Puan vermedi·272 syf.··
2026 93. kitabı
#mürşidimdoğa #nazımtanrıkulu "Bitkileri izleyerek, doğayı gözleyerek, rüzgarın şarkısını duyarak, o dağ senin bu dere benim demeden tefekkür ettiğim yaşam seyrimde, bitkilerin dilinden konuşmaya, onların yolundan giderek yaşamı ve kendimi anlamaya çalıştım. Doğayı mürşit bildim; bazen bir ağaçtan aldım nasihatimi, bazen bir karıncadan aldım umudumu. Bitki dili diyerek bitkinin dilinden seslendiğim metinlerdeki bitkiler hem kendimle yakınlık hissettiğim hem de çoğu zaman görünür olmayan türlerdi. Bu yüzden onların sesi olmak, varlıklarını duyurmak niyetiyle yazdım." Bu eserde yazarımız iki bölümde bizleri doğada tefekküre çıkartıyor. Kendi yaşamından bolca izler barındıran ve bitkilerin dünyasıyla aslında ne kadar güzel bir yaşamın bize bahşedildiği gerçeğine tanık olmak mutluluk. Bitki dilinden kısmı özellikle bitkileri tanıma onlar penceresinden bakma açısından farklı bir deneyim oldu benim için. Zamana yayarak ve hissederek okunan @dogannovus ile biz okuyuculara ulaşan eser ilgisi olanlara gönülden tavsiye. Reklam değil. "Yokluk ya da hayal alemi denen şu dünya, duymak isteyene sessizce seslenir: "Siz de göçüp gideceksiniz ey yolcular, gidenlerin gittiği gibi. Kalıcı olma çabası niye?" ~ "Doğanın döngüsü bize sabrı öğretir. Bir tohum acele etmez. Bir ağaç meyvesini vakti gelmeden vermez. Kışın ortasında bahar aramaz çünkü her şey kendi zamanına bağlıdır. Zamanla, ışıkla, suyla ve toprağın içindeki görünmeyen hayatla birlikte yürür." @dogankitap_etkinlik @dogan_kitap Oktay Volkan Alkaya
Mürşidim DoğaNazım Tanrıkulu · Doğan Novus Yayınları · 20263 okunma
TARİH SOSYAL İLİM Mİ BİLİM Mİ ?
Puan vermedi·310 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 20:47
Lisans dönemimde almıştım ve bugüne kadar okuyamamıştım Doğrusu biraz sıkıcı ve ağır buldum Ama Müslüman Alimlerinin ilime bakışlarının ilmi metodlarının ayrıntılı şekilde anlatıldığı kısımlar şahane idi... Kendimi tasavvufi bir eser okuyorum gibi hissettiğim çok yer oldu ve bu çok hoşuma gitti Yazarın tarihe benim kafamla baktığını hissettim Kitabın burada biraz az okunduğunu gördüm belki ağırlığından kaynaklıdır Ya da çok eski bir eser olmasından Ama yine de bölümümle ve kendimle gurur duydum zira bölüm başkanı Hocamız Salim Cöhce bu kitabı almamızı zorunlu tutmuştu İyi ki tutmuş... Ama galiba ben okumakta biraz geç kaldım Ama yine de o kadar az kişinin okumuş olduğunu görünce gururlandım işte bölümümle ve kendimle... Tamamen öznel bir yorumdur... : )
Sosyal ilimler metodolojisiAmiran Kurtkan Bilgiseven · 19896 okunma
10/10
·277 syf.··
2026 1. kitabı
Seninle Başlamadı benim kendi hayatıma farklı bir açıdan, pencereden bakmamı sağladı. korkularımızın, kaygılarımızın ya da davranışlarımızın sebebi sadece bize ait olmayabiliyor. Ailemizin bize bıraktığı miras olabiliyormuş. Kitabı okurken sık sık kendi hayatımı düşündüm . Travmalarım, davranışlarım ve kaygılarım bana ait mi yoksa kalıtımdan bana gelen bir miras mı? Her sayfa içime aile hikayeme bakmamı sağladı. Kitap sonuna kadar olumsuzluklarla devam etmiyor bize miras kalan davranışları , travmaları , kaygıları değiştirmeme aslında bu döngüyü değiştirebilme umudunu gösterdi bana. Geçmişi değiştiremem ama geçmişten bana kalanı değiştirebilirim hissini uyandırdı . Seninle başlamadı kitabı benim için bir kere okuyup kenara koyacağım bir kitap olmadı altını çizdiğim geri dönüp baktığım bir kitap oldu . Bazen yaşadığım şeylerin benimle başlamadığını ve bu yaşananları kendimle götürmeyeceğini bilmek düşüncesi beni mutlu etti.
Psikoloji
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
10/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 00:00
Bu Beden Benim Evim, Rupi Kaur’un her yıl Şubat ayında yeniden okuduğum üç kitabından üçüncüsü. Süt ve Bal bende yaranın adını koyan, Güneş ve Onun Çiçekleri yeniden büyümeyi hatırlatan bir yerde duruyorsa; Bu Beden Benim Evim daha çok insanın kendi içine dönmesi, kendi bedeniyle, zihniyle ve geçmişiyle aynı evde yaşamayı öğrenmesi gibi geliyor bana. Bu kitabı okurken en çok şunu hissediyorum: İnsan bazen kendine bile yabancılaşabiliyor. Kendi bedeninden, kendi düşüncelerinden, kendi sesinden uzaklaşabiliyor. Rupi Kaur bu kitapta bana tam olarak bunu düşündürüyor. Kendine dönmek, kendini yeniden duymak ve içinde yaşadığın bedeni sadece taşıdığın bir şey gibi değil, gerçekten ait olduğun bir yer gibi görmek… Bu yüzden Bu Beden Benim Evim’in bendeki yeri farklı. Diğer iki kitap kadar kırılma ve yeniden çiçeklenme hissi var ama burada daha içe dönük, daha sessiz, daha kendinle baş başa kalan bir taraf var. Bazı sayfalar sanki insanın kendi kendine söylemesi gereken ama bir türlü söyleyemediği cümleler gibi. Her yıl bu kitabı yeniden okuduğumda sayfalarına farklı notlar almam da bundan. Çünkü bedenimle, kendimle, geçmişimle ve içimde taşıdıklarımla kurduğum ilişki her yıl değişiyor. Daha önce altını çizdiğim bir satır bu sene bana uzak gelebiliyor; geçen yıl geçip gittiğim bir sayfa ise bu kez uzun süre aklımda kalabiliyor. Kitap aynı kalıyor ama ben değişiyorum. Bu yüzden bu üç kitabı her Şubat yeniden okumak bana kendimi yoklamak gibi geliyor. Rupi Kaur’un dili yine çok sade. Belki de bazı okurlar için fazla sade. Ama benim için bu sadelik, özellikle bu kitapta çok yerinde. Çünkü insanın kendine dönmesi bazen büyük cümlelerle olmuyor. Bazen sadece küçük, net, içten bir satır yetiyor. Bir cümle geliyor ve insanın içinde uzun zamandır dağınık duran bir şeyi yerine
Bu Beden Benim EvimRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20221,488 okunma
Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismindeki küçük bir kıza mürebbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
8/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 375. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:06
“(…) fazlasıyla kendimle yüklüydüm, kesinlikle iyi bir anne olmak için yaratılmamıştım.” Bu aralar radarıma giren kitaplarla şans eseri mi karşılaşıyorum yoksa bir okur olarak seçimlerimi artık daha mı isabetli yapmaya başladım bilmiyorum ancak Karanlık Kız son zamanlarda beni tatmin eden okumalardan biri oldu. Ne kurgusuyla, ne olay örgüsüyle… Asıl etkileyici olan benim için ana karekterin kendi duygu ve düşüncelerini çekincesiz bir dürüstlükle okura açıyor oluşu, üstelik ana tema tartışmaya çok da açık olmayan ve çoğunluk tarafından kutsiyet atfedilmiş annelik olgusu üzerineyken. Annelik her kadının yaşayacağı en tatmin edici duygulardan biri midir her zaman? Bir anne çocuğuna koşulsuz şartsız ve kesintisiz bir biçimde sevgi verme potansiyeli ile dolu olarak mı anneliğe adım atar, çocuğundan soğuyamaz mı, ondan uzaklaşma isteğiyle dolu olarak bulamaz mı kendini bir gün, birini diğerinden daha çok sevdiğini fark edemez mi? İşte bu soruları sorarken buluyor insan kendisini sayfalar arasında dolaşırken. Bir de şunu düşündüm okurken, ben çocuk sahibi olmayan ve öyle bir planı da olmayan biri olarak okudum bu satırları ve açık konuşmak gerekirse uzun zamandır da üstüne kafa yorduğum bir konu, yani aslında beni kitapta daha çok etkileyen şey karekterin dürüstçe kendiyle karşılaşması oldu, ele aldığı konu değil. Peki bir anne bu satırları okusa metnin onun üstündeki etkisi nasıl olurdu, merak etmeden de edemedim bunun cevabını. Elena Ferrante ile tanışmam bu kitapla oldu. Diğer eserlerine zaman ayırır mıyım, yakın zamanda olmasa da, evet. Okuyup araştırma ihtiyacı duyduğum bir konuda bir edebi metin okumak ilk deneyimimdi. Konu sizin de ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim. Keyifli okumalarınız olsun.
Karanlık KızElena Ferrante · Everest Yayınları · 20231,400 okunma