“İnsanın, yaşamın ne olduğunu idrak etmesi için gerçek bir bilinç aydınlanması gerekir,” dedi bir bağ turp koparırken.
Charles haklıydı, insanların çoğu bir iş, başlarının üzerinde bir çatı ve pazar günleri dinlenerek geçirecekleri birkaç saatle yetiniyorlardı, kendilerini böyle mutlu hissediyorlardı; huzurlu oldukları için mutluydular, yaşadıkları için değil. Komşuları ne kadar acı çekerse çeksin önemli değildi, yeter ki onlar evlerinde huzur içinde yaşasınlardı; gözlerini kapamayı, kötü şeyler olmuyormuş gibi davranmayı yeğliyorlardı. Alçak olduklarından değildi. Bazıları için hayatın kendisi bile fazlasıyla ürkütücüydü.
Japonya'da yakın zamana kadar yeni an-tidepresanlar yaygın bir kabul görmüyordu. Küresel rüzgârlar muhafazakâr Japonya'nın psikiyatri bilimi-ne de tesir ederek bu ilaçların pazardaki yerini alma-sını sağladı. ABD psikiyatrisinin etkisiyle, Japonya'da da son beş yılda giderek artan sayılarda yeni ilaçlar tüketilmeye başlandı. Oysa bu ilaçların getirdiği o uça-rı neşe hali ve parlaklık, Japon geleneği içinde olumlu kişilik özellikleri olarak değerlendirilmiyordu. Keder, Japon toplumuna kaybı, geçiciliği ve kusurluluğu ha-tırlattığı için hoş karşılanmaktaydı. Kisinin sıradan keder ve yası yaşamasını engelleyecek bir ilacın onun kişiliğine, duyarlılığına ve manevi gelişimine zarar ve-receği düşünülürdü.
Keder ve kayıplara duyarlı bir biçimde verilen tep-ki, Japonya'da her zaman çok önemli olmuştur. Tiyat-ro, edebiyat, geleneksel ve modern halk şarkıları; nos-taljiye, kayıp ve yas duygularına, şeylerin geçiciliğine olumlu göndermelerle doludur. İnsanlar ayrılık ve ka-yıp durumlarında rahatça ağlarlar, fakat aynı zaman-da bu yaşantılardan güç devşirirler, hayatta kalanlarla bağlarını güçlendirirler ve grup dayanışması sağlar-lar. Öfke ve huzursuzluktan farklı olarak, hüzün, yas ve melankoli bu dünyanın geçiciliğini hatırlattıkları için adeta buyur edilirler. Konfüçyüsçülük ve Budizm, ta-hammülü öne çıkarır, keder ve hüzne bir içsel gelişim vasıtası olarak değer verirler. Dışadönüklük, girişken-lik, sokulganlık ABD'de bir satıcı için vazgeçilmez ki-şilik özellikleri; bir Japon için ise duyarsız ve hoyrat toplumsal davranışlardır.
Uzakta olan bir insanın anısı kalbin karanlıklarında aydınlanır. Ne kadar kaybolursa o kadar parlaktır. Umutsuz karanlık ruh ufkundaki şu aydınlığı görür. İçteki gecenin yıldırdığı aydınlık.