Bunun da bir derdi var, belli. Sorsan"Ne derdin var? " diye," yok bir şeyim" der. Heeee, ben de inandım. Hakikaten derdi olan, "yok" der, derdi olmayan dert uydurur zaten.
“Kendimin içinden çıkıp gidemiyorum”
.
“Kimsenin kavgası, gürültüsü yok ama kimsenin neşesi de yok.”
.
“Alışkın değilim birinin bana bağırmasına, pustum bir köşeye. Ağladım sabaha kadar.”
.
“Kimsesizden hallice bir hayat sürüyoruz hepimiz ayrı evlerde yıllardır.”
.
“‘Yoruldun’ deseniz yeterdi be, ‘Aferin’ deseniz yeterdi, ‘Sıkışırsan ben varım.” deseniz yeterdi.”
.
“Nasılsa bu ailede her şeyin bedelini en çok ben ödedim.”
.
“Biliyorum ama zihnim konuşmayı bırakmıyordu ki.”
.
“”Benim hatamın bedelini en çok çocuklar ödedi. Üçü de. En çok Ethem mi? Ekrem mi? Emin mi? Bilmem…”
.
“Bizim zamanımızda günah vardı, şimdi günahların adı hata oldu.”
.
“Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çekip gidemiyorum da.”
.
“Ben de hayattayım ama yaşıyor muyum bilmiyorum?”
.
“İçim geçmiş koltukta. Yorulmuşum. Hiçbir şey yapmadan yorulmuşum. Kafam yoruldu, kafam.”
.
“İçimde hep sevilmeyi bekleyen bir çocuk var.”
.
“Dışarıdan göründüğü gibi değil ki hiçbir şey.”
.
“Yedi bitirdi benim ömrümü. Kendime anlatamadım. Kimseye anlatamadım. Kimseye anlatmadım. Dilimin ucuna geldi geldi, kimseye anlatamadım. Anlattığımı hayal ettim sadece.”
.
Varlık üzerinde düşünmek, bazı varoluşçuların zannettiği gibi, öncelikle bireyin var olma halleri üzerinde düşünmek değildir. Varlığı hümanize etmek, düşünce ufkumuzu daraltmaktır. Varlığın anlamını atomize edilmiş bireyin kognitif faaliyetlerine ve kişisel tercihlerine indirgemek, varlığı da bireyi de bütüncül anlam haritasından kopartmak demektir.