Bedenleri Yaktılar, Kaldı Fikirlerin Şiirleri...
10/10
·444 syf.··
Beğendi
·
2019 39. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2019 22:56
"İnsan usul usul ölmek için gelir dünyaya. Başlar her gün biraz daha insan olmaya. Ve ölürken usul usul ne tuhaf, Âşık olur, kedi besler, isim verir eşyaya." #29074570 2 Temmuz 1993 günü aldılar ellerine ateşi, Kendi günahlarını yıkmak için aydınlığa, Toplandılar Madımak’ın önünde, Haykırdılar “yakın bu şerefsizleri” diye. Kalabalık çoğaldı, karışan olmadı, Devletin memurları izliyordu, Tıpkı kaldırımda ki kedi gibi, Sakalları vardı uzundu, Kafalarında takkeleri vardı, Şeytan taşlamaya gelmiş gibiydiler ama; Ellerinde alınacak canların ateşi vardı… Verdiler ateşe Madımak’ı, İçeride yansındı, kül olsundu aydın zihinler, Çünkü fazlaydı onlara aydınlık. Karanlıkta yaşamak için, kıydılar canlara, Nefretleri yüzlerinden okunuyordu, Sloganlar atıyorlardı, Sorsanız, çevirseniz birini, İçeridekiler kim di? Bilmezdi cahil, çünkü doldurmuştu onu sahibi, Ağır yaralıydı Metin Abi, Yaşama şansı vardı diğerlerine göre, Beklediler, beklediler ama durum değişmedi… Fikirleri yakamayanlar, Yaktılar OTUZ ÜÇ aydını diri diri…
Şiir
Bir Acıya KiracıMetin Altıok · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20223,349 okunma
Risale-i Nur eserleri...
10/10
·366 syf.··
2019 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2019 23:19
Risale-i Nur eserlerin’den olan Asa-yı Musa eserini de okudum bitti. “Önce size biraz Bediuzzaman Said Nursi’den bahsetmek istiyorum. Bediüzzaman Said Nursi 1877 yılın da doğdu. Bediüzzaman Said Nursî, İslam alimi, düşünürü, Risale-i Nur adlı tefsir külliyatının yazarı ve Nur cemaatinin kurucu lideridir. 1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. Kendisinde görülen hafıza sebebiyle, önceleri "Molla Said-i Meşhur" diye tanındı. Daha sonra "Zamanın eşsizi" anlamında "Bediüzzaman" unvanıyla şöhret buldu. Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili doksan kitabı ezberledi. Said Nursi, 23 Mart 1960 tarihinde 82 yaşında Şanlıurfa'da öldü..” Kısaca yazardan size bilgiler vermeye çalıştım. Ama gerçekten de burada yazılanlar, yazarın genel hayatını anlatmaya yetmez. Yazarı araştırırken, hayatı ile bir çok şey öğrendim. O kadar çok şey yaşamış ki yazar, kitabı yazılsa roman olur gerçekten. Ve ben bu romanı çok severek okurdum. Osmanlıca, türkçesi olarak yazılan Risale-i Nur, türkçe olarak Nurlu Kitaplar demek oluyor. Bu eserler yazar tarafından 1925 yılında yazılmaya başlamış. Ve 24 yılda tamamlamış yazar kitapları. “Risâle-i Nur, yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevap verecek bir külliyat olarak telif edilmiştir.” Ve gelelim “Risale-i Nur” eserlerinden olan “Asa-yı Musa” adlı kitap hakkında ki görüşlarime. Bu benim Bediuzzaman Said Nursi’nin, “Risale-i Nur” eserlerinden okuduğum ikinci eseri. Kitap hakkında yazılacak o kadar şey varki... herkezin pek tercih ettiği kitaplar olmadığının farkındayım. Şimdi
Asâ-yı MûsâBediüzzaman Said Nursî · Söz Neşriyat · 20146,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
114 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2022 00:58
YORUM 1 29.Ocak.2019 Bunu bir inceleme yazısı olarak değilde; Oğuz Atayı geç keşfetmiş biri olarak benim gibi hataya düşmemeleri için tavsiye yazısı niyetine  yazmak istiyorum. Öte yandan  bilgi ve birikimi  benden çok fazla olan, değerli arkadaşlar varken benim ne haddime tutunamayanlar için inceleme yazmak. Tutunamayanlar kitabını  üniversite yıllarında en çok okunan kitaplar listesinde olması hasebiyle okumayı düşünüp almıştım. O zamanlar için kitabın kalın olması ve  anlaşılır olmaması  bir kaç kez kitabı yarıda bırakmama neden oldu. Aradan 10 sene geçtikten Sonra 1000kitap üyelerinin paylaştıkları  alıntıların etkisiyle bir okuyayım dedim. Okumaya başladıktan sonra  çoğu kez  yazar  burada  ne demek istiyor acaba, desemde düşüncelerimde  mükemmel  bir tat bıraktı diyebilirim.İlk defa bir kitabı uzunca bir süre  okumak zorunda  kaldım. Ve ilk defa bir kitabın altını çok fazla çizdim. Her altını  çizdiğim her söz  için  birkaç dk düşündükten sonra olamaz ya dedim. Arada internette bakarak  anlattıkları  olayların gerçeklik payı var mı, yok mu diye baktım(dandini ve dastana gibi ).Kitabı okuyan herkesin kendinden bişeyler bulacağına o kadar eminim ki. Bu kitabı bir kez daha sindire sindire okumayı düşünüyorum ama öncesinde kitapta geçen Kafka, Nietzsche, Oscar Wilde, Dostoyevski, Freud, Gorki , Balzac, Tolstoy...gibi yazarların  birkaç kitaplarını okuduktan sonra. Oğuz Atay gibi bir dehaya sahip olduğumuz için şükretmeli, onu tanımaya ve tanıtırmaya  çalışmalıyız. Ruhun şad olsun üstadım. YORUM-2 Yine haddimi bilerek belirtmek isterim ki , yazdığım inceleme değil de bir Yorum(Duygularımı aktarma ) yazısı olarak okunmasını istiyorum. Genelde beğendiğimiz bir kitabı ,ikinci okuyuşumuzda da tad alırız, ama ilk okuduğumuz tadı bulamayız .Ama bu yazar Oğuz
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2018 163. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2018 11:12
Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen kitabı, 1K’nın değerli okurlarından Semih Doğan’in tavsiyesiyle öne çekmiş bulundum. Kitabın büyük bir kısmını 1 günde okudum. Sanki yavaş yavaş okusam daha iyi olacaktı fakat “zaman” su gibi akıp gider iken ve okunacak daha birçok kitap bekler iken, başladığım gibi bitirme sorumluluğu üstlendim. Kitabın ilk sayfalarında yazar, ana karakterden kimi yerde Drogo, kimi yerde Giovanni diye bahsettiği için aynı kişi olduklarını geri dönüp tekrar okuduktan sonra anladım. O arada kaçırdığım bir yer oldu muhtemelen, taşları yerine oturtmam için iyi bir başlangıç yapmam gerekiyordu. Hayatta da böyle değil midir? Başlangıçlar önemlidir. Kendi seçimlerimizin sonucunudur çoğu yaşadığımız. Kimini kabul etmeyiz, ben böyle olsun istemedim deriz fakat bir zaman sonra alışırız olup bitene. Giovonni Drogo, teğmen olarak Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayin edilir. Burada uzun süreli kalmak değildir amacı fakat planladığı gibi gerçekleşmez olaylar. İlginç şeyler yaşanır. Olay örgüsü bu kale etrafında geçmektedir. Kitapla ilgili birçok inceleme okudum. Herkesi başka yerlere alıp götürmüş, başka şeyler sorgulatmış bu harika birşey. “Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.” demiş Walter Lıppmann. Bir okur ( #9029074 ) Pablo Neruda’nın Yavaş Yavaş Ölürler şiiriyle tamamlamış incelemesini, gerçekten bu şiir anlatıyor kitabı. Ben hızlı okuduğum için çoğu yeri kaçırdığımı düşünüyorum. Hiç durup düşünmedim ki. Kitap aktı gitti. Akarken kalenin içindeydim yalnız. Belki de dışarı çıkarsam tekrar girememekten korktum. Alışmıştım hıza. Ah bu alışkanlıklar... Farklı bir kitap oldu benim için, belki gün gelir alışkanlıklarımdan vazgeçerek sindire sindire okurum tekrar.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
8/10
·81 syf.·
2018 62. kitabı
DAHİ DELİ ! Ve karşınızda deli olduğundan mı dahi yoksa dahi olduğundan mı deli bilemediğim Vüs’at Orhan Bener. Çağdaş Türk Edebiyatı 1950 kuşağının yenilikçi öykü, oyun, roman yazarı ve İkinci Yeni’nin ilk öykücüsü. Nam-ı diğer Oğuz Atay’ın en yakın arkadaşı, kendisini bu sebeple tanımıştım. Ve kendisiyle ilgili bilgim bu kadardı. Bener, Tutunamayanlar kitabının taslağını okuyan ilk kişi hatta Atay’dan kitaptaki bir bölümü çıkamasını ister Atay da çıkarır ve o bölümü Tehlikeli Oyunlar kitabında kullanır ama bazı kaynaklar da o el yazısının henüz gün yüzüne çıkmadığını söylüyor. Yani belirsiz. Neyse konumuz da bu değil zaten. Bener gibi amaçsız konulara girmeye başladım. Bener de bu romanında arkadaşını unutmamış isim vermeden Atay ve kızı Özge’den bahsetmiş, Atay’la ilgili şu alıntıyı yazmıştı. #33447080 Kitaba geçecek olursak 80 sayfalık bir kitabı kırka yakın alıntı ile kapattığıma göre beğendiğimi söylememe gerek yok herhalde. MUANNİT - SAHTEGİ Kitabı elime ilk aldığımda ismi dikkatimi çekti. Daha önce hiç duymamıştım. Araştırdığımda Muannit - inatçı, Sahtegi - sahtekar yani ‘Sahtekarlıkta inat eden’ ya da ‘İnatçı sahtekar’ demekti. Bir yazar düşünün kendine bunları diyor varsın eserini siz düşünün. HAYATI Evlatlığı Fatoş dışında kimsesi yok. Fatoş da evlenip gidince hepten yalnızlığa bürünüyor. 3 evlilik yapmış ve boşanmış. İlk eşi hamileyken Menenjit tüberkülozdan ölmüş. Bunu şu dizelerle anlatıyor: #33589865 Bu olaylar onu huysuz, inatçı, yalnız, alkolik bir adam haline getirmiş. Olabildiğince cimri lakin içkisinden gram taviz vermeyen, cahilliğe tahammülü olmayan, çok zeki bir adam. Hayatı her ne kadar sıradan olsa da kalemi asla öyle değil. Bu yüzdendir ki hâlâ pek kimse tanımaz onu. Böyle
Bay Muannit Sahtegi'nin NotlarıVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 2018676 okunma
9/10
·191 syf.·
2018 210. kitabı
"Beni yüzüstü gömün, çünkü yeterince gördüm!" (Hakan Günday) Böyle bir cevheri yeni yeni tanıyan benden, yeni yeni tanıyacaklara özel olsun bu inceleme; Şule Gürbüz, Dolmabahçe sarayında antika saatleri tamir eden bir yazarımızmış. Çok boyutlu ve çok katmanlı metinler yazmasının yanı sıra, karakter ya da kurguya değil daha çok düşünceye ve zihin akışlarına önem veren bir yazar. Edebiyatla harmanlanmış felsefeye de rastlayabiliyoruz, daha ziyade Varlık Felsefesi'ne. Bunda Londra'da almış olduğu Felsefe eğitiminin etkisi çok büyük. Anlayabildiğim kadarıyla birçok şeyin farkında olan nevi şahsına münhasır bir kişilik. Tek bir cümleyle dakikalarca düşündürebilir. Dili, insan zihnini meşgul eden sorular yumağından beslendiği için, çok yoğun. Yeraltı edebiyatıyla çok benzer de diyebiliriz. Gözlemlediğim, okuyucu toplama kaygısı olmayan, kendini bilen ve etrafını çevreleyen duvarlar arasında en ulaşılmaz yerleri bile sıvayabilen çok muteber bir yazar. Çoğumuzun gündelik hayatında var olan konuları, -ki hemen hemen hepsine farklı bir pencere açan- farklı bir bakış açısı katarak, en güzel haliyle kaleme almış. Öyle uzun mu uzun altını çizeceğiniz satırlar olacaktır. An itibariyle, zamana tanıklığına, öğrenilmiş çaresizliğine, kendisine, yoğun bir sevgi ve hayranlık beslediğim bir yazar oldu kendisi. Hepimiz hayatımızın bir döneminde durup düşünmüşüzdür; kimimiz kendini öldürmeyi, kimimiz de kendini öldürenleri... Şule de 'kendini öldürmeyi düşünenleri' düşünmüştür diyebiliriz. Anlamları genellikle derin dalmalar sonucu kendini ele veren cümlelerinde, alegorik bir anlatım mevcut. Öyle bir his uyandırıyor ki insanda, başıma gelebilir, başımdan geçti, başından geçmişti... Her cümlesini not aldırıyor. Her insanın kendini bulabileceği, farklı lezzetler alabileceği, farklı
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,123 okunma