Hepimizden bir kesit
Hayatım bir trajedidir. Birinci perde evleninceye kadar geçen zaman: yıldızsız, allahsız, cıvıltısız, katran gibi bir gece. Vıcık vıcık ıstırap. Birkaç şehri fethe yeten bir enerji yeldeğirmenlerine saldırmakla harcanır. İkinci perde izdivaçla başlar. Daha büyük, daha derin, daha uzun acılar. Fakat vahaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu: çocuklarım, kitaplarım...”
Ya erguvan yanaklım, canyeşilim Kırlangıç rüyalarından adresini aldığım Üstünde sonsuza uçtuğum kilim Yıldız saraylarında yürek yüreğe kaldığım Ah sevgili, neydi o zümrüt etekler Ucuna dalgacıkların ak dantel ördüğü Hani topuklarına inen çiçekler Ruhumun, öz cennetinden bir kesit gördüğü Baharım Gülzârım
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Acaba?
Aşık mı olmuştu? Bu kadar hızlı mı? Yoksa sadece kızdan yayılan "her-şey-yolunda" duygusu muydu özlemini çektiği?
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Zaman zaman zaman...
Tüm dünya zamanın yetmediği konusunda şikayetçiydi ancak daha kötü olan şey, fazla zamanın içinde boğulup gitmekti. Dorian bunu artık öğrenmişti. Hiçbir şey yapmadan geçen zaman geçmek bilmiyordu.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
ULYSSES'İN FENOMENOLOJİSİ...
(...) “Ulysses”, 800 küsûr sahifelik bu eser, 16 Haziran 1904’te, İrlanda’nın başşehri Dablin’in muhtelif köşelerinde, sıradan insanların his ve hayâl dünyalarında olup bitenlerin veya olup bitmiş olması mümkün olanların anlatıldığı bir roman. Ve bu roman etrafında ilk akla gelen sualler; söz konusu olup bitenlere veya olup bitmesi mümkün olanlara niçin “Ulysses” ismi verildiğiyle, tarih olarak neden 16 Haziran 1904 gününün seçildiği… James Joyce, bütün hikâyesi bir güne sığan böylesi karmaşık bir eseri ne maksadla kaleme aldığı sorulduğunda, “Edebiyat münekkidlerini 100 sene uğraştırmak için!” cevabını vermiş. Gerçekten, 1922’de Paris’te yayınlandığından kısa bir süre sonra, büyük yankı uyandırmış “Ulysses”. Üzerine, yüzlerce, binlerce cild araştırma ve inceleme yazısı yayınlanmış. 1984’e gelindiğinde, Amerika’da bazıları çıkmış, “Ulysses”in bugüne dek yanlış bilindiğini, çünkü okunaksız bir yazıyla Fransa’da dizgiye verildiğini, dizgicilerin hiçbirinin tek kelime İngilizce bilmediğini ve “gerçek Ulysses”in kendilerinde olduğunu iddia etmişler. Amerikalılar bu türlü sansasyonlara bayılır! Psikolojinin büyüklerinden Carl Gustav Jung da “Ulysses” üzerine bir inceleme yapanlardandır. Jung’a göre, bütün “Ulysses” macerası “hiçlik”te düğümlüdür; basit, sıradan, hiçliğe müncer günlük itiş kakışlar dünyasını ele alır. 16 Haziran 1904’te de hiçbir şey olmamış, “tarihî” denebilecek hiçbir şey yaşanmamıştır. Ama bu hiçlikte bir kutsallık vardır ki, Joyce bunu anlatmak ister. Nitekim “Ulysses” tabirinin eski Yunanca kökeninde de bu mânâyı görürüz: O da, kutsal hiç kimse, kutsal hiçlik demektir… Lâkin Amerikalı Daniel Boorstin, Jung ile aynı kanaatte değildir. __16 Haziran 1904 gününde Joyce’un, Nora Barnakle’a âşık olduğunu söyler. Nora, Joyce’un,
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -I-
Akademya Yazıları
İşgalci yunanlıların Manisalılara Yaptığı Katliamlardan Bir Kesit
İhtiyar bir kadın dağa tırmanırken yandan gelen bir kurşun ile başından yaralanıp yere yığılıverdi. Elindeki yiyecek çıkını aşağıya doğru yuvarlandı. Koluna girmiş olduğu halde yanında yürüyen oğlu, çılgın gibi üzerine atılıp onu kollarına aldı ve: "Vuruldun mu anam" diye ağlamaya başladı.
Sayfa 68 - Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı