Bedenim suda boğulmuş birinin cesedi gibi hislerini yitirmişti. Her şey silikleşmiş, puslanmıştı. Tüm varoluşum, dünyada yaşıyor olduğum gerçeği bile bana bulanık bir hayal gibi geliyordu. Güçlü bir rüzgâr esecek olsa, bedenim havalanıp dünyanın en uç noktasına kadar gidiverir herhalde, diye düşünüyordum. Dünyanın en uç noktasındaki adı duyulmamış, hiç görülmemiş topraklara...
Bayan Lynde, 'Hayal kırıklığına uğramamak için hiçbir şey beklemeyen ne mübarek bir insandır,' diyor. Ama bence hiçbir şey beklememek, hayal kırıklığına uğramaktan daha kötü.