Barışmaz unsurların (kokteyl) vâri çalkantısı içinde, kraliçelerin ellerini öpecek kıratta bahriye zabiti yetiştirmek hayali daima yerinde...
Dans ve muaşeret edebi dersleri, T atlısu freng’i hocalar elinde ve ön plânda...
En iyi (vals) yapan benim ve daima (kavalye) mevkiindeyim... (Dam) rolünü oynayan yine benim gibi bir talebe... Erkek erkeğe dans... Ne komik değil mi?
Siz ağlatıcı komikliğin derecesine bakın ki, İsveç veliahtı İstanbul’u ziyarete geldiği zaman, onu, Bahriye Mektebine de davet ettiler. Bu, boz renkli ceketinin göğsü nişanlarla dolu ve şapkası sorguçlu Prens’e müthiş bir Avrupalılık vesikası olarak, erkek erkeğe dansımızı seyrettirdiler.
Jimnastikhanede, ayak üstü, heykel gibi, bizi ciddi ciddi seyreden ve sonunda beyaz eldivenli ellerini sessiz sessiz birbirine çarpıp alkışlayan Prens acaba ne düşündü?
– Nerede İsveç tahtının timsali (Demirbaş Şarl) zamanındaki haşmetli Türkiye, nerede şimdiki tımarhanelik (manyak)?..
Böyle mi?..