Lüzumsuz Kadın/ Rabih Alameddine
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Aaliya yani yüksekteki,ayrı olan ve bu onun ismiyle yaşadığı hayatının hikayesi. Ne desem nereden başlasam bilemiyorum. Öyle bir kitap okudum ki okurken “Off ben ne okuyorum. Bu ne muazzam bir metin.” Diyip durdum kendi kendime. Beyrut’ta savaşların gölgesinde yıllardır yalnız başına yaşayan Aaliya’nın kendi ağzından yaşamını okuyoruz ama kronolojik sırayı takip eden düzenli bir metin olmaktan ziyade zihninde ve yüreğinde kalan o anıları anlatmak daha çok. Ancak kitabın en etkileyici kısmı bu değil; bu kitabı okurken her sayfada insanın kendine yaptığı o özeleştiriyi, yaşamın ondan aldıklarını ve eksik kalmışlıkları da okuyoruz. Öte yandan her sayfada okuyucuya inanılmaz bir edebiyat ziyafeti veriyor yazar. Aaliya’nın bahsettiği muhteşem yazarlar, kitaplar, müzisyenler kitabı muhteşem bir sanatsal potporiye çeviriyor. Özellikle edebiyat seven sıkı bir okursanız, kendinize bir kitaptan onlarca kitap tavsiyesi alırken buluyorsunuz. Metinde anlatılan olayların mitolojik öykü ve karakterlere atıfta bulunarak anlatılması, kitabın geçtiği şehir ve bir kadının toplumsal beklentileri karşılamak istemediği için kitaplarıyla evinde kurduğu dünyasını okurken hiç sıkılmadım. Hızlı geçişler var kitapta ama ilginin dağılmasına izin vermiyor yazar. Felsefik ve yaşamla ilgili pek çok soruyu cevaplamaya çalışıyoruz Aaliya ile birlikte. Bazı anlarda ise onun da her insan kadar aslında yalnız kalmış olmaktan duyduğu acıları paylaşıyoruz. Yaş aldıkça bu duygular ve hezeyanlar artıyor haliyle. Finale doğru ise apartmanda gerçekleşen bir kazadan sonra kendini dışarda tuttuğu ve sevmediğini düşündüğü arkadaşlarının ona yardım etmesini konu alan bir bölüm var ve burada karakterimiz de yanılıyor olabileceğini düşünmeye başlıyor. En severek okuduğum bölümlerden biriydi. Savaş ve
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021491 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 58. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 12:01
*Kendi düşüncelerimi belirterek yazdığım bir incelemedir.* Eh, 5 gün sonra doğum günüm var, ve ben 28. yaşına basacağım... bu kitabı niçin daha önceleri okumadığım için nedamet ile sicim arasında gelgitler yaşıyorum. Okurken düşündüren, düşündürürken de gözlerinizin dolmasına neden olacak bir eser. Filmini izlemiştim 20 yaşında iken, fakat kitaplara o kadar meraklı birisi değildim... daha çok sinemaya aşık biri idim. Nedendir bilinmez bunun cefasını çekiyorum şu an, ve aynı zamanda kendime olan kötümserliğini farkındayım -ki bu esaret benim dimağımı kemiriyor. Heyhat! Dün ansızın kitapçıya gittim ve bu kitabı bulmak için cebelleştim nedensizce. Çünkü Nemecsek'i kendime göre bir tahayyül ediyordum, çocukluğum da ansızın böyle süregelen şeyler yaşandı için. Kütüphanem de anısını ilelebet yaşasın diye, bir bir kitapçıları gezdim. Zakkum bahçesinde yalınayak dolaşırken birdenbire bir güneş peyda oluştu. Her yer ışıl ışıldı, gözlerimin içinde renk renk matlaşan bir cisim beliriyordu; durmadan ivme kazanan bu cisim, benliğimde fütursuzca hezeyanlar saçıyordu. Sahiden sonlara doğru gözlerim dolması, beni içinden çıkılamaz bir labirentvari bölgeye hapsetmesi kadar olanaksız bir şey yoktu. Kendime çok kızıyorum, yüksünüyorum, hayıflanıyorum nedensizce münkesir davranmama neden oluyor. Gerçi okumanın yaşı yoktur diyorum kendime defalarca, ne demişler; geç olsun, güç olmasın.
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sarsılmış Bir Toplum
Puan vermedi·400 syf.··
2026 17. kitabı
Erken Cumhuriyet döneminde toplumun fikri dünyada sarsılması pek tabii olarak yazarlarımızda da görülmektedir. Bu nedenle bu kitapları kendini kaptırmadan sadece analitik olarak okumakta fayda var gibi gözükmektedir. Ben böyle okuyabildiğinin iddiasında olan biri olarak bu kitabı kısaca tartışmak isterim. 1955 yılında kaleme aldığı bu romanda Orhan Kemal bir ailenin sergüzeşti içinde biraz İstanbul, biraz değişen toplum ve teoloji tartışmaları yapmaktadır. Bu tartışmaları da aslında entellektüel anlamda sohbetine izin verdiği karakterler üzerinden değil de; hezeyanlar üzerinden okuyucusunun kalbine fırlatır. Karakterlerini de genelde tek yönlü ve insafsızca oluşturmuştur diyebiliriz. Örneğin Hacer elinden tespihi düşürmeyen, abdestli bir kadındır; ama sürekli entrika peşinde bir aşiftedir Orhan Kemal'in çizdiği gerçeklikte. Tek bir satırda dahi Orhan Kemal, Hacer'in iyi bir şey yapmasına izin vermez. Ayrıca mahalledeki bütün insanlar kötüdür; tüm ilişkiler dedikodu ve birbirinden yararlanmak üzerinededir. Basit araştırmalarla bu kitabın ne hakkında olduğu araştırıldığında aslında Orhan Kemal'in toplumcu bir roman yazdığı iddia edilmektedir. Fakat, bence, kitabın en önemli tartışma konusu teolojik açıdan kadercilik'tir. Belki bunu daha da belirgin kılmak için Orhan Kemal romanında mutlu sona izin vermez; hatta en önemli karakteri Nazan'ın acısını her dem biraz daha arttırır. Bunları hak ediyor mu sorusunu bir lahza sorduğunda da Orhan Kemal, romanın karakterleri dönemsel olarak uygun olmasa da cevaplarını Orhan Baba'da bulur. "Batsın bu dünya!". Orhan Kemal mesela idealist doğrucu Mazhar'a da mutluluk konusunda izin vermez; kendisi bir cinayete kurban gidecekken arkadaşı Nihat (bazı noktalarda gözünü kapatmasını bilen, idealist olmayan bu avukat) zengin olacak hatta
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
Nikolay Gogol’un "Bir Delinin Anı Defteri" adlı eseri, Çarlık Rusyası’nın katı bürokratik hiyerarşisi altında ezilen küçük memur Poprişçin’in, toplumsal statü arayışı ve karşılıksız aşkın pençesinde, gerçeklikten kopuşunu çarpıcı bir psikolojik derinlikle sunuyor. Başlangıçta müdürünün kızına duyduğu imkansız tutku ve soylu bir sınıfa ait olma arzusuyla sadece takıntılı bir karakter sergileyen kahramanımız, sistemin kendisine dayattığı aşağılık kompleksinden kurtulmak için, önce köpeklerin konuştuğuna ve mektuplaştığına inanmaya başlar; bu hezeyanlar, dış dünyadaki hor görülme ve yetersizlik hissinin bir savunma mekanizması olarak gelişerek, sonunda Poprişçin’in kendisini İspanya Kralı ilan etmesine kadar varan dramatik bir şizofrenik kırılmaya evrilir. Gogol, olay örgüsünü günlük formatında tarihlerin giderek absürtleştiği (34 Mart, Nisan’ın 0’ı gibi) bir zaman algısıyla örerken, aslında bireyin deliliğini değil, insan onurunu hiçe sayan bir toplum düzeninin asıl "deliliğini" hicveder; sonuçta tımarhaneye kapatılan Poprişçin’in annesine yakarışıyla sonlanan bu trajikomik anlatı, bürokrasi çarkları arasında un ufak olan "küçük adamın" varoluş sancısını edebiyat tarihinin en sarsıcı portrelerinden biri hâline getiriyor.
1000Kitap
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,4bin okunma
Derin hezeyanlar yaşamış, yaşamakta olan Ferit...
10/10
·319 syf.··
2026 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 04:11
Kendini arayış içerisinde olduğundan, okuduğu tıbbiyeyi bırakıp felsefe okumaya başlayan bir gencin hezeyanları.. Duyularımızın dışındaki idrakla anlaşılacak olaylar çemberi. Psikolojik bir roman.. Karşılaştığı bir takım olağanüstü olayları benimsediği materyalist ve pozitivist felsefenin ilkeleriyle açıklayamayan şüphe, tereddüt ve bunalımlar içinde kıvranan Ferit, tıp fakültesini bırakıp felsefe bölümüne geçen fakat içinde bulunduğu mütereddit ruh hali sebebiyle buraya da düzenli olarak gitmeyen bir üniversite öğrencisidir. Ferit, birbirinden garip insanların yaşadığı bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyonda kaldığı altı gün bo­yunca karşılaştığı olağanüstü olaylar ve kız arkadaşı Selma ile arasında geçen tartışmalar, ciddi bir psikolojik bunalımdan geçen Ferit’in durumunu daha da kötüleştirir.. Pansiyonda tanıştığı Aziz, bu sıkıntılı günlerinde Ferit’in en büyük destekçisi oluyor. Mistik bir dünya görüşünün savunulduğu bir roman. Gerçekten de yazarın anlatım tekniğinden etkilenmemek mümkün değil. Ayrıca Peyami Safa, romanın kahramanlarından Ferit’i adeta bir merkez olarak kullanmış ve anlatmak istediklerini onun kafasının içinden geçirerek belirtiyor. Matmazel Noraliya’nın koltuğunda bir hakikat aranmaktadır ve Ferit’in başından geçenler onu bu hakikatı aramaya zorluyor. Bunun yanına roman da metapsişik ve parapsikolojik bir takım olayların var olduğu dikkat çekici. Okuyun, sizlerde mutlaka okumalısınız.. Şayet ufkunuzu genişletmek istiyorsanız güzel bir alternatif. Notum:10/10
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 201710bin okunma
Bir Delinin Hatıra Defteri
Puan vermedi·64 syf.··
2026 30. kitabı
Ara ara yazılmış günlüklerden oluşan bir kitap. Bir insanın görünüşte çöküşünün, aslında olmak istediklerine kavuşmasının nasıl bir süreçten geçtiğinin an be an yansıması. Hezeyanlar, gerçeklik algısının bozulması ve insanın tabiri caizsse bilinçaltıyla, süper ogonun birlikte el ele vererek, olduğu gibi değil de olmasını istediği ya da muhtemel olan hayallerini gerçek kılmak için gerçeklikten kopmak ve sonunda ona ulaşmak…buna da delilik demek. Demem o ki; kabüllenemediğimiz herşey deliliğe bir adım yaklaştırıyor malesef. İlacı ise hayatı olduğu gibi kabül edip mutlu olmak. Ya da istemediğimiz,katlanamadığımız yaşamdan uzaklaşmak. Delilik sorumluluğu alır insandan ve bu yaşamak mıdır yaşayamamak mı tartışılır…
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201717,2bin okunma