Ernest Becker
Bu kısa giriş bölümünde yapmaya çalıştığım şey, kahramanlık probleminin insan hayatının merkezî bir problemi olduğunu, organizmacı narsisizme ve çocuğun hayatının şartı olarak kendini beğenme ihtiyacına dayandığı için insan doğasının derinine başka her şeyden daha fazla girdiğini öne sürmektir. Toplumun kendisi, düzene bağlanmış bir kahramanlık sistemidir. Bu, toplumun her yerde insan hayatının önemini içeren yaşayan bir mit, cüretkâr bir anlam evreni olduğu anlamına gelir. Bu nedenle, her toplum böyle düşünsün ya da düşünmesin bir "din"dir: dinî ve ruhsal fikirleri hayatlarına dâhil etmeyerek kendilerini ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar, Sovyet "dini" ve Maocu "din", bilimsel ve tüketici "dini" kadar dindir. İleride göreceğimiz gibi, her İnsanî kültürel yaratımın bu dinî doğasını psikolojik olarak gösteren kişi Otto Rank'ti ve daha yakın zamanlarda bu fikir Life Against Death [Ölüme Karşı Hayat] adlı eserinde Norman O. Brown ve Revolutionary Immortality [Devrimci Ölümsüzlük] adlı eserinde de Robert Jay Lifton tarafından yeniden gündeme getirilmiştir. Bu telkinleri kabul edersek, o zaman evrensel İnsanî problemle meşgul olduğumuzu kabul etmek zorundayız; bu problemi mümkün olduğu kadar dürüst biçimde incelemeye, insanoğlunun kendini-açığa vurması nedeniyle en şaşırtıcı düşüncenin mümkün kılacağı kadar şaşırmaya hazır olmalıyız. Bu düşünceyi, son 150 yılın sökümünün bizi nereye götüreceğini görmek için Kierkegaard'la başlatalım ve Freud'la sürdürelim. Birkaç kitabın etkileyici dürüstlüğü dünyayı hemen değiştirecekse, o zaman sözü edilen beş yazar milletleri zaten temellerinden sarsmıştır. Herkes sanki insanoğlu hakkında hayatî hakikatler mevcut değilmiş gibi davranmaya devam ettiği için, insanın kendini açığa vurması boyutuna başka bir önem yüklemek
Felsefe
"If you want immortality, then deny form. Whatever has form has mortality. Beyond form is the formless, the immortal."
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ama üzerlerine çöreklenen ölüm korkusu gittikçe kararıyordu ve ellerinden geldiğince ölümü geciktirmeye çabalıyorlardı; bu yüzden, alimleri harıl harıl hayata dönüşün ya da en azından İnsan ömrünü uzatmanın sırrını bulmaya çalışırlarken, diğerleri de, öldükten sonra bedenlerinin konulması için koca koca evler inşa etmeye başladılar. Sonunda edindikleri tek beceri, ölü İnsan bedeninin çürümeden saklanabilmesi oldu ve bütün ülkeyi, ölüm düşüncesinin karanlıkta kilit altında tutulduğu sessiz mezarlarla doldurdular. Hayatta olanlar ise, durmadan daha fazla mal ve zenginlik arzulayarak, zevk ve sefa hırsına kapıldılar.
Şafak yatağından kalkmış, ayrılmıştı Şanlı Tithonos’un yanından, ışığı götürsün diye ölümsüzlerle ölümlülere.
" İnsanı yarattığında tanrılar, Ölümü verdiler ona, Sonsuz yaşamıysa kendilerine ayırdılar.”
Aging followed by death is the price we pay for the immortality of our genes
Sayfa 213·Kitabı okudu