• 632 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Ah be o neydi öyle?

    Çok şey öğrendim. Muhteşemdi. Bazı yerlerde sıkıldığım oldu itiraf edeyim. Geçmişe yapılan yolculuklarda sıkıldım. Çok detay vardı. Belki olması gereken buydu ama içinde bulunduğumuz zamanda her şey hızlı ve yüzeysel olduğu için sıkılmışımdır. Hata bende muhtemelen. Ama o yerlerde bile ardından bir heyecan geleceği belliydi. O yüzden bağlanıyorsunuz kitaba. Oblomov'un hareketsizliği... tez canlı olduğumdan mütevellit yeri geldi tansiyonumu düşürdü yeri geldi en yakınımdaki nesneyi duvara fırlatmak istedim. Dedim ki "Adam kalk artık kalk hadi ne olur ya!" Ben kitabı yaşadım gerçekten yaşadım.
    Şunları öğrendim: başkası gibi olmaya çalışmayın, olmaz yapamazsınız. Ancak bir süre kendinizi ve başkalarını kandırabilirsiniz. Sonra yine kendi kalıbınıza dönersiniz. Ama size güzel bir haberim var; kendiniz olduğunuzda da sizi o şekilde kabul eden insanlar olduğunu göreceksiniz ve ertelemeyin! Hiçbir şeyi ertelemeyin. Zaman akıp gidiyor. Ya şimdi ya hiçbir zaman!

    Her karakterde kendinizden bir parça göreceksiniz. Hepsini ayrı ayrı seveceksiniz. Umarım sabredip hepsini okumuşsunuzdur veya okursunuz.


    *****Kitabı okumadıysanız buradan sonrasına devam etmeyin!

    Tarantiyev karakterini çok sevmiştim başta. Uzun bir süre onun yeniden sahneye çıkmasını bekledim sorunlara umursamaz bir havayla zekice ve basit çözümler getirmesi beni çok güldürdü, ve biraz kendimle özdeşleştirmiştim sonunda sevilecek biri olmadığını gördüm.

    Olga... Olga'nın Oblomov için verdiği mücadele içinde de kendimi buldum. Umudunu hiç yitirmeden sürekli çabaladı. Hayat enerjisi muhteşemdi. Oblomov'un ona hissettiklerinin aynısını hissettim ben de. Yine Oblomov gibi sonunun böyle olacağını biliyordum. İkisi de birbirinin hayatına çok güzel girdiler ve çıktılar. Kısa süreli de olsa Oblomov'un hayata dönüşü bana "En azından hayatında çok kısa da olsa çok güzel anlar yaşadı" dedirtti.

    Ştoltz ve Olga olması gereken bir ilişkiyi anlattı. Ne yalan söyleyeyim kıskandım. Başta Ştoltz'a çok kızmıştım. Hatta iletilerimde de belirttim bunu. Ama olması gereken oldu. Ştoltz karakteri tam hayal ettiğim sevgili idi. Ama şu konuda kızıyorum Oblomov'u hayata döndürebilirdi en başta. O zamanlar çok uğraşmadı. Gerçi kendisi için çaba vermeyen bir insan için ne yaparsanız yapın fayda etmez. Galiba o da bunu düşünüyordu. Seni seviyorum Andrey. Hep seveceğim.

    Oblomov. Kral sen ne yaptın ya? Nasıl da kaydın bir yıldız gibi. Sonuna kadar umutla bekledim hayata dönmeni. Bari evlendin çoluğa çocuğa karıştın gidip Oblomovka' da hiçbir şey yapmasaydın. Buna nasıl bu kadar direndin anlamadım. Senin gözünden köyün son halini görmeyi o kadar çok isterdim ki... sen hiçbir şey yapmasaydın yine ama orada dursaydın. Tarih 20 Ocak 2019. Bu tarih her geldiğinde senin ölümüne üzüleceğim.

    Andreyuşa senin baban bir melekti.
  • "Wight adasından genç bir kadın
    Gidiyor ışıktan hızlı
    Çıktı bugün yola
    Göreli bir yolla
    Ve ulaştı evine dün gece"
  • 152 syf.
    ·Beğendi·10/10
    GEORGE ORWELL - HAYVAN ÇİFTLİĞİ
    Merhaba arkadaşlar. Hayvan Çiftliği adlı kitabımın yorumu ile karşınızdayım. Kitabımızın konusu şu ki; dört ayaklılar(hayvanlar tabii ki) yönetimi ele geçiriyorlar. İnsanların yerine hayvanların yönetimi ele geçirdiğini düşünün küçük bir kısmı ele geçiriyorlar gerçi. Sahiplerini çiftlikten el birliği ile kovuyorlar ve kendi kendilerine yönetiyorlar burayı. Tarlalarda çalışıyorlar, yel değirmeni inşa ediyorlar. Küçük bir alan olsa da düşünceleri büyük. Yönetimi insanların elinden almak ve insan soyunu yok etmeye çalışmak. Tabi yönetimi ele geçireceğiz derken şansa bakın kendi içlerinde insanlar gibi bir iç savaşa giriyorlar ki . Eyvah! Ben hayvanların başrolde olduğu bu kitabı okurken başta hayal dünyamda onları konuşturmayı falan garipsedim çünkü genel kahramanlarımız insandır haliyle garip oldu okurken tabi konuşuyorlar falan. Ama böyle kurgusu farklı kitaplar beni acayip heyecanlandırıyor , hoşuma gidiyor. Kitap 152 sayfa ben normalde birazcık ağır okurum açıkçası fakat bu kitapta hiç öyle olmadı hızlı okudum, kitap gayet akıyor bu bence kurgudan kaynaklı olsa gerek . Aramızda okuyanlarınız varsa kitabı nasıl buldunuz? Sizce hayvanlar yönetimi ele geçirse neler olur? Kitapsız bir gününüz geçmemesi dileğim ile..
  • 320 syf.
    ·5 günde·Puan vermedi
    Kitap kısa soru cevap üzerine gidiyor okuması gayet keyifli ve hızlı, lakin ben icimden okudugum için bu kitapı ilber hocanın sesiyle biraz agir oldu:)
  • 104 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Sıradan ve özelliksiz bir karakter olan satranç ustası ( hatta şampiyonu) Czentovic ile başlıyor hikaye. Sonra çok sıkıcı ilerliyor hatta okumayı bırakmam gerektiğini düşündürdü bana. Ama inatla bırakmadım. Böyle bir baş karakterle nasıl ilginç bir hikaye çıkaracağını merak ettim yazarın. Sonra kitabın neredeyse ortalarına doğru bişey oldu. Yeni bir karakter: Dr. B. Bence kitabın asıl karakteri odur. Müthiş bir adam, müthiş bir hikaye.. O kadar çabuk bitirdim ki kitabı, hatta son sayfaları hızlı hızlı ve neredeyse yarım yamalak okudum. Uzun uzadıya betimleme yapmayan net bir kitap. O yüzden hiç sıkmıyor. Akıp gidiyor.
  • 112 syf.
    ·6 günde
    ~Dokuzuncu Hariciye Koğuşu|Peyami Safa~
    🟨•Yıllar önce Peyami Safa’nın “Yalnızız” adlı romanını okumuş, kitabın sonunda şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. Etkileyici bir sona sahipti. Bu kitabını da merakla okudum.
    🟨•Anlatım tarzı çok hoşuma gitti. Kitapta hayatının baharında olan bir gencin erken yaşlarda hastalanışı ve bu hastalığının tüm hayatını etki altına alarak hüzün dolu geçen hastane günleri ve kendine bile itiraf etmekte zorlandığı kalbinde büyüttüğü aşkı arasında kalışı anlatılıyor.
    🟨 Peyami Safa'nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunuyor.
    Betimlemelere ve psikolojik tahlillere hayran kaldım.
    Kitaptan Alıntılar
    •İyiler kaybetmez, kaybedilir...
    •Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak o kadar çok şey birikiyor ki , bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişemeyeceğinden korkuyorum
    •Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler
    •Az ümit edip çok elde etmek hayatın hakiki sırrıdır
    •Felâketlerimin başladığı saniyeyi tanıyorum. Hiç aldanmam.
    •Felâket gibi saadet de ne hızlı gidiyor!
    •Hakikati seviniz, o da sizi sever; hakikati arayınız, o da sizi arar
    •Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır hattâ yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filan...
    •Öyle bir yaşta idim ve öyle bir mizaçta idim ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordu
    •Halbuki mesele çok basit: insan hastalanır ve ölür
    •Istırabın ilâcı ıstıraptır
    •İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur
    •Birbirimize açıldıkça kapanıyorduk
    •Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sahip olduğuma inanıyordum, fakat hâlâ Nüzhet’e âşık olduğumu kedime itiraf edemeyecek kadar çocuktum.
    •Bazı kederlerin riyaziyesi;
    Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur.