Son 200 yıldır tanrının varlığını kanıtlamaya çalışmak, ya filozofların cehaleti ya da entelektüel zevksizlik. Din alimlerinin bile tanrının varlığını kanıtlamaya kalkışmamaları konunun ne denli açmazda
olduğunun kesin kanıtı. Diğer taraftan ise dini inanç fenomeni -bizimmkültürümüzde hazır ve nazır, her şeye kadir, bilen ve yaratan tanrı- filozoflar için doğal olarak çok ilginç: Tanrının varlığını kanıtlayacak
veriler olmaması gerçekliğinden hareketle, varlığını kabul etmememizi gerektiren mantıklı nedenler var mıdır?
"İstemek" dedi ölçülü bir sesle, "ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak. Belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var."
Ben kendimi beğeniyorum , cümlesinin dil bilgisi açısından nesnesi ve öznesi nedir?
Ben özne kendim de nesnedir. Ee
Bu sana ilginç gelmiyor mu ?
neresi ilginç ilginç?
Çünkü ben ile kendimi ayrı şeyler olduğunu gösteriyor
Fenerlerin her biri, sonsuz bir hüzün ile yalnızlığın dünya haritasına serpiştirilmiş anıtları gibidirler. Hep ayrılık, uzaklık kavramlarını ve onlarda yüklü özlemleri, gizemli duyguları çağrıştırırlar. Fenerler, "Fener Gemileri" yaptıkları iş bakımından ömür boyu bir hizmetin, daha doğru bir deyimle bir adayışın simgesidirler. Kendilerini gemilere ve gemicilere adamışlardır. Bayrak ve ırk ayrımı ile hiç mi hiç ilgileri yoktur. Onlar geceyi bölen ışıkları, gündüz uzaktan en kolay seçilebilecek renkleri ve ilginç yapılarıyla "Köprü Üstündeki Adam"a uzanır ya da seslenirler. Tropik sıcaklarda kavrulan kayalık sahillerde, buzdağlarının yüzdüğü kutup denizlerinde Fener'in tek amacı gemicinin, Köprü Üstündeki Adam'ın yanılmamasını, gemilerin yolunu kaybetmemesini sağlamaktır. Bir bahar sabahının geceden henüz sıyrıldığı saatlerde, Köprü Üstündeki Adam'ın yüzündeki belli belirsiz gülümseme, yorgun bir mutluluktur Fener'in görüldüğü an. Göz gözü görmez, kar, tipi ve kabaran denizlerin birbirine karıştığı gecelerde Fener ışığının o zifir karanlığın duvarını delip Köprü Üstündeki Adam'a ulaşması, günler, haftalar boyu gökle deniz arasında yoluna devam etmiş gemide tarifsiz bir bekleyişin mutlu sonudur. Karanlığı delen ışığı, Köprü Üstündeki Adam'ın, günler, haftalar boyu gökle deniz arasında bir kuş bile görmeksizin yol almış gemicinin sevincidir. Sonunda bir yere varmanın, denizdeki en önemli şey olan her an nerede olduğunu bilmenin, bunu gözle görmenin sevinci.