Temizlik abidesi Hatice Annemiz
Hatice'nin cehalet zamanında adı Tâhire... Temiz... Zerrâreoğlu isminde birinin zevcesiydi. Bir kere daha evlendi ve yine dul kaldı. Yaşı kırk... Allah'ın Sevgilisi ise yirmi beşinde... Kırk yaşındayken, yırmi beş yaşında, madde ve mânada kâinatın en güzel erkeğine zevce olmak saadetine eren bu kadınlık ufku, teker kelimeyle «Büyük» ve «Temiz»in, Allah'ın emriyle kadın şeklinde çizgilendirilmiş âbidesidır. Misilsiz bir şefkat, tatlılık ve yumuşaklık; görülmemiş bir kadın sezişi, ruhî zenginlik, incelik idrâki... Hatice, bütün vücut hikmeti ve hilkat sırriyle mücerred kadının, mücerred erkeğe bağlılığı mevzuunda, nihaî kabiliyet ve liyakat...
Sayfa 107 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Aramızda artık birlikte yaşamayanlara özgü bir incelik, neredeyse bir utangaçlık söz konusuydu.
Sayfa 43
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir incelik gösterin İncinmesin yüreğim
Sayfa 124·Kitabı okudu
İncelik nasıl da bir güce dönüşüyordu sende. Ahlaksızlığın ahlakında elbette gözyaşı olmazdı.
Edebiyat
İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli.
Kitlelerin Ayaklanması - Jose Ortega Y Gasset
"Şimdilerde ortalığa hâkim olan vasat insanın uygarlaşma sürecini kendi başına taşıyabileceğini düşünmek hayalperestlik olur. Salt bugünkü uygarlığı koruma süreci son derece karmaşık bir iş ve sayılamayacak çok incelik gerektirmekte. Bu vasat insan onunla baş edemez; uygarlığın sunduğu birçok aygıtı kullanmayı öğrenmiş gerçi, ama doğasının özelliği uygarlığın ilkelerinden kökten habersiz oluşudur." "Hiçbir devirde olmadığı oranda güçlü bir kitle ile karşı karşıya bulunuyoruz; neyleyim ki o kitle, geleneksel kitleden farklı olarak kendi çerçevesine sıkışıp kalmış, hiçbir şeye, hiç kimseye hayrı dokunacak durumda değil, kendi kendine yeterli olduğunu sanıyor, dik kafalı bir insan yığını." "Toplumların yönetimini öyle bir insan türü ele geçirmiş bulunuyor ki uygarlık ilkelerine karşı herhangi bir ilgisi yok. Oyalayıcı nesnelere, otomobillere ve benzeri birkaç şeye karşı ilgisi var. Ancak bu da uygarlıkla hiç mi hiç ilgisi olmadığını doğruluyor, çünkü o nesneler uygarlığın yalnızca ürünleridir." "Tarihsel görevinin" gerektirdiği düzeye ulaşamamış olan o insan tipi "eğer Avrupa'nın efendisi ve sonuçta kararları veren merci olmayı sürdürürse, kıtamızın barbarlığa geri dönmesi için otuz yıl yeterli olacaktır" der Ortega; keskin bakışlarıyla ufuktaki topyekûn savaşın yıkıntılarından arta kalacak Avrupa'yı görür gibidir: "Avrupa uluslarının önünde, iç yaşamlarında büyük zorluklarla, ekonomik, hukuksal ve kamu düzeni açısından sorunlarla dolu bir dönem var. Kitlelerin hâkimiyeti altında, Devletin bireyin, grubun özgürlüğünü ezerek geleceği hepten tüketmesinden korkmayalım da ne yapalım?" Öyle, çünkü kitle insanı devleti ele geçirmiş durumdadır: "(...) kendini devlet sanıyor ve devleti kendi rahatını kaçıracak her türlü yaratıcı azınlığı ezmek üzere kullanmaya olan eğilimi
Felsefe