• Hepsi hayata birer miktar kin borçlu. Hepsi çocukluklarından beri mahrum oldukları kuvvete hasret çekerek ve kendilerini yiyerek bu hale gelmişler.
  • 1 Fareler ve insanlar / John Steinbeck
    2 Bin dokuz yüz seksen dört George Orwell
    3 Hayvan çiftliği / George Orwell
    4 Kürk mantolu Madonna / Sabahattin Ali
    5 Kuyucaklı Yusuf / Sabahattin Ali
    6 Suç ve ceza / Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky
    7 İnce Memed / Kemal Yaşar
    8 Şeker portakalı / José Mauro de Vasconcelos
    9 Saatleri Ayarlama Enstitüsü / Ahmet Hamdi Tanpınar
    10 Huzursuzluk / Ömer Zülfü Livaneli
    11 Dönüşüm / Franz Kafka
    12 Sefiller / Victor Hugo
    13 Çalıkuşu / Reşat Nuri Güntekin
    14 Yalnızız / Peyami Safa
    15 Olasılıksız / Adam Fawer , Adam Fawer
    16 Fesleğen / Hikmet Anıl Öztekin
    17 Yeraltından notlar / Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky
    18 Eyvallah / Hikmet Anıl Öztekin
    19 Huzur / Ahmet Hamdi Tanpınar
    20 Uçurtma avcısı / Khaled Hosseini
    21 Gün olur asra bedel / Cengiz Aytmatov
    22 Acımak / Reşat Nuri Güntekin
    23 Bilinmeyen bir kadının mektubu / Stefan Zweig
    24 Aşk-ı Memnu / Halid Ziya Uşaklıgil
    25 Bin muhteşem güneş / Khaled Hosseini ;
    26 Genç Werther'in acıları Goethe , J .
    27 Hasret / Canan Tan
    28 İnsan ne ile yaşar / Lev Nikolayeviç Tolstoy
    29 Kötü çocuk / Büşra Küçük
    30 Olağanüstü bir gece / Stefan Zweig
    31 Yüzyıllık yalnızlık / Garcia Marquez
    32 Karamazov kardeşler / Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky
    33 Küçük Prens / Antoine Saint-Exupéry ,de
    34 Bir bilim adamının romanı / Oğuz Atay
    35 Yaban / Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    36 Dava / Franz Kafka
    37 Beyaz geceler / Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky
    38 Sol ayağım / Christy Brown
    39 Tutunamayanlar / Oğuz Atay
    40 Bülbülü öldürmek / Harper Lee
    41 Dokuzuncu hariciye koğuşu / Peyami Safa
    42 Aşk ve gurur / Jane Austen
    43 Mutluluk / Ömer Zülfü Livaneli
    44 Fatih - Harbiye / Peyami Safa
    45 İçimizdeki şeytan / Sabahattin Ali
    46 Yaprak dökümü / Reşat Nuri Güntekin
    47 Kumarbaz / Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky
    48 Budala / Fyodor Mikhailovich Dostoyevsky
    49 Mor salkımlı ev : anı / Halide Edib Adıvar
    50 Şizofren / John Katzenbach
    51 Bir kedi, bir adam, bir ölüm / Ömer Zülfü Livaneli
    52 Kırlangıç çığlığı / Ahmet Ümit
    53 Sözde kızlar / Peyami Safa
    54 Fahrenheit 451 / Ray Bradbury
    55 Körlük : roman / Josê Saramago
    56 OZ / Adam Fawer
    57 Ruh adam / Hüseyin Nihal Atsız
    58 Yaralı / Kahraman Tazeoğlu
    59 Beyoğlu’nun en güzel abisi / Ahmet Ümit
    60 Bir tereddüdün romanı / Peyami Safa
    61 Devlet / M.Ö. 428-347. Platon
    62 Milena'ya mektuplar / Franz Kafka
    63 Bukre : bazı aşklar aşka ihanettir / Kahraman Tazeoğlu
    64 Cesur yeni dünya / Aldous Huxley
    65 Kırmızı saçlı kadın : roman / Orhan Pamuk
    66 Da Vinci şifresi / Dan Brown
    67 Dorian Gray'in portresi / Oscar Wilde
    68 Gazap üzümleri / John Steinbeck
    69 Matmazel Noraliya'nın koltuğu / Peyami Safa
    70 Notre-Dame'ın kamburu / Victor Hugo
    71 Amok koşucusu / Stefan Zweig
    72 Başlangıç / Dan Brown
    73 Fi / Akilah Azra Kohen
    74 Toprak ana / Cengiz Aytmatov
    75 Anayurt oteli / Yusuf Atılgan
    76 Anna Karenina / Tolstoy
    77 Babalar ve oğullar / İvan Sergeyeviç Turgenyev
    78 Beyaz diş / Jack London
    79 Bozkurtlar / Hüseyin Nihal Atsız
    80 Böğürtlen kışı / Sarah Jio
    81 Güneşi uyandıralım : roman / José Mauro de Vasconcelos
    82 Ölüm hükmü / Elçin İlyasoğlu Efendiyev
    83 Sineklerin tanrısı / William Golding
    84 Türk milli kültürü. / İbrahim Kafesoğlu
    85 Yabancı : roman / Albert Camus
    86 Psikopat / Mihri Mavi
    87 Yeniden insan insana / Doğan Cüceloğlu
    88 Aeden / Akilah Azra Kohen
    89 Aşk / Elif Şafak
    90 Ateşten gömlek / Halide Edib Adıvar
    91 İnsancıklar / Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    92 Mai ve Siyah / Halid Ziya Uşaklıgil
    93 Nar ağacı / Nazan Bekiroğlu
    94 Yedi güzel adam / Cahit Zarifoğlu
    95 Börü : yeniden dirilişin ve intikamın kitabı / Çağlayan Yılmaz
    96 Bu ülke / Cemil Meriç
    97 Bulantı / Jean-Paul Sartre
    98 Korku / Stefan Zweig
    99 Son ada / Ömer Zülfü Livaneli
    100 Veba : roman / Albert Camus
  • 264 syf.
    ·11 günde·Puan vermedi
    “Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç daha çok manâlı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak mümkün. Fakat içimde öyle bir şeytan var ki … Bana her zaman istediğimden büsbütün başka bir şey yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş. Yalnız ben değil hepimiz elinde bir oyuncağız.” Bu alıntı romanın kurgusunun ana fikrini oluşturmaktadır. Zira romanın baş kahramanı olan Ömer, yaptığı tüm hataları ve sahip olduğu tüm eksiklikleri içindeki şeytan yükleyerek yoksulluğun verdiği acizlikle hesaplaşmayı öteleyen bir karakterdir. İlk görüşte aşık olduğu Macide ise onu kayan çizgisinden kurtaracağına inandığı temizlikte ve güzelliktedir. Diğer önemli karakterimiz Bedri ise Macide ile yanlış zamanda karşılaşmış olmanın acısını yaşamış ve tam onu unutmak üzere iken arkadaşının eşi olarak yeniden karşılaştığı Macide’nin müzik öğretmeni. Romanı okuyup bitirdikten sonra Sabahattin Ali’nin biyografilerini incelediğimde kendi hayatındaki düşünceleri ile benzerlikler olduğunu farkettim. Bir mektubunda: “Birisi ‘Niçin evleniyorsun” dese vereceğim cevap şudur: Çalışabilmek için... Ben kendimi her hususta idare edemiyorum. Halbuki muhakkak muntazam ve ölçülü bir hayata muhtacım ve ancak bu şekilde faydalı işler çıkarabilirim’.” diyerek tanımladığı evlilikte Sabahattin Ali, Aliye Hanım’ı hayatının tamamlayıcısı ilan etmişti. Diğer bir mektubunda şu hisli cümlelerle dile getiriyordu bu aşkı: “Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu. Fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmal edeceksin.”Bu ifadeler ise Sabahattin Ali’nin evlilik ve aşka dair düşüncelerinden izler bıraktığı Ömer ile Macide arasındaki ilişkisi kendi ilişkisi arasında çokça benzerlik olduğunu göstermektedir.
    Romanda içerik olarak sürekli yoksulluk sebepli bir sıkışmışlığı , söylemleri ile tavırları arasında uçurumlar olan kendilerini büyük insanlar olarak tasvir eden muhitinin ; bozulmalarını ve kokuşmuşluğunu hissediyorsunuz. Aslında bu tarz insanların savundukları şeylere inanmadıklarını sadece bilgisizce taşıyıp rol yaptıklarını ve maskelerini indirdiklerinde bayağı zevklerinin peşinde koşturan bunun için sahip oldukları imkanları paravan yapan insan bozuntuları olduğunu görüyorsunuz. Sabahattin Ali’nin bu tarz kişiliklerin yalnız zayıf ve aciz kalmış insanlar olduğunu ve bu nedenle hasret çektikleri kuvveti, tapılmaya layık bir meta haline getirdiğinden bahsediyor. Yaptıkları her kötülüğün temelinde acz ve mahrumiyetin olduğunu söylüyor. Ne güzel tespit.Kitabın son sayfalarında ise düştüğü çukurun derinliğini farkeden Ömer’in ağzından: “İçimizdeki şeytan pekde kurnaz olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var.”diyerek olaylara açıklık getiriyor. Benim düşüncem ise içimizde şeytan diyebileceğimiz bir nefis var ancak beslendiği şey ise temelsiz acizlik , tembellik , bilgisizlik, iradesizlik ve mahrumiyet. Oysa biz müslümanlar acz ve fakr içinde olduğumuzu bilir ancak sonsuz kuvvette olan yaratıcıya sığınarak bu eksikliğimizi gideririz. İrade göstererek, okuyarak, çabalayarak ve inanarak temiz olan ruhumuzu içimizdeki şeytana teslim etmeyiz. Öyleyse sevgili okur, Yaradandan başka hiçbir şeye teslim olma!!!
  • Hepsi çocukluklarından beri mahrum oldukları kuvvete hasret çekerek ve kendilerini yiyerek bu hale gelmişler.
  • Bilinen mevsimler değil aşkın mevsimleri ; isimleri başka başka özellikleri farklı farklıdır onların.
    Sonbahar, hasret mevsimi mesela.
    İçimizdeki solan yaprakların ve hayallerin döküldüğü ; her nefeste bizi sarartan ve çıldırtan, sıcak mı sıcak bir mevsim.
    Ona hakim olan renk elâ.Yağmurları kalbimizdeki sağanaklar ; gökkuşağı gözümüzden akan yaşlar.Hasret hep gizli durur bir köşede, boşluk bulmayagörsün kıskançlık rüzgarlarla coşar ve parça parça eder kalbimizi, ateşten bir yanardağa çevirir bedenimizi.
    Kış ayrılığın mevsimi .
    Gökyüzünün bu mevsimde adı hicran; güneşin adı firak mesela.Hicrandan yağan kar taneleri acı, ıstırap ve elem.Hüzün , grip gibi salgın bu mevsimde; herkes zaman zaman yakalanır kendisine.
    Ölümü özleyen, ölmeyi çare gibi gösteren bu iklime yenilenler olur lakin bilmeden kendilerine yaparlar zulumlerini.Sevgili lakayttır aşığa ; aşıksa baharı özler , kış bitsin vuslat gelsin diye dua eder bu mevsimde.Gelmeyecek olan gitmezdi diye düşünmez bile.. Istırap bu iklimde her köşede.
    Baharın adı vuslattır ; o bir tattır aşığa.
    Her aşık vuslatı arzular ; dualarla bu mevsim hiç bitmesin ister, şükürle hep secdelere koşar.Bahar güzelliktir ; aşktır o sürurdur aşkta.
    Sadece dünyada ruh eşini bulanlar bu lütfa Mazhar olur ve hep bu iklimde yaşarlar diğer mevsimler gelsede.Kışta baharı yaşarlar ; aşkta aşk açar onlar.
    Yazın ismi şükürdür aşkta.
    Bahardan yaza geçebilenler tevekkülle , sabırla ve dualarla yalvarırlar Allah'a.Hep baharda kalmak şükürle, bahara ram olmak niyazla mümkündür ancak.Aşkı bir bayrak, bir sancak gibi koruyan ve taşıyanlar ulaşabilir bu mevsime.Bu iklime ulaşmak bir nimettir aşığa ; aşkı aşkla sulamak, şükürle beslemek ve sonsuzu tevekkülle beklemek esastır bu mevsimde.
    Ne mutlu vahdete ulaşabilenlere ; ne mutlu aşkta aşk açabilenlere.

    Mehmet Nuri PARMAKSIZ
    HASRETİN NARINDA adlı kitaptan sayfa16
  • Içimizdeki hasret çocuğa koyacağımız isme bile yansımalıdır. Nitekim Hanne kadın doğurduğuna, mabet hizmetçisi manasında 'Meryem ' adını koymuştur.
  • Görüyorsun ki hepsi hayata birer miktar kin borçlu. Hepsi çocukluklarından beri mahrum oldukları kuvvete hasret çekerek ve kendilerini yiyerek bu hale gelmişler. Hakikaten kuvvet sahibi olanlara haset ve imkânsızlıkla baka baka nihayet kuvveti en büyük, en tapılmaya layık bir mevcudiyet olarak kabul etmişler... Şimdi öyle bir nazariye yapıyorlar ki, anası âciz ve mahrumiyet...