Dışarda her şey beyhude:
Affettiği zaman feragat duymıyan Peygamber yaşadı mı?
Vazgeçişlerinde mağlūbiyet veya kayıp bulmıyan kimdir?
Hatırlamakla yeniden sahip olmanın arasındaki o kıl kadar boşluğu, o çıldırtıcı boşluğu kim aşabildi?
İlk arkadaşlıklar, ilk aşklar ne oldu?
Anneler, babalar, daha konuşmasını, daha suç işlemesini öğrenemeyen bebekler nereye gittiler?
Toprak damlı ev, şehre yabancı sokak nerede? Dün nerede, bir saat öncesi, bir dakika, bir saniye öncesi nerede?
Bir evvelki cümlenin veya düşüncenin haleti bir daha geri gelecek mi? Buna imkân var mı?
Öyleyse neden bu davetsiz misafirler böyle üşüşüyorlar?
Bu keder değmemiş bakış, bu taptaze yüz, senelerce, senelerce öteden niçin geldi?
Bu, artık semti unutulan sokak niçin böyle kaldırım taşlarına varıncaya kadar beliriyor?
Bu sarışın kız niçin, niçin hâlâ dudaklarında o günlerin gülümseyişiyle burada? Böyle yıllarca sonra ne arıyor?
Bütün bunlar burada ne bulacaklarını, buraya ne bırakabileceklerini umuyorlar?
Söylesinler: Hatırlamakla yeniden sahip olmanın arasındaki o kıl kadar boşluğu, o çıldırtıcı boşluğu kim aşabildi; bunu söylesinler!