Modern Avrupa'yı öteki bütün geleneksel medeniyetlerden ayıran ve ona bugüne kadar dünyada üstün bir egemenlik sağlayan fikri hareket hümanizma ile başlar. Hümanizma, yeryüzünde insana, kâinat ve hayat sırlarına insan aklıyla yaklaşıma, rasyonalizme öncelik veren XV. yüzyıl İtalyası'nda doğmuştur. Hareketin ilham kaynağı Helenizm, yani düşüncede sanatta ve yaşamda antik Yunan kültürü ve onun değerler sistemini benimseme olmuştur.
Alıntı
denizin karşı kıyısında gerçekleşen megali idea..
Binlerce masum insanın kanıyla yazılan 1922 trajedisi, Küçük Asya'daki asırlık Hellenizm tarihinin acılı sonuna damgasını vurdu ve çağdaş Yunan Devleti'nin yaratılmasında hızlandırıcı bir görev üstlendi. Yunan yaşamının her sahasında egemen olan Me­gali İdea (Büyük Düşünce) bütün bu süreçte çok trajik bir biçimde son buldu ve Megali İdea'nın üstün emeli olan bütün Yunan Halk­larının yeniden birleşmesi, Yunan krallık hudutları içerisinde Yunan halklarının genel yaşam alanının küçülmesi ile ön­ görülmeyen bir biçimde başarıldı. Ülke, bölgesi ve iki kattan fazla artan nüfusu ile on yıllık bir askeri boy ölçüşmeden çıktı ve Küçük Asya'daki mağlubiyeti iz­leyen mülteci akını ile nüfusu aniden kabardı. Yeni koşullar, çağ­daşlaşma ve yeniden yapılanma sürecinin başlangıcına dam­ gasını vurdu; o süreçte önderlik rolünü, önceki yıllarda konuşulamayan güçlükleri yenmeyi başaran ve ilerlemede önemli unsur olduğunu kanıtlayan mülteciler üstlendi. Küçük Asya mül­tecilerinin varlığı ve Yunanistan'a faydalı etkileri, Hellenizmin en dinamik ve ilerici kısmının yıkılmasının doğurduğu sonuçları gi­ derek yumuşattı. Georgios Tenekidis "Küçük Asya'da ve Doğu Trakya'da ne kaybedildi ise, Ege'nin karşı kıyısında o kazanıldı" diye yazar. Küçük Asya, Pontus, İstanbul ve Trakya'dan gelen Rumlar, Yunan ulusuna sadece ekonomik ve kültürel olarak katılmadılar, aynı zamanda her anlamda Çağdaş Hellenizmin ya­ratılmasına yardımcı oldular.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gerçekte Megali İdea, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Yunanların ideolojisinin ismi haline gelmiştir ancak Yunan­lar bu politik ideolojinin kökenini Konstantinapolis'in kaybı­na doğru uzatırlar. Oysa ki Orta çağ'dan Yunan Bağımsızlık Mücadelesi'ne kadar (1821-1833) tek bir ulus haline gelme­mişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu idaresi altında iken kendi dinlerini, dillerini ve kültürlerini yaşamaya devam etmişler, Rum (Roman) olarak adlandırılmışlar ve "Osmanlı İmpara­torluğu içindeki Türk olmayan en önemli unsur" haline gel­mişlerdir. Bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından Helle­nizm'e tutunmuşlardır.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Bu durumda oligarklar, onların sessiz desteğiyle Scipio'yu yıkacak bir homo novus'u dışarıda ararlar. Marcus Porcius Cato'nun kaderi böyle belirlenir. Scipio beslediği nefret bir yana, Sabin çiftçi kurumların tehdit altında klmasına da karşı çıkar. Münferit kişilerin liyakat veya yeti adına hak iddia etmesine karşı, sistemin üstünlüğünü, idari makamların eşitliğini ve yönetim işlevlerinde makam sahiplerinin birbirleriyle değiştirilebilmesini savunur. Cato'nun düşüncelerini özetleyen ve bu ilkeleri temel alan Origines eserinde isimleri zikredilmeyen kişiler sadece üstlendikleri görevden ve cumhuriyet adına gerçekleştirdikleri faaliyetlerden dolayı hatırlanırlar. Ancak Cato'nun düşünce tarzı kaybetmeye mahkumdur. Oligarşi onu desteklemediği gibi, vesayetinden kurtulduğu Scipio'nun önerilerini savunur, bu arada çiftçi kesiminin maruz kaldığı kriz, Cato'nun inandığın modellerin artık geride kaldığını gösterir. Zafer ve ganimet taahhüt eden Doğu'nun hayaline kapılan aristokrasi güç politikasını seçerl. Cato Hellenizm karşıtlığı ile artık ardında korku yatmayan bir yabancı düşmanlığı ile çok az kişinin inandığı değerleri temel alan bir kültürel özerklik hayalilyle ve siyasi tecrit fikriyle bu duruma nafile karşı koymaya çalışır. Sonuçta Cato'nun kendi değişir ve kendine yeni alanlar ararken son yıllarında muzaffer emperyalizme yanaşarak Kartaca'non yok edilmesini savunur. (MÖ 146)
Tarih
Şimdiki konumuz bağlamında büyük önem taşıyan sorun ise; erken Hristiyan literatürünü temsil eden çoğu metnin tamamen tek taraflı bakış yansıtmalarıdır.Çünkü teolojik tartışmaların en hararetli dönemlerinde, kendi resmî görüşlerini içeren metinleri korumaya özen gösteren kilise, karşıt veya alternatif görüşler savunan Hristiyan cemaatlere ait metinleri sistemli şekilde imha etmiştir.Bunun iyi bilinen örneği, Ariusçulara ait metinlerin yakılmasıdır.Bu durumda tamamen taraflı yazarlar pek çok örnekte gerçeği bize perdeleyerek sunmuşlar, bazen ise tamamen saklamışlardır.Dolayısıyla, kilise yazarlarınca "susturulan" cemaatlerin görüşleri hâlâ yeterince aydınlatılabilmiş değildir.
Tarih
II. Kartaca harbinden sonra fevkalade kuvvetlenen Roma, ister istemez Hellenizm devletleri ile arasında olan mes'eleleri de halletmek zorunda kalmış ve tabiatıyla en evvel en yakınındakilerin iç işlerine karışarak bir hake rolünü oynamıştır.
Sayfa 101 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu
Alıntı