Enver Paşa
Ben, bir mevki-i ikbal istemiyorum: İfa edeceğime samimiyetle kani olduğum bir vatan hizmeti için imkan istiyorum
Sayfa 26·Kitabı okuyor
"Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; Çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi."
Reklam
Her şey bir hikayedir. Ve nereye kadar gerçek olduğunu bilmemize imkan yoktur...
Alıntı
Netice itibarıyla, topluluk halinde aynı kaptan yemek yeme geleneği hem kültürel bir miras hem de dini bir tavsiye olmasıyla beraber, biyolojik bir dayanışma mekanizması olarak değerlendirilebilir. Modern bilimin mikrobiyota üzerine sunduğu güncel veriler, bu kadim uygulamanın bireyler arasında yararlı mikroorganizma transferine imkân tanıyarak bağışıklık sistemini güçlendirdiğini doğrulamaktadır. Hijyen kurallarını ve bulaşıcı hastalık risklerini (karantina prensipleri çerçevesinde) göz ardı etmeden sürdürülen bu toplumsal pratik; hem manevi bir bereketin kapısını aralamakta hem de bedensel sağlığın sosyal bir etkileşimle korunmasına hizmet etmektedir. Dolayısıyla, kadim geleneklerin sunduğu bu derin hikmet ile Sünnet-i Seniyyeyi ihya etmek ve modern tıbbın koruyucu prensiplerini harmanlamak, hem sosyal bağlarımızı hem de biyolojik direncimizi artırmak adına atılacak en bilinçli adım olacaktır.
"İslâmî bankacılığın mekanizması faizsiz ortaklık prensipleri üzerine kurulmuştur ve bu sebeple mevduat sahiplerine bir faiz ödenmediği gibi, borç alanlara da bir faiz yüklenmez… Bu usûl, hükûmetçe veya halk tarafından kurulan bankalarla başlatılabilir." [*] "İslâmî bankacılık sistemi, mudarebe esaslarına dayalı bazı kuruluşlarca desteklenebilecek ve bu yolla, emekle sermaye arasında süregelen çatışma önlenecektir. Sınaî, ticarî ve ziraî teşebbüsler, çeşitli üretim birliklerince mudarebe prensiplerine göre işletilecek ve bu gibi teşebbüsler sonunda meydana gelen gelirler, yıl boyunca yapılan masraflar çıkarıldıktan sonra bu üretim birlikleri arasında üretime katılma nisbetlerine göre bölüşülecektir." [**] "Mevduat sahipleri bir bütün olarak kendilerini sermayedar sayacaklardır… Tam bir müteşebbis durumunda olan bankaya, mevduatların yatırımda kullanılması için gerekli yetkiler verilmiştir… Yatırımların bir kısmı büyük başarı sağlayabilir, bir kısmı nisbeten bir başarı sağlayabilir, diğer bir kısmı ise iflasla sonuçlanabilir; bankalar, özel ticarî ve sınaî teşebbüslerinden hangisinin kazanıp, hangisinin zarar edeceğini tayin eder ve bu mevzuda müşterilerine yol gösterebilir… Bu sebeple, ekonomik olmayan, içtimaî [sosyal] açıdan elverişsiz, zararlı endüstri ve ticaretin yayılmasını kontrol eder…" [***] **"Bir İslâm devletinde bankalar, sanayie ortak olduklarında, tabiî ki yararsız yatırımın teşvikçisi olamazlar ve bu açıdan buhranlara imkân olmayacaktır. Eğer başka sebeplerle ekonomik buhranlar doğarsa, yine de İslâmî banka buhranın önlenebilmesi için kapitalist bankadan daha etkili tedbirler alabilecektir; çünkü, ekonomik buhranlardan kurtuluşu geciktiren sabit faiz haddinin, buhran döneminde de kötü etkilerini geliştirmesi diye bir mesele olmayacaktır.
İktisat ve Ahlâk -İktisada Giriş -III-, 16 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
“Seni sevmemeye imkan var mı?”
Sayfa 178 - İskele·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam