuz ve donuk, prensiplerine en eski Osmanlı kafalarının kalıbına dökecek kadar şuur düşkünü idi.
1913’te bir Mustafa Kemal, bir asır sonrası için bile hayaldi, fantezi romanlarında bile yeri yoktu. 
Çıldırasıya ağlamak istiyorum,
Sen, yerin altında çırılçıplaksın;
Bense yeryüzünde paramparçayım Senden uzakta yapayalnız ruhum
Halbuki sen sade benden uzaksın
Bense yeryüzünde paramparçayım
Neşem ve sevincim seninle gitti
Teselli pınarım kurudu artık
Veda! Sabahlara, veda! Güneşe
Varlığın bir hayaldi bir ümitti
Neredesin ey harikulade varlık
Veda sabahlara, veda güneşe
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bu bir çeşit uzaktan tapma, sessiz bir hayranlık ve meçhul birinin aşkın zirvesine zihnen eriş Theorie lmesidi.bu durumda, o, sevilen insan, ne bir oynaş, ne de bir sevgili değildi. Bir hayaldi.”