"Ey iman edenler, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler/dostlar edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi besliyorsunuz oysa onlar haktan size geleni inkâr etmisler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayi elçiyi de, sizi de (yurdunuzdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer
siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamıbaramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hâlà sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızıbda bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, gerçekten doğru yoldan sapmış olur.(Mümtehine 1)"
Zayıflığımızı göstermek istemediğimizde böyle yaparız, iyiyim, deriz ama aslında ölüyoruzdur, halk arasında buna kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek denir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
(…) Gerçeği bilmek istemediniz. Yalanlarla yaşamak güzeldi, kötülüğünüzü inkar ettiniz. Ne kadar mutluydunuz kalbinizdeki yılanla, yalnızca öğretmene değil yaşadığınız dağa bile ihanet ettiniz.”
“Kendilerini denemek için o inkar edenlerden bir kısmını faydalandırdığımız dünya hayatının ziynetine(zenginlik ve debdebesine) asla gözlerini dikme! Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.”
İnkâr edilen bağımlılık, öldürme eyleminin insani deneyim yetisiyle hiçbir ilişki barındırmadığı bir terörizme yol açar. Cinayet, simgesel bir protestoya dönüşür, kurban hiçbir biçimde kişisel bir anlam taşımaz. Erken çocukluktaki sakatlanmanın yol açtığı hissetme yeteneğinden yoksunluk, büyüyen bir kendine yabancılaşma sarmalı içinde giderek güçlenir. Tüm dikkat mekanik planlara ve bunların uygulanmasına yoğunlaşır, öyle ki cinayet eyleminin son duygu artıklarıyla bile ilişkisi kalmaz. Eylemin caniliğine ilişkin her türlü bilinç algısı devre dışı kalır. Böylece teröristin iç dünyası da, onu yaratan dünya kadar ulaşılmazlaşır. Böylece kendi durumunun korkunçluğu ona kadar ulaşmaz.