Mesela babam, annem ve yakın aile çevresi bize önce insanları değil, Hz. Peygamber i sevmeyi öğretti. Bu çok mühim bir şey. Şimdi önceliği insan sevgisine veriyorlar. İnsan sevgisiyle başlarsanız bir yere varamazsınız. Evvela mükemmel, kâmil, ekmel insanı seveceksiniz. Oradan yansıyan bir güzellikle hayata baktığınız zaman tekâmül edersiniz.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Günün birinde burada ölecektik. Bilmediğimiz uzak akrabalar mirasımıza konacak
Reklam
Ahlâksızlık ahlâk karşısında oldum olası daha güçlü bir pozisyonda bulunmuştur. İnsan fıtratının aldanma ve bozulmaya olan temayülü onu insanlığın her devrinde geçer akçe kılmıştır. Ateş suyunu tadan insanlar nasıl ki sekr halinden içtinap etmek istemezler, onun gibi, yalan dolan ve hırsızlığa alışan insanlar da kolay yoldan güç sahibi olmanın sarhoşluğundan vazgeçemezler. Yani, bu bir "Önce hüplet, sonra gümlet!" politikasıdır ve harama bulaşan hayatlarımızın burçlarında rasyonalizasyon bayrakları dalgalanmaktadır. Rasyonalizasyon, yani akla uydurma, meşrulaştırma, minareyi çalınca kılıfını hazırlama. İnsan fıtratında kötülüğe olduğu kadar iyiliğe de temayül vardır; hele ki soyağacınız, iman haritanız yüzlerce yıllık bir merhamet geleneğine yaslanıyorsa. 'Edeb'i anıtlaştıran bir medeniyeti tevarüs eden insanların ateş suyuna alıştırılmaları elbette bir içeriksizleştirme ameliyesiyle birlikte seyreder. Tedrisat bir ahmaklaştırma harekâtına döner, binlerce lise mezunu hayatlarında bir kitabın sahifeleri arasında gezinmeksizin yaşar; kendilerine ezberletilmiş olan derslerin dışına milim taşmadan, hiç soru sormadan... Beyin yıkama çarkları arasında öğütülen insanlar, insanlık durumundan papağanlık durumuna doğru bir tenzil-i rütbeye uğratılırlar.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Kâinat, ezellerin ezelinde, kendisinden başka hiçbir şeyin mevcut olmadığı Allah tarafından, aynadaki hayâl gibi, görünmek, tecelli etmek muradı ve murada bağlı aşk davranışiyla yaratıldı. Kâinatın protoplazması aşk...
Sayfa 128 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Nerede bir ahlâk buhranı varsa orada bir millî iman ve bir millî ideal buhranı vardır. Neye inanacaklarını şaşırmış nesiller, hayatın illetini de, gayesini de yine hayatın illetini de, gayesini de yine hayatın içinde aramaktan ve gününü gün etmeye çalışarak yalnız kendi keyifleri için yaşamaktan başka bir varlık felsefesine inanmaz olurlar. O memleketlerde ispirto, su gibi içilir; zina, bütün zekâ ve estetik zevklerini bastıran hâkim ve üstün bir heyecan kışkırtıcısı haline gelir; kumar, her zengin evinde yeşil çuhasıyla postu serer; kadınlar arasında elmas ve süs yarışı alabildiğine kızışır, müthiş kıtlık günlerinde -bile!- eğlence yerleri dolup taşar; iltimas, rüşvet, hırsızlık, suistimal resmî ve hususî hayatta -argoyu mazur görünüz- gırla gider.
Sayfa 185·Kitabı okuyor
Alıntı
"Evet düşüncemiz dâima terakkî etmekte olacaktır. Bu muvakkat dünyanın, ebedî saadeti kazanmak için bir ticarethane olduğunu Risale-i Nur bize ders veriyor. Biz de, bütün hakikî ilimlerin mâdeni, esası, nuru ve ruhu olan îman ilmini tahsil ve iktisap etmek için ve mukaddes davamızda muvaffak ve kudsî mücadelemizde muzaffer olmak için aza kanaat etmeyeceğiz. Dâima yükselmek, dâima ilerlemek, dâima terakkî etmek için Nur Risalelerine çalışacağız ve çalıştıracağız."
Zübeyir Gündüzalp·Kitabı okuyor
Risale-i Nur
Reklam
Reklam