Her şey kasvetli bir hal almaya başladığında bu durumların geçici olduğunu hatırla. Senin değerini, içinde bulunduğun durumlar belirlemez. Değerini belirleyen, her şey yanıp bittiğinde küllerinden nasıl doğduğunudur.
Sayfa 167 - James·Kitabı okuyor
Thomas Hobbes
"Gelecekten kaygı duymak, insanı, şeylerin nedenlerini araştırmaya yöneltir: çünkü bu nedenleri bilmek, insanın, şimdiki zamanı kendi avantajına uygun olarak daha iyi bir şekilde düzenlemesini sağlar. Aynı şeyin getirdiği doğal din. Merak veya nedenleri bilme isteği, insanı, sonuçların düşünülmesinden, nedenleri aramaya götürür; ve ayrıca, nedenlerin de nedenlerini; insan, böylece, zorunlu olarak, daha önceki başka bir nedene dayalı olmayan, ezeli bir nedene varır; insanlar buna Tanrı derler. Dolayısıyla, başı ve sonu olmayan bir Tanrı'nın var olduğu inancına yönelmeksizin, doğal nedenlerin derin bir araştırmasını yapmak mümkün değildir; ancak insanlar, kafalarında, onun doğasına uygun bir Tanrı fikrine sahip olamazlar. Çünkü, sözgelimi, insanların kendilerini ateşle ısıttıklarını söylemelerini işiten ve kendisi de ateşle ısınan, doğuştan kör bir adamın, insanların ateş dedikleri bir şeyin var olduğunu ve hissettiği şeyin nedeni olduğunu kolayca kavrayabilmesi ve bundan emin olabilmesi fakat onun nasıl bir şey olduğunu tasarlayamaması; veya, onu gözleriyle görenler gibi, kafasında ona ilişkin bir fikre sahip olamaması gibi; insanlar da, bu dünyadaki gördükleri şeylere ve onların hayranlık verici düzenine dayanarak, bütün bunların Tanrı denilen bir nedeni olduğunu kavrayabilir; fakat, kafasında, ona ilişkin bir fikir veya imaj oluşturamazlar. Şeylerin doğal nedenlerini pek az araştıran veya hiç araştırmayanlar, onlara bu kadar çok iyilik veya kötülük yapma gücüne sahip olan şeyin ne olduğunu bilmemekten gelen korkuyla, çeşitli türden görünmez güçler varsaymaya ve kendilerini bunlara inandırmaya; ve kendi tahayyüllerinin önünde huşu içinde durup; zor durumlarda bunların yardımına sığınmaya; ve, ayrıca, başarılı oldukları vakit, onlara şükranlarını sunmaya
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok. Beni anımsaman olanaksız.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Alıntı
Sahte Gülümseme...
Bilemezsin kaç kez boğulduğumu mahcup denizlerinde dünyanın Ve yanıldığını, gülüşümde mutluluk sakladığımı sananların...
Alıntı
Bazen öyle isyan ettiriyorlardı ki, bir mezra basılmış haberi gelse bile insanın gidesi gelmiyordu. Adamlar ellerinden gelse bizi kurşuna dizecekler. PKK isterse onları kendilerine emir kulu yapar. Kendilerinin kalkınması için Kürt hakkı savunuyor diye. Ben onlarda bir vicdan olduğunu zannetmiyorum, bazen beş yaşındaki çocuğa kurşun atıyorlar, "bir asker beşikteki çocuğu vurmuş" diye hiç duymadım, görmedim de. Öyle bir imaj bırakılmış ki, önceden ya da ezelden beri var, halk askeri istemiyor. "Gözümün önünden ya defol git ya öl" diyen bakışları insanı tahrik ediyor. Cuma günleri bir iki sefer namaza gittik, kimse camiye gelmezdi. En fazla bir iki yaşlı. Caminin etrafında mecburen nöbette asker olacak ki, sen namazını kılıp çıkabilesin. En ufak bir boşluk bulsalar demek ki orada askeri öldürecekler..
Sayfa 76 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Erkekleşme İntiharlar tekrar çoğaldı. İhtiyarları açlık, gençleri aşk ölüme sevk ediyor. Gençler içinde kendini öldürenlerin büyük çoğunluğunu erkekler teşkil ediyor. Şu halde erkeği seve seve ölüme yollayacak derecede cinsel bir üstünlük ve kudrete sahip olan kadının erkeğe, yani kendi esirine eşit olmak ve benzemek için yaptığı bütün o canını dişine akarcasına gayretlerin sebebi delilikten başka ne olabilir? Altın gözlerin tılsımını ve mercan dudakların ateşini bir kâğıt çantasına, bir mürekkepli kaleme ve bir muşambalı pardösüye değişen modern kadınla beş on dakika biraz yakından konuşmak, erkekleşme merakının kendisine ne pahalıya oturduğunu anlamaya kâfidir: İş kadını -erken yazı-hanesine gitmeye ve geç evine dönmeye mecbur olduğu için yıkanmaya ve temizlenmeye hiç vakti olmayan kirli iş adamı gibi- acı acı ter, kepek, yağ ve toprak kokuyor. Lavanta ve pudra deriden ve saçtan dağılan o karışık kokuyu daha iğrenç yapmaktan başka bır şeye yaramıyor. Binlerce asırlık erkek medeniyetini anlamak ve benimsemek için işe pek geç koyulan kadın şimdi müthiş bir çalışmaya mahkûmdur. Er geç zihin yorgunluğu dünya yüzünü saçı vaktinden evvel dökülmüş, cascavlak, düşünen kadın başlarıyla da dolduracaktır. İşte o gün feci intiharın dünya yüzünden tamamen kalkacağı gündür!