- KALBİN LÛGATI...
Fuad: Kalb, gönül, yürek. Dil: Gönül, kalb, NİYET. Cesaret, yürek. Mandıra, ağıl. Dil: Lisân, zeban. Ağızdaki tad alma duyusu-hassesi, konuşma uzvu. Lūgat. Birr: Gönül, kalb. Takva. Temizlik. İyi amel. İn'am ve ihsan etme. Koyunu sevketmek. Tilki yavrusu. Fåre. (Işık) Bir: Yıldırım. "Halı, kilim, yatak, döşek, örtü, seccade" gibi, EŞYALAR. Bi'r: Kuyu. Bâr: Ek olup “saçan, yağdıran, döken, ışık veren” gibi mânâda kelimeler teşkil edilir. Bâr: Yük. Zahmet. Eziyet. Sıkıntı. Def‘a. Kerre. Yemiş, meyve. Kale duvarı. İzin. Barı: Etrâfı surlarla çevrilmiş yer. Bâri‘: Bir kalıptan döker gibi, düzgün, tertipli ve güzel yaratan. (Allah.) Bârî: Husûsî ile. Hiç olmazsa. Bir def‘a. Bâri‘: Tam üstün. Mükemmel. Ber: “Üzere, üzerine, yukarı” mânâsına ve Arapça’daki “‘alâ” yerine edât-ı istîlâ’dır. Göğüs, siné, bağır, sır. Fayda, hamîl. Hıfz. Yan. Taraf. Nakil, götürücü. Meyve. Yaprak. Varak. Meme. Genç kadın. Evin kapısı. Be‘r: Kuyu kazmak. Ber‘: Yaratmak. Halqetmek. Hastanın iyileşmesi. Sağlamlık. Berâ‘: Her ayın ilk ve son günü.
2022
Lügat
YOLCULUĞUN FAYDALARI
"Memleketten uzaklaş yüce gayeler için Uzağa git, beş faydası vardır seferin: Gamın kederin gider, kalmaz derd-i mãişet Illim, ādāb-ı muaşeret, iyi insanlarla sohbet. Denilse yolculuktadır, zillet ve belā Geniş çölleri geçmek, dayanmak zorluklara, Derim, hayırlıdır ölümü delikanlının Kalmasından zillet evinde Kıskançlar ve laf taşıyanlar arasında"
Şule Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günahların zararlarından biri ilimden mahrum kalmaktır. Çünkü ilim Allah'ın kalplere attığı bir nurdur. Günah ise bu nuru söndürür. İmam Malik talebesi İmam Şafii'ye şöyle demiştir: "Ben, Allah (azze ve celle)'nin senin kalbine bir nur atmış olduğunu görüyorum. Onu gunah karanlığıyla söndürme." İmam Şafii şöyle demiştir: "Hocam Vekia ezberleme kabiliyetimin (hafızamın) zayıflığından şikâyet ettim. O da beni, masiyetleri/günahları terk etmem yönünde uyardı (çarenin bu olduğunu gösterip günahlardan kaçınmamı tavsiye etti). Ve dedi ki: 'Illim, (Allah'ın lutfu olan) bir nurdur. Allah'ın nuru da, devamlı günahlara dalan kimselere/isyankarlara verilmez."
Bu dünyadan Acem yazarlarının diliyle "Eflatun'un bilgisini ve Feridun' un haşmetini şahsında toplamış" bir Uluğ Bey geçti. Eflatun'un kurduğu akademinin kapısında "Buraya matematik bilmeyenler giremez." yazıyordu. Uluğ Bey'in inşa ettirdiği medresenin duvarındaysa kendine değil, Peygamberine ait bir hüküm vardı: İllim tahsil etmek, erkek ve kadın her Müslüman' a farzdır."
Sayfa 75 - Şule Yayınları, 22. Baskı·Kitabı okudu
Ve Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin.' dedi. 'Seni tenzih ederiz! Bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. En kâmil illim ve hikmet sahibi şüphesiz sensin.' cevabını verdiler. 'Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir.' dedi. Adem bunların isimlerini onlara bildirince de 'Size ben göklerin ve yerin gizlisini kesinlikle bilirim; yine sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilirim demedim mi!' buyurdu." (Bakara 2/31-33)
Sayfa 315
Din
Halife Mansûr,illim ve nüfuzunu takdir ettiği Ebu Hanife'yi saltanata bakış açısından nötrleştirmek ve icraatlarının meşruluğunu onaylatmak için devletin kadısı yapmak istedi. Devletin kadısı, ilim ve makam itibariyle devletin din konusundaki en büyük yetkilisiydi. Devlet hiyerarşisinde Sultan'dan sonra geliyordu. Başka bir deyişle, devletin bütün bakanlarının önündeydi. Ebû Hanife kendisine yapılan bu teklifi kabul etmedi. Çünkü o, Mansûr'un kötü İcraatlarına, siyasetine fetvalar vererek alet olmak istemiyordu. Çünkü o, böylesi bozulmuş bir devlet yönetimi tarzını (rejimini) onaylamıyordu. Kaynaklar halife Mansûr'un bu yüzden Ebu Hanife'ye otuz kırbaç cezası verdiğini, hatta daha sonra pişman olarak ona otuz bin dirhem vermek istediğini, fakat Ebu Hanife'nin bunu kabul etmediğini zikrederler.
Sayfa 41
Tarih ve Siyaset