İbrahim Halil Gülben

İbrahim Halil Gülben
@ibrhalgul
Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Sosyolog
Sosyoloji-Fırat Üniversitesi
134 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
9/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2017 46. kitabı
Çağlayan Babacan
8.7/10 · 290 okunma
Reklam
10/10
·280 syf.·
Beğendi
·
2017 45. kitabı
Dale Carnegie
8.5/10 · 4.891 okunma
İyi bir filozof için gereksindiğimiz tek şey hayret etme yeteneğimizdir...
Kısaca özetleyelim: Beyaz bir tavşan boş bir silindir şapkadan çıkarılır. Bu tavşan çok büyük olduğundan bu numara milyarlarca yıl sürer. İnce tüylerin en tepesinde çocuklar dünyaya gelir. İşte bu yüzden çocuklar bu inanılmaz sihirbazlık numarasına hayret ederler. Ama yaşlandıkça tavşanın tüylerinin diplerine doğru yerleşir, orada kalırlar. Bu tüylerin dibi çok rahattır , işte o yüzden kürkün ince tüylerinden yukarı doğru tırmanmayı hiçbir zaman göze alamazlar. Sadece filozoflar dilin ve varoluşun en dış sınırlarına doğru tehlikeli bir yolculuk yapmayı göze alabilirler. Bunlardan bazıları yolda kaybolurlar ama diğerleri tavşanın tüylerine sıkıca tutunarak tırmanır ve yumuşak kürkün diplerinde yiyip yaşayan insanlara seslenirler: "Bayanlar, baylar. Boşlukta süzülüp duruyoruz. " Ama kürkün dibindekilerin hiçbiri filozofun bu çığlıklarına aldırmaz. Üff, ne diye gürültü edip duruyorlar sanki!" derler. Sonra da konuşmalarına devam ederler: "Tereyağını uzatır mısın lütfen? Hisse senetleri bugün ne kadar yükselmiş? Domatesin kilosu ne kadar? Lady Di'nin bir çocuğu daha olacakmış, duydunuz mu?"
Bu yalnızca başlangıç, konunun yalnızca girişi... akıl ikilemler ve çelişkiler yığınıdır. Başkalarının güvenini kazanmak için yalan söyleriz. Gerçek kişiliğimizi birileriyle yakınlaşmak için gizleriz. Mutluluğu yakalamak için, mutluluğu kaçıran tercihler yaparız. Haksız olduğumuz zamanlarda haklı olduğumuzu göstermek için olağanüstü çaba gösteririz.
Adalet..
Ve böylece sürüyordu; her bir hoboya onbeşer saniye ve otuzar gün... Adalet değirmeni teklemeden işliyor, adam öğütmeyi sürdürüyordu. Eh ne de olsa sabahın daha, karganın bokunu yemediği bir saatiydi ve Sayın Yargıçın kahvaltı etmediği düşünülürse, elini çabuk tutması doğaldı!
İlya yayınları·Kitabı okudu