Stoacıların bunun için yine biyolojik temelli bir kavrama, "tohumsu ilkeler" (seminal principles) kavramına başvurdukları görülmektedir. Diogenes Laertius bunu açıklamak için ilginç bir benzetme -muhtemelen Stoacıların kendilerinin kullanmış oldukları bir benzetme- yapmaktadır:
"Nasıl sperma, meni sıvısı içinde bulunursa, dünyanın tohumsu ilkesi olan Tanrı da aynı şekilde etkide bulunur" (DL, VII, 136).
"Aristoteles iyi yaşamdan söz edip bunu pratiğe geçİrmeyenleri ilginç bir benzetme ile eleştirir:
“Ancak insanlığın büyük bir kısmı erdemli eylemlerde bulunmak yerine, erdemi tartışmaya yönelir ve felsefe peşinde koştuklarını ve bunun kendilerini iyi insanlar haline getireceğini sanırlar. Bunu yaparken, doktorun söylediklerini dikkatle dinleyen ama reçetelerini uygulamayı tamamen ihmal eden hastalar gibi davranırlar. Bu tür bir felsefe ruhun sağlıklı olmasına yol açmayacağı gibi, tedavi şekli de bedenin sağlıklı olmasını sağlamaz.”
Mario ile Sihirbaz'da, “Özgürlüğe yönelen irade boşluğa düşer..." diyor.
Fakat "irâde" konusuna gelmeden önce dikkatini başka bir hususa çekmek istiyorum.
İmam Gazâlî’nin kalp benzetmesi gerçekten çok derin bir anlatımdır. Bu düşünceler özellikle İhyâ-u Ulûmiddin ve Kimyâ-yı Saadet içinde geçen “Kalbin sırları / Acâibü’l-Kalb” bölümünde