Batı'nın bilimde ve teknikte büyük başarılar sağlayıp, her alanda uygarlık yaratmasıysa, İslam dünyasının haset ve kıskançlıktan doğma düşmanlığına neden olmuştur. Fakat kuşkusuz ki dinsel neden 1.400 yıl gerilere inen yönleriyle ağır basmıştır. Bu yüzden Batı'nın gelişmesinden ders almak,Batı'ya yönelmek hep "kafirlik" sayılmıştır. Oysaki geçen yüzyıl dahala gerilikler içerisinde yüzen ülkeler (örneğin İsveç, Polonya, Rusya ve Japonya) Batı'yı taklit ederek, Batı'nın düşünce tarzını ve usullerini benimseyerek gelişmişler ve hatta Batı'dan öğrenip aldıkları yenilikler sayesinde Batı'yı dize getirecek aşamalara yönelebilmişlerdir.
"Transparency International” adlı kurumun 2014 yolsuzluk endeksine göre İsveç 87 puan ile dünyada 4. sırada ve dünyada en az yolsuzluğun yapıldığı ilk dört ülke arasında, Türkiye ise 45 puan ile 64. sırada. İnsan hakları ihlalleri konusunda da birçok araştırma kurumunun çalışmasına göre Türkiye Avrupa’da ve dünyada en alt sıralarda yer alırken, İsveç en üst sıralarda yer alıyor. Günümüze ait olan bu örnek de, ahlak ile din arasında zorunlu bir bağlantının olmadığını çok açık bir biçimde göstermektedir.
Reklam
Barışmaz unsurların (kokteyl) vâri çalkantısı içinde, kraliçelerin ellerini öpecek kıratta bahriye zabiti yetiştirmek hayali daima yerinde... Dans ve muaşeret edebi dersleri, T atlısu freng’i hocalar elinde ve ön plânda... En iyi (vals) yapan benim ve daima (kavalye) mevkiindeyim... (Dam) rolünü oynayan yine benim gibi bir talebe... Erkek erkeğe dans... Ne komik değil mi? Siz ağlatıcı komikliğin derecesine bakın ki, İsveç veliahtı İstanbul’u ziyarete geldiği zaman, onu, Bahriye Mektebine de davet ettiler. Bu, boz renkli ceketinin göğsü nişanlarla dolu ve şapkası sorguçlu Prens’e müthiş bir Avrupalılık vesikası olarak, erkek erkeğe dansımızı seyrettirdiler. Jimnastikhanede, ayak üstü, heykel gibi, bizi ciddi ciddi seyreden ve sonunda beyaz eldivenli ellerini sessiz sessiz birbirine çarpıp alkışlayan Prens acaba ne düşündü? – Nerede İsveç tahtının timsali (Demirbaş Şarl) zamanındaki haşmetli Türkiye, nerede şimdiki tımarhanelik (manyak)?.. Böyle mi?..
Finlandiya'dakı İsveç memurları nasıl mıydı ?
Hem halkmız hem de İsveç hükümeti için kötüydüler. İsveç'teki memurlar akıllı, dürüst ve çalışkan insanlardı, ancak maalesef ülkemizde böyle değildi. İsveç hükümeti birçok ülkenin hatalarını: tekrarladı. Ülkenin iç kısımları için memurları özenle seçti ama taşraya memur olarak genellikle toplumsal sınıflardan tecrit edilmiş, ahlaksız artıklarını gönderdi.
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Finlandiya
Tam 6 asır sonra boyunca İsveç yönetiminde yer alan Finlandiya bu dönemlerde özellikten yoksundu. Bölgede İsveç yasaları, İsveç yönetimi ve yönetim kurumları geçerliydi. Tek resmi dil İsveççe olup Fince sade ve avam halkın dili diye tabir edilerek küçümsenmekteydi. Fin dilinde gazete ve edebiyat eserler yoktu, bu nedenle, Fin edebi dili de tam olarak şekillenmemişti. İsveç kültürü ülkede hakim konumdaydı.
Devlet kurumlarının zayıf, haksızlığın sıradan olduğu toplumlar da güvenimizi cemaatte, bize arka çıkacak insanlarda arıyoruz. İsveç bireyin egemen olduğu bir cemiyet. Arkadaş sayısının iki üçü geçmediği, sosyal devletin, sivil toplum kuruluşlarının seni koruduğu, başın derde girerse torpille çözüm aramayacağın bir toplum. Türkiye gibi ülkeler ise cemiyet ile cemaat arası. Hindistan da öyle Endonezya da öyle. Doktor arkadaşın olsun, avukat, hakim, siyasetçi arkadaşın olsun. Devlete güvenin olmadığından bu birliktelik güç veriyor, çıkarın olabileceği kişileri elinin altında tutmaya çalışıyor, fast food hızında arkadaş ediniyorsun.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam