Fuad: Kalb, gönül, yürek.
Dil: Gönül, kalb, NİYET. Cesaret, yürek. Mandıra, ağıl.
Dil: Lisân, zeban. Ağızdaki tad alma duyusu-hassesi, konuşma uzvu. Lūgat.
Birr: Gönül, kalb. Takva. Temizlik. İyi amel. İn'am ve ihsan etme. Koyunu sevketmek. Tilki yavrusu. Fåre. (Işık)
Bir: Yıldırım. "Halı, kilim, yatak, döşek, örtü, seccade" gibi, EŞYALAR.
Bi'r: Kuyu.
Bâr: Ek olup “saçan, yağdıran, döken, ışık veren” gibi mânâda kelimeler teşkil edilir.
Bâr: Yük. Zahmet. Eziyet. Sıkıntı. Def‘a. Kerre. Yemiş, meyve. Kale duvarı. İzin.
Barı: Etrâfı surlarla çevrilmiş yer.
Bâri‘: Bir kalıptan döker gibi, düzgün, tertipli ve güzel yaratan. (Allah.)
Bârî: Husûsî ile. Hiç olmazsa. Bir def‘a.
Bâri‘: Tam üstün. Mükemmel.
Ber: “Üzere, üzerine, yukarı” mânâsına ve Arapça’daki “‘alâ” yerine edât-ı istîlâ’dır. Göğüs, siné, bağır, sır. Fayda, hamîl. Hıfz. Yan. Taraf. Nakil, götürücü. Meyve. Yaprak. Varak. Meme. Genç kadın. Evin kapısı.
Be‘r: Kuyu kazmak.
Ber‘: Yaratmak. Halqetmek. Hastanın iyileşmesi. Sağlamlık.
Berâ‘: Her ayın ilk ve son günü.