Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri
5/10
·296 syf.··
2025 55. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 00:00
Nikolay Gogol'ün 1835'te yayımlanan Mirgorod derlemesi, yazarın Ukrayna kökenli romantizmini ve mizah anlayışını birleştiren dört yapıttan oluşur: iki kısa öykü, bir novella niteliğinde tarihsel destan ve bir korku hikâyesi. Bu eserler, Gogol'ün erken dönem Ukrayna folkloruna ve Kazak kültürüne duyduğu nostaljiyi yansıtırken, aynı zamanda insan doğasının absürtlüğünü, kahramanlık ideallerini ve doğaüstü unsurları işler. Eski Zaman Beyleri: Ukrayna'nın kırsalında yaşayan yaşlı bir çiftin (Afanasiy İvanoviç ve Pulheriya İvanovna) sakin, rutin dolu hayatını anlatır. Nostaljik ve hüzünlü bir tonda, basit kırsal yaşamın saflığını ve kaçınılmaz çöküşünü ele alır; ölüm ve yalnızlık temalarıyla Gogol'ün melankolik yanını öne çıkarır. Taras Bulba: 16. yüzyıl Kazaklarının Polonyalılara karşı mücadelesini konu alır. Yiğit Kazak albayı Taras Bulba ile oğulları Ostap ve Andrey'in hikâyesidir: Okuldan dönen oğullarını savaşa götüren Taras, vatanseverlik ve kardeşlik ideallerini savunur. Ancak Andrey'in güzel bir Leh kızına âşık olup taraf değiştirmesiyle aile trajedisi başlar. Eser, vahşi savaş sahneleri, epik kahramanlık ve ihanet temalarıyla dolu; Kazak özgürlüğünü romantik bir şekilde yüceltirken, fanatizmin yıkıcı yönlerini de ima eder. Viy: Gogol'ün en ünlü korku öykülerinden biridir. Papaz okulunda okuyan genç Homa Brut'un, bir cadının saldırısına uğraması ve ardından onun cenaze nöbetinde korkunç doğaüstü varlıklarla karşılaşmasını anlatır. İvan İvanoviç ile İvan Nikiforoviç’in Nasıl Tartıştıklarının Öyküsü: Absürt mizahın doruk noktasıdır. Mirgorod'da yaşayan iki yakın dostun (adaş İvanlar), önemsiz bir tartışma (bir tüfek ve "kaz" hakareti) yüzünden ömür boyu düşman olmasını hicveder. Gogol, küçük kasaba hayatının sıradanlığını ve insan kibrinin saçmalığını acımasızca
Taras Bulba ve Mirgorod ÖyküleriNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2010533 okunma
9/10
·494 syf.··
2025 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 22:03
"Niçin Macik, niçin insanı yaşatmıyorlar ata toprağında?" Kırım'ın Gürzuf yöresinde Kızıltaş köyünde geçen hikayemizin baş kahramanlarından biri olan Bekir ineği Macik ile hayalleri vardır. Bir yandan onun doğuracağı boğayı düşlerken bir yandan da kızı Ayşe'nin evlilik çağına gelişini düşünüp ondan vazgeçemeyeceğini söyler. Güzel günler gören, tütün ekip toplayan, hırsızlık nedir bilmeyen, kapıları herkese açık mutlu insanlardır Kızıltaşlılar. Bekir de tarlasını toprağını seven bir köylüdür. Atalarından kalan bu topraklara bağlıdır her Kırımlı gibi. Bir gün hırpani kılıklı iki Rus'un gelip ona kalacak yer ve iş için yalvarması, Bekir'in de onları evine almasıyla köyde her şey değişir. Zaman komünizmin Kolhozlar oluşturduğu zamandır. Köylü bilmediği bu yeni adetten tedirgin topraklarını kimseye vermemeye kararlı bir yandan merak bir yandan korku ile yaşamaktadır. Köye gelen bu yeni Rus'un da onlara uğursuzluk getirdiğini düşünmektedir. Ki gerçekten bu iki Rus kötü insanlardır. Bekir'den o kadar iyilik görse de İvan hainlikten asla dönmeyecektir. Komünizm günden güne askerleriyle ağırlığını hissettirirken halka zulmetmeye başlayıp insanları evlerinden topraklarından etmeye başlar. Türk yurdu Kırım'ın kaderi işte böyle değişir. O kadar güzel bir roman yazmış ki Cengiz Dağcı nasıl anlatılır bilemiyorum. Bekir'in, kızı Ayşe'nin başına gelenler, Macik'in başına gelenler, komşu Enver'in dik duruşu, zulme uğrayan tüm Kırımlılar adına direnişi, Ivan'ın bitmeyen kötülükleri... Liste uzayıp gider. Kitap sevinçler, ümitler ile başlayıp ölümler, zulümler, çaresizlikler ile devam ediyor. İnsan bazen iyilik yaptığı kişiden kötülük buluyor, yine de ona karşı merhametli olmaya devam edebiliyor. En güzel örneğini Bekir veriyor bunun. Ama Bekir'in eşi Ayşe'nin de dediği gibi "İnan
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir öpücük
6/10
·56 syf.··
2024 66. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 15:05
Hafta sonları genelde kısa öyküler okumaya vakit ayırıyorum. Yağmurlu bir pazar günü kahveme eşlik eden öykü kitabı bu hafta Bir Öpücük oldu. Eserde toplam 9 öykü bulunuyor -İvanlar -Dul Bir Kadın -Hahamın Oğlu -Bizim Mahno’nun Babacığının Yanında -Gayretli Bir Kadın -Grişçuk -Argamak -Bir Öpücük -Dokuz Kişiydiler Ben en çok bir öpücük adlı hikayeyi beğendim. Diğer hikayelerde güzel lakin çok dönemsel özellikler taşıyordu. Aslında hikayeler çoğunlukla at üzerinde ve savaşlar, yıkımları anlatıyor. Kısa bir öykü kitabı elbette okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Edebiyat
Bir Öpücükİzak Babel · Can Yayınları · 2021386 okunma
Puan vermedi·478 syf.··
2023 21. kitabı
“Evet, onlar da insandır! Pavlenko’lar, İvan’lar, Kostyük’ler, Vasil Dimitroviç’ler, Stepan’lar, belki bunu gülünç görecekler; ama nasıl görürlerse görsünler, ben eserimi tekrar sakin bir dua ile bitirmek istiyorum. Romanımı kapatırken ‘Tanrım!’ diyorum. ‘Onlar da insan! Acı onlara! Kendileri gibi, kendileri gibi başkalarının da insan olduklarına inandır onları!’ Ötekiler, o hayvan gibi sürülüp götürülenler… Onlar da insandı!” Özellikle günümüzde insanın içini acıtan savaşlar, zulümler sürüp giderken bu barışçı yazarın bu eserini okumasını herkese tavsiye ediyorum. “Artık savaşlar bitsin, artık dünya barış istiyor!” diyorum. Şiddetle tavsiye ediyorum!
Onlar da İnsandı
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Varlık Yayınları · 19743,479 okunma
Sibirya’ya giden tanrısını bulur
8/10
·637 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2022 22:39
Tolstoy’un alnının kara yazısını, yani Diriliş’i okumuş bulunmaktayız. Başkarakterini öldürüp öldürüp dirilttikten sonra onu Tanrı’nın şefkatli kollarına atıp huzura kavuşturan yazar bizi yine pek çok konuda şaşırtmadı. Yeri geldi Turgenyev’in, “Bu genç yazar hepimizi gölgesinde bırakacak, en iyisi yazmaktan vazgeçmek” deyişine hak verdik, yeri geldi Sibirya’ya giden Tanrı’sını bulur ekolünden yaka silktik, yeri geldi pek çok kez Nehlüdovvari ölüp ölüp dirildiğimizi fark ettik… Rus edebiyatında görmeye alışık olduğumuz tipten, düşünceler uğruna hasta olan karakterimiz Nehlüdov ve hayat bize hiç nasip olmadı tadındaki diğer karakterimiz Maslova. Tolstoy’un hayatına bakacak olursak başkarakteri Nehlüdov’u çok uzaklarda aramak gerekmez. Karakter de aynı yazarı gibi topraklarını köylülere verir, onlar gibi giyinip onlar gibi soyunmak ister. Görüş alanı sadece hiyerarşi dağının tepelerindeyken, sonradan kendisini hayrete düşürecek manzarayı tamamen görmek için birkaç adım geriye çekilir. Yazgısını bu tarafa çeken şey de ilkgençlik yıllarında aşık olduğu, zamanla kirlettiği elleriyle ona zorla sahip olup hayatını mahvettiği kadındır. Yıllar sonra jürilik yaptığı bir davada sanık olarak karşısına çıkan Maslova, sonradan onun defalarca ölmüş ruhunu tekrar diriltecektir. Diriliş kendine inanmayla başlar, ve kendine inanarak yaşamanın verdiği zorluğu bırakır omuzlarınıza. Örneğin ölü bir Prens Nehlüdov’u sıkıntıya düşüren konular; görkemli akşam yemekleri, subay arkadaşlarıyla yapacağı çapkınlıklardan öteye gitmez. Ama göz gerçeği görmeye başlayınca suçsuz yere hapis yatan zavallı insanlar için koşuşturmaya başlar. Özel mülkiyet konusu tekrar kafasını karıştırır ve topraklarını köylülere paylaştırmak için yola düşer. O hovarda hayatını sürdürsün diye sefalet içinde
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2020 92. kitabı
Zamyatin’in Stalin’e gönderdiği mektup ile başlıyor kitap ve yazarın on beş -bir novella ve 14 öykü demeliyiz belki- öyküsünü içeriyor : Bir Taşra Öyküsü(1912) Ejderha(1918) Günahkarların Kadın Koruyucusu(1918) Tanrı’nın Kilisesi(1922) İvanlar(1922) Kuzey(1918) Mağara(1920) Papaz Adayı Erasmus’un İyileşmesi(1920) Eski Rusya’da(1923) En Önemli Şey Hakkında Öykü(1923) Kül Çarşambası Mucizesi(1924) X(1926) Yoldaş Churygin Söz Alıyor(1926) Taşkın(1929) Aslan(1935) Toplumsal yaşam unsurlarını kimi zaman gerçekçiliğe sürünerek, kimi zaman fantastik durumlar yaratarak, basit kelimelere “yahu ne okudum ben şimdi?!” dedirtecek anlamlar yükleyerek yazmış öykülerini Zamyatin.. İki sayfalık Ejderha öyküsü özellikle neon ışıklandırmalı soru işaretleri yaratan cinsten.. okuduklarımız sıradan kelimeler belki ama bir araya geldiklerinde huzur bozan bir ruh haline sokuyor okuyucuyu.. yaratılan manzara, arka plan karanlık; solunan hava puslu öykülerde.. bir iki öyküye dair küçük spoiler vereyim.. Kül Çarşambası Mucizesi’nde hamile kalan piskopos; Taşkın’da kimsesiz bir kızı sahiplenmesi ardından eşinin kız ile yakınlaşmasının cinnete sürüklediği ve bu duygusal yüke binişin, taşkının bölgeye verdiği zarar ile harmanlanarak anlatıldığı kadın detayları.. yetişkinliğe geçen (ama kadın bedenini tanımayan) papaz adayının merakının kıdemli papazları 'günah' isteğine sürüklemesi, göğü saran kötücül ruhlar ..her öyküde sivriltilen bir durum söz konusu..ki Zamyatin’in çokça eleştirilip, yazdıklarının basımlarının durdurulmasına sebep olan, hatta yaptığı çeviriden isminin kaldırılmasına teşebbüs edilmesi altında bu özelliği var yazarın..üzerinde çokça tartışılmış, öykülerine yüklenen anlamlardan dolayı zamanla dışlanmış bir yazar Zamyatin.. kitabın en başına eklenmiş olan 1930 tarihli
Edebiyat
EjderhaYevgeni İvanoviç Zamyatin · Altıkırkbeş Yayınları · 201724 okunma