Şöyle bir senaryo düşünün: Bir tren vagonu, kontrol­den çıkmış, raylarda hızla ilerliyor, epeyce aşağıda ise beş işçi ray onarımıyla uğraşmakta. Sizse yakından geçiyorsunuz ve hepsinin öleceğini hemen anlıyor ama bu arada yanı başınızdaki makasa müdahale ederek vagonu tek bir kişinin öleceği biçimde yönlendi­rebileceğinizi de fark ediyorsunuz. Ne yaparsınız (Soruda herhan­gi bir tuzak ya da gizli bilgi olmadığını varsayın.)Eğer siz de çoğu insan gibiyseniz, müdahalede bir an bile tered­düt etmezsiniz: Bir kişinin ölmesi, beş kişinin ölmesinden iyidir nasılsa, değil mi? Evet, doğru bir seçim.Şimdi açmaza ilginç bir ekleme yapıyoruz: Aynı vagon yine aynı raylardan geçiyor ve yine aynı beş kişi tehlikede. Ancak bu sefer siz, rayların üzerinden uzanan köprüde bir izleyicisiniz ve yakın­larınızda da çok şişman bir adam var. Fark ediyorsunuz ki eğer onu aşağı iterseniz, vücudu treni durdurup o beş işçiyi kurtarmaya yetecek irilikte. Peki onu iter misiniz?Eğer çoğu insan gibiyseniz, masum bir insanı öldürmek fikri sizin de tüylerinizi diken diken edecektir. Ama durun bir dakika. Bunu, bir önceki seçiminizden farklı kılan nedir ki? Yaptığınız şey, yine beş yaşama karşılık bir yaşamı feda etmek değil mi? İşin arit­metiği, iki durumda da aynı değil mi?Bu iki olgu arasındaki fark tam olarak nedir? Kant geleneğini izleyen felsefeciler, farkın, insanların nasıl kullanıldığında yattığını savunur. Birinci senaryoda yaptığınız, kötü bir durumu (beş kişi­nin ölümü) daha az kötü bir duruma (tek kişinin ölümü) indirge­mekten ibarettir. İkincisinde ise, köprüdeki adamı belirli bir amaca hizmet eden bir araç
Sayfa 115
1960'ların sonlarında MDD'ci olmak, fiili olarak TİP'i, solun temel örgütsel problemi olarak görmekten vazgeçmektir. Kuşkusuz bu, MDD'cilerin siyasal faaliyetten kaçınan kişiler oldukları anlamına gelmez. Tersine, MDD'ye yönelmiş devrimciler için TİP'in dışında, teorik tartışmalardan gençlik hareketlerine, oradan işçi ve kırsal kesim küçük üreticilerinin hareketlerine kadar geniş ve yoğun bir faaliyet alanı mevcuttur. Ne var ki faaliyet zenginliği, solun bütününe ait bir merkezi problemi çözememektedir.
Reklam
Vekalet arayışları
İslam'ın emrettiği vekalet, varlık gereksinimleri ve sebepleriyle kuşatılmıştır. İslam'ın haricindeki dinsizlerin vekili yoktur, muharref dinlerin ise savaşacak alanı çoktur. Ya senin için yaparlar yahut senin adına yaparlar. Birine işçi diğerine ise vekil denir. İkisi arasındaki bağ, güven ve sosyal gereksinimlerin ortak sonuçlarıdır. Her çalışanın işçi, her işçinin de teknik olarak vekil olabileceği dünya hayatında bu denli güvensizlikle yaşamak ve sosyal hayatı sağlıklı bir şekilde devam ettirmek mümkün değildir. İster vekil isterse işçi olsun fark etmez, farklı bir yöntem kullanmazsak ne noterler ne de hukuk bu kadar problemi çözmeye yetecektir.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Hukuk Allah’ın hukukudur, yasa Al­lah’ın yasasıdır.
‎Hak, Rabbinden (gelendir). (Öyleyse) sakın şüpheye düşenlerden olma! ‎(2/Bakara, 147) 147:"Hak Rabbindendir ne. (Hak Rabbinden gelen­dir.) Sakın ha, sakın bu konuda şüpheye düşenlerden olma Peygamberim!" Hak kelimesi kitabımızda çok geçer. Rabbimiz hak, kitabı hak, peygamberi hak, cennet hak, cehennem hak, sırat hak, mi­zan hak, hepsi haktır. Ama bakıyorsunuz, müslümanlar hak prob­lemini gün­deme getiriyorlar; lâkin problemi bu hakka göre çözme konusunda kimse doğru dürüst iki kelime bile söylemiyor. Meselâ insan haklarını gündeme getiren müslümanlar, öncelikle Allah’ın haklarını gündeme getirmek zorundadırlar. Allah’ın hakkını gün­deme getiremeyen müslü-manlar, kesinlikle hiçbir zaman kullarının hakkını gündeme geti­reme-yeceklerdir. Kaldı ki kulların hakkını da değerlendirebilmek için hak bir ki­taba, hak bir mizana muhtaç olacaklardır, hak bir peygambere kulak vermek zorunda olacaklardır. İşte tüm problemlerin çözümü burada­dır. Yâni bu kitaba göre bizim hakkımız nedir? Bunu bilmek zorunda­yız. Bulunduğunuz her bir ortamda hangi hak gündeme gelirse gelsin, kadın hakkı mı? Erkek hakkı mı? İşçi hakkı mı? İş veren hakkı mı? Ana hakkı, baba hakkı mı? Allah hakkı mı, kulların hakkı mı? Bunu ancak bu kitap çözecektir. Bunun dışında bunları çözeceğine inandı­ğımız başka bir kaynak bilmiyoruz. "Haktan başka sadece dalâlet vardır." (Yunus: 32) Problemlerinizin çözümünü bu kitabın dışında ararsanız, başka yerlerde ararsanız mutlaka bâtıla düşmek zorunda kala­caksı­nız. Hak, Rabbinden gelendir. Kâbe konusu da olsa, kıble ko­nusu da olsa hangi konu olursa olsun hak; Rabbinden gelendir. Sakın ha, sen şüpheye düşenlerden olma. Rasûl-i Ekrem Efendimizin zaten bu konuda bir şüphesi yoktu. Eğer sen, sana indirdiklerimiz konusunda şüphede isen hadi senden önceki kitap ehlinden
Din
"Eğitim sistemi çocukları ailelerin sahip oldukları değerlerden koparmakla kalmıyor, onları, Türkiye sınırlarının dışındaki refahlara can atan insanlar haline getiriyor. Yurt dışındaki işçilerimizin yılda ne kadar döviz sağladıklarına bakıp övünenler, acaba bu insanların yabancı ülkelerin kasalarına neler kattıklarını düşünüyorlar mı? İçerde önemli bir işsizlik probleminin bulunduğunu, yurt dışında milyonlarca işçi bulundurmanın bu problemi hafiflettiğini düşünmek de bir zaaf ve beceriksizlik izharından başka ne?" -- Cahit Zarifoğlu Bir Değirmendir Bu Dünya
"Neden bu kadar hantal ve kafa karıştırıcı bir isim seçtiniz ki? 'Nasyonal' akla 'sağ'ı 'sosyalist' ise 'sol'u getiriyor, 'Alman' sağı ve 'işçi' solu! lmkansız bir şey bu. Partiniz nasıl aynı anda her şey olabilir ki?" "Bu tam da Hitler'in istediği şey, herkes için her şey olmak, elbette Yahudiler ve Bolşevikler hariç.
Reklam
Reklam