HİKMET IV: "Beni üzmekten çekindiğinizi görüyorum. Kendinize bunu dert edinmeyin beyler. Ondan sonra neler olduğunu bilseniz, böyle telaşa kapılmazdınız."
I.
Herkes tutsak, öfke özgür
Kanın ve ıstırabın perçeminden tutup
İnsanın izzetine inanan bir uzun mektup
Yazacağım sana Ezekiel...
Ezekiel, Ey Ezekiel!
Toprak onunla direnecek
Işık onunla...
Hayat onunla direnecek
Onur onunla...
Ezekiel, Ey Ezekiel!
Sen bir nebi değilsin
Nebi olan Zülkifl idi
Çiçeklerle süslerdi dağları
Onun sûru uzun bir İsrafil
Bekletirdi tüm çağları...
Yakıyorsun şehirleri
Alevin kanlı bir sağ el...
Bünyamin değil, Yusuf değil
Sadece bir katil Ezekiel
Köle oğulların ve kızların hırsla
İzledikçe yangını ve soygunu
Sürgün kalacaksın
Ölen insanlığın son vadisinde...
IV
Maziyi yâda daldığım zaman,
Nasıl olur da ölmem ki bazan,
Hafızam durur, kaybolur yollar;
Ve sonra birden içime dolar,
Daire gibi genişler sükût,
Der: "İçimde kal, hepsini unut!"
"Aynı doğum gününü paylaştığı Prusya Kralı IV. Friedrich Wilhelm'in ismini alan Friedrich Wilhelm Nietzsche, 15 Ekim 1844'te Prusya eyaleti Saksonya'da Röcken bei Lützen köyünde doğdu."
Sultan 4. Murad anarşi fırtınasının göbeğinden kurtardığı devlet gemisini selamet sahiline çıkarmış, fakat limana sokamamıştı. Kayalar arasında dolaşıyordu, kayalara bindirdi bindirecekti.
"Karım tek kalır, bizi görmezse korkar, dedi." Kelimeleri zorla topluyordu. "Anneyi hemen göremiyorsa babayı görmesi gerekiyormuş. Yanına girebiliyor muyuz?"
"Biraz bekleteceğim," diyerek içeri yöneldi hemşire. "Oksijen değerleri normale döndüğünde yanına girebilirsiniz. Erken bir doğum olduğu için kontrol amaçlı kuvözde kalıyor. Maşallah, iri ve tatlı bir bebek. Gayet de sağlıklı, merak etmeyin."
Hemşire uzaklaşırken Timur sessizce başını sallamak ve olduğu yerde kıpırdamadan durmaktan başka bir şey yapmadı. Bakışları yeniden cama dönmüş, minik cana odaklanmıştı. Zaafım, hayatım, benliğim ve ailem yok, derdi. Buğulu camın ötesinde kıpırdanan minik elleri her şeyi yerle bir etmeye yetti. "Neresi iri?" diye mırıldanırken sesi varla yok arasındaydı. "Küçücük bir şey bu, Murathan."