Hatice'nin cehalet zamanında adı Tâhire... Temiz...
Zerrâreoğlu isminde birinin zevcesiydi. Bir kere daha evlendi ve yine dul kaldı. Yaşı kırk... Allah'ın Sevgilisi ise yirmi beşinde...
Kırk yaşındayken, yırmi beş yaşında, madde ve mânada kâinatın en güzel erkeğine zevce olmak saadetine eren bu kadınlık ufku, teker kelimeyle «Büyük» ve «Temiz»in, Allah'ın emriyle kadın şeklinde çizgilendirilmiş âbidesidır.
Misilsiz bir şefkat, tatlılık ve yumuşaklık; görülmemiş bir kadın sezişi, ruhî zenginlik, incelik idrâki...
Hatice, bütün vücut hikmeti ve hilkat sırriyle mücerred kadının, mücerred erkeğe bağlılığı mevzuunda, nihaî kabiliyet ve liyakat...
"Şimdilerde ortalığa hâkim olan vasat insanın uygarlaşma sürecini kendi başına taşıyabileceğini düşünmek hayalperestlik olur. Salt bugünkü uygarlığı koruma süreci son derece karmaşık bir iş ve sayılamayacak çok incelik gerektirmekte. Bu vasat insan onunla baş edemez; uygarlığın sunduğu birçok aygıtı kullanmayı öğrenmiş gerçi, ama doğasının özelliği uygarlığın ilkelerinden kökten habersiz oluşudur."
"Hiçbir devirde olmadığı oranda güçlü bir kitle ile karşı karşıya bulunuyoruz; neyleyim ki o kitle, geleneksel kitleden farklı olarak kendi çerçevesine sıkışıp kalmış, hiçbir şeye, hiç kimseye hayrı dokunacak durumda değil, kendi kendine yeterli olduğunu sanıyor, dik kafalı bir insan yığını."
"Toplumların yönetimini öyle bir insan türü ele geçirmiş bulunuyor ki uygarlık ilkelerine karşı herhangi bir ilgisi yok. Oyalayıcı nesnelere, otomobillere ve benzeri birkaç şeye karşı ilgisi var. Ancak bu da uygarlıkla hiç mi hiç ilgisi olmadığını doğruluyor, çünkü o nesneler uygarlığın yalnızca ürünleridir."
"Tarihsel görevinin" gerektirdiği düzeye ulaşamamış olan o insan tipi "eğer Avrupa'nın efendisi ve sonuçta kararları veren merci olmayı sürdürürse, kıtamızın barbarlığa geri dönmesi için otuz yıl yeterli olacaktır" der Ortega; keskin bakışlarıyla ufuktaki topyekûn savaşın yıkıntılarından arta kalacak Avrupa'yı görür gibidir:
"Avrupa uluslarının önünde, iç yaşamlarında büyük zorluklarla, ekonomik, hukuksal ve kamu düzeni açısından sorunlarla dolu bir dönem var. Kitlelerin hâkimiyeti altında, Devletin bireyin, grubun özgürlüğünü ezerek geleceği hepten tüketmesinden korkmayalım da ne yapalım?"
Öyle, çünkü kitle insanı devleti ele geçirmiş durumdadır:
"(...) kendini devlet sanıyor ve devleti kendi rahatını kaçıracak her türlü yaratıcı azınlığı ezmek üzere kullanmaya olan eğilimi