“İnsan konuşma becerisiyle diğer hayvanlardan ayrılmıştır. Konuşan hayvan diye adlandırılan insan, konuşma yeteneğini güzel kullanarak şerefli ve makbul olduğu gibi o konuşmayı kötü kullanan konuşan hayvanın da diğer hayvanlardan daha hakir ve daha çirkin olması gerekmez mi?”
Sayfa 77 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Veba ve İnsanlık Krizi (Kadim — Gılgamış'ın Enkidu Acısı?)
Ayrıca “Kendisine” hitap ettiği ve dört bir yanda ölen kişilere, kayıplara, sayısız mezara ağıt yakan, Latince karamsar bir şiir yazdı. Mektuplarında her zaman “Sokrates’im” diye hitap ettiği eski dostu Ludwig van Kempen’e yazdığı bir mektupta, “Ne desem? Nereden başlasam? Nereye dönsem?” diye sorar ve devam eder, “Her yerde keder görüyoruz, her tarafta dehşet var. Can dostlarımız neredeler? Hangi yıldırım yok etti, hangi deprem yerle bir etti, hangi fırtına yıktı, hangi uçurum yuttu her şeyi?” İnsanlığın kendisi neredeyse silinip gitti. Neden? Bize alçakgönüllülüğü öğretmek için mi? Belki de “insanın çok dayanıksız ve gururlu bir hayvan olduğunu, kırılgan temeller üzerine aşırı bir güvenle inşa ettiğini” öğrenmemiz isteniyordur veya belki de amaç bu dünyaya değil bir sonraki dünyaya özlem duymamızı sağlamaktır, çünkü bu dünyadaki her şey kaybedilebilir.
Reklam
Lambaları açın!
Aydınlık istiyordu. Hava karardığında keskin nişancılar için kadın, çocuk, hayvan fark etmiyordu çünkü.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Alıntı
Hümanizm nedir?
Bir kız öğrenci, hümanizmin Rönesans’ın ortaçağdan kurtulma girişimi anlamına geldiğini söyleyerek söze başlar. Kastettiği şey, on dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda enerjik, özgür ruhlu entelektüellerin Floransa gibi İtalyan şehirlerinde yarattığı edebi ve kültürel canlanmadır. Ama bu doğru değil, der topluluğun başka bir üyesi. Hümanizm, “hayvan filan gibi şeylere karşı nazik ve iyi olmak, hayır işleri yapmak ve yaşlıları filan ziyaret etmek demektir”.Üçüncü bir üye, sert bir şekilde söze girerek bunun hümanizmi hayırseverlikle karıştırmak olduğunu söyler. Bu sırada sözü ele alan dördüncüsü hepsinin boşa vakit harcadığından şikâyet eder. Hayırsever, oturduğu yerde dikleşerek sorar: “Hastaların yaralarını sarmaya, yaşlılara filan bakmaya zaman kaybı mı diyorsun?”Sert olan bu sefer tamamen farklı bir tanım ortaya koyar. “Doğaüstücülüğü reddeden, insanı doğal bir nesne gören ve insanın özündeki haysiyeti, değeri vurgularken kişinin mantık ile bilimsel yöntemi kullanarak kendini gerçekleştirme kapasitesi olduğuna inanan bir felsefedir hümanizm.” Bu tanım olumlu karşılanır, ta ki başka birisi diğer bir sorunu ortaya atana kadar: Bazı insanlar Tanrı’ya inanıyor olmalarına rağmen yine de kendilerine hümanist diyorlar. Toplantı sona erdiğinde herkesin kafası başlangıçta olduğundan daha karışıktır. Gelgelelim Thurmarsh öğrencilerinin endişelenmesine aslında hiç gerek yoktu; hepsi doğru yoldaydı.Her birinin yaptığı açıklamalar ile diğer söyledikleri, hümanizmin anlamını ve hümanistlerin yüzyıllar boyunca yaptığı, araştırdığı ve inandığı şeyleri resmeden en kapsamlı, en zengin tabloya farklı bir renk katıyordu.
Sayfa 1
Besmelesiz uyumuş karakterimiz.
Çok uykum olduğu için erkenden inzivaya çekildim ama en korkunç türden rüyalar musallat oldu uykumda. Beyaz sakallı, iblis bir domuz çobanının elinde asasıyla, küflenmiş, sarkık derileri beni tarifsiz bir tiksintiyle dolduran bir hayvan sürüsünü güttügü uçsuz bucaksız muazzam bir yükseklikten, diz boyu pislik içinde, alacakaranlık bir mağaraya bakıyor gibiydim.
Alıntı
"Onca umudun onca emeğin karşılığı bu olmamalıydı."
Reklam
Reklam