Aşk kırıntısıyla doymaktansaa
Aşk hep kötü değil canım, arada sırada mutluluk kırıntıları atıyor önümüze.
Yaşam bu aşkın alışkanlığı gibi bir alışkanlığa kapıldı mı bu alışkanlık yaşamın öbür dayanaklarını da kırmadan kpamazmış gibi gelir insana.
Sayfa 189 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, HasanAli Yücel Klasikleri, 25. Baskı, Tahsin Yücel çevirisi·Kitabı okudu
İnadınaEdebiyat
Reklam
İlahi adaletin terazisi şaşmaz
Buna gülmüştüm, evet, gülmeyecektim oğlum, Çarçabuk İlâhî adalet dedi: “Dur şimdi kulum, Sen ki, vah vah diyecek yerde, gülersin kah kah; İşte yapılan, işte ceza, çek bakalım!” Eyvallah.
Sayfa 859 - Başlık anonim·Kitabı okuyor
Şiir
İnsan, doğa, bilim.
İnsan, akıllı olduğu kadar toplumsal bir varlıktır; fakat aynı şekilde, arkadaşlığı da her zaman makul ve eğlenceli bulamaz, ya da arkadaşların lezzetini her zaman koruyamaz. İnsan aynı zamanda eyleyen biri varlıktır ve insan yaşamının çeşitli gerekliliklerinden olduğu gibi bu eğiliminden ötürü de bir işi, bir meşgalesi olmalıdır. Ama zihin biraz rahatlamak ister ve her an çalışıp tetikte olması mümkün değildir. Dolayısıyla doğa, insan soyu için karma bir yaşam tarzının en uygun olduğunu işaret etmiş ve insanları bu eğilimlerden bir tanesini diğer meşgale ve eğlenceleri etkisiz hale getirecek şekilde öne çıkarmaması konusunda gizliden gizliye uyarmış görünüyor. Bilime tutkuyla bağlanın, diyor doğa, ama biliminiz insani olsun ve bu şekilde eylemle, topluma doğrudan bir bağ kurabilsin.
Sayfa 6
Felsefe
İmparator Constantine, Paganlık ve Hristiyanlık
"Hristiyanlık tarihinin cilvesi! Bugün bildiğimiz İncil, pagan Roma imparatoru büyük Constantine tarafından yazdırıldı." Sophie, "Ben Constantine'in Hristiyan olduğunu sanıyordum," dedi. Teabing, "Hemen hemen" diye alay etti. "Karşı koyamayacağı ölüm döşeğinde vaftiz edilene kadar bir pagan olarak yaşadı. Constantine zamanında Roma'nın resmi dini güneşe tapınmaktı. -Sol Invictus mezhebi ya da Yenilmez Güneş- ve Constatine baş rahipti. İsa, Mesih'in çarmıha gerilmesinden üç yüz yıl sonra İsa müritleri katlanarak artıyordu. Hristiyanlarla paganlar savaşmaya başlamışlardı ve anlaşmazlık o boyutlara gelmişti ki, Roma'yı ikiye bölmekle tehdit ediyordu. Constantine bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdi. 325 yılında Roma'yı tek bir din altında birleştirmeye karar verdi. Hristiyanlık." Sophie şaşırmıştı. "Pagan bir imparator resmi din olarak neden Hristiyanlığı seçsin?" Teabing kıkırdadı. "Constantine çok iyi bir iş adamıydı. Hristiyanlığın yükselişe geçtiğini görebiliyordu, bu yüzden kazanacak ata oynadı. Tarihçiler hâlâ Constantine'in güneşe tapan paganları Hristiyanlığa nasıl döndürdüğüne hayret ederler. Pagan sembollerini, tarihlerini ve ayinlerini büyüyen Hristiyan geleneğine yerleştirerek, her iki tarafın da kabul edebileceği karma bir din yaratmıştı."
“Sosyalistler bunu yine kestirmeden yaptılar. Özel mülkiyeti ortadan kaldırarak her işletmeyi devlet işletmesi her çalışanı devlet çalışanı statüsüne geçirdiler. Müteşebbisliği tamamen ortadan kaldırdılar. Faşistler ve nasyonal sosyalistler özel mülkiyeti resmen ortadan kaldırmadılar. Ama tüm ekonomik hayatı plânlayarak özel mülkiyeti ve özel teşebbüsü devletin tâlimâtları doğrultusunda işleme şartıyla serbest bıraktılar. Daha doğrusu, üretim tesislerinin sâhiplerini devletin ekonomik ajanlarına çevirdiler. Böylece ekonomik faaliyetlerin her türü ve hepsi devletin kontrolü altına girdi. Ekonominin devlet kontrolü altına girmesinin elbette çeşitli sonuçları vardır. En mühimlerinden biri, devlet güdümlü ekonomik hayatın ekonomik durgunluk ve gerilemeye ve dolayısıyla açlık ve sefalete yol açmasıdır. Bu uzun vâdede totaliter sistemlerin altını oyan en önemli olgudur.”
Sayfa 42 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam