Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İşini eski usul yapardı; parasını saymadan alırdı, fiyatlarına zam yapmazdı, yüklü siparişlere indirim yapardı, evde hasta bir çocuk varsa fazladan bir-iki ekmek koyardı ve bir şekilde hepimizi yaşatacak kadar para kazanırdı .
Bu kitabı niye yazdım?
Okullarda hayatla ilgili gerçek hiçbir şey öğretilmediğini gördüm. Öğretmenlerin ve öğrencilerin ideallerini kaybettiğini, insanların sadece para için yürüyüş yaptıklarını gördüm.
Arabaların içinde sıkışan yaralı insanları, televizyondan elimizde yapay Amerikan markalı mısır cipsleri, doğallıkla seyredebilmeye başladığımız gördüm.
Etrafımdaki gençlerin bomboş bilgilerle ve ülkelerine herhangi bir sevgi taşımadan büyüdüklerini gördüm.
Ülkenin adının ticari indirim kompanyalarına alet edildiğini, markaların “Türkiye için seve seve” %20 indirim yaptıklarını gördüm.
Köprülerden atlayanları kameranın zevkle çektiğini gördüm. Binanın üstüne çıkmış bir adama aşağıdan “Atla atla” diye tezahürat yapan acımasızlığı gördüm. Hukuksuzluğun, rüşvetin tavana vurduğu bir ülkede, birbirini tokatlayan boyalı, mini etekli, silikonlu göğüsleri ekranı kaplayan kadınları küçük kızımın hayretle seyrettiğini gördüm.
Bu ülkede 400.000 kahvehane, 15.000 meyhane 131 kütüphane olduğunu gördüm.
Kişi başına yıllık kitap harcamamızın 3 dolar, batıda 500 dolar olduğunu gördüm.
En üzücüsü Yunanistan'da beş yaşına kadar 1000 çocuktan 6'sının öldüğünü, Türkiye'de ise 61 çocuğun öldüğünü gördüm.
Öyleyse gördüklerimi yazayım dedim.
Bir ara ne düşündüm bilir misiniz? Şu bizim dükkanla evi satayım. O sazlı gazino yok mu hani, söz açtığım? Orada dışarı siparişlerinin gören kız vardı ya -hani alnı dar olanı- onu metres tutayım. Bir sene sonra da öleyim.
Bazi otomatik düşünceler, doğru olsa da birçoğu doğru değildir ya da gerçeģin yalnız bir zerresine sahiptir. Dùşüncedeki tipik hatalar, aşağıda belirtilmiştir
1. Ya hep ya hiç düşüncesi (Siyah ve beyaz, kutuplaştırılmiş ya da ikiye bölünmüş düşünce):
Bir süreklilik yerine iki farklı kategoriden bir durum üzerinde dùşùnürsünüz.
Örnek: "Ben tamamen başarılı değilsem başarısız biriyim."
2. Felaketleştirme (Ayrica falcılık olarak da adlandırılr):
Daha olası sonuçları dikkate almaksızin geleceği olumsuz olarak öngörürsünűz.
Örnek: "Çok üzgün olacağım, hiçbir işi uygun bir şekilde yapamayacağım."
3. Olumluda indirim yapmak ve yaptıklarını yetersiz bulmak:
Olumlu deneyimleri, edimleri ya da niteliklerin mantık dışı bir şekilde değersiz olduğunu kendi kendinize söylersiniz.
Örnek: "Bu projeyi iyi yaptım. Bur yetenekli olduğum anlamına gelmez, sadece şanslıydım."
4. Duygusal muhakeme: Düşündüğünüz bazı şeyler doğru olmalıdır çünkü düşüncenizin çok güçlü olduğunu "hisseder (gerçekten inanır)",gerçeği yok sayar ya da indirim yaparsınız.
Örnek: "iş yerinde birçok şeyi doğru yaptığımı biliyorum ama hâlâ kendimi
başarısız hissediyorum."
5. Etiketleme:
Kanıtların daha az felakete yol açabileceğini etraflıca düşünme-
den kendinize ya da diğerlerine genel bir etiket koyarsın
Ornek: "Kaybeden biriyim.", "O, işe yaramaz biri."
6. Büyütme-Küçültme:
Kendinizi ya da başka birini ya da durumu değerlendirdiğinizde olumsuz olanı büyütür ve/veya olumlu olanı küçültürsünüz.
Ornek: "Sıradan bir değerlendirme, benim ne kadar yetersiz kaldığımı kanıtlar. Yüksek notlar almam, benim zeki olduğumu göstermez."
7. Zihinsel Filtre (Seçici soyutlama da denir):
Resmin tamamını görmek yerine
olumsuz bir detaya aşırı dikkat edersiniz.
Ornek: "Kendimle ilgili değerlendirmemde, düşük dereceler alan biri