Charles Whitman, 1966 Ağustosunun sıcak ve nemli ilk gününde, kendisini Austin’deki Teksas Üniversitesi kulesinin en üst katına götürecek olan asansöre bindi.1 Yirmi beş yaşındaki genç, daha sonra bir bavul dolusu silah ve cephaneyi de peşinden sürükleye­rek üç kat merdiven çıktı ve gözlem alanına ulaştı. Burada önce silahın dipçiğiyle danışma görevlisini öldürdü, ardından merdiven aralığından çıkmakta olan iki turist ailesine ateş açtı, en sonunda da aşağıdaki insanlara gelişigüzel ateş etmeye başladı. Vurduğu ilk kadın hamileydi. Ona yardım etmek için koşanlar da Whitman’in silahından nasibini aldı. Ve sonra da sokaktaki yayalar ve onları kurtarmaya gelen ambulans şoförleri.Whitman, bir gece öncesinde daktilonun başına geçmiş ve bir intihar notu yazmıştı: Kendimi şu günlerde tam olarak anlayamıyorum. Aklı başında ve zeki bir genç olarak tanınmaktayım. Ama son zamanlarda (ne zaman başladığım hatırlayamıyorum) birçok sıra dışı ve mantık­sız düşüncenin kurbanı olmuş durumdayım. Saldırının haberi yayılırken Austin'deki bütün polis memurları da yerleşkeye yönlendirildi. Birkaç saat sonra üç memur ve hızla görevlendirilen bir vatandaş merdivenleri çıkmayı ve Whitman'i gözlem alanında öldürmeyi başardı. Whitman hariç on üç kişi öl­dürülmüş, otuz üç kişi de yaralanmıştı. Hrresi gün bütün manşetlerde Whitman'in saldırısı vardı. Polis, ipucu bulmak için evine gittiğinde ise, tablonun göründüğünden de ağır olduğu ortaya çıktı: Whitman, saldırı gününün çok daha erken saatlerinde önce annesini, ardından da uykusunda bıçakla­mak suretiyle karısını öldürmüştü. Bu ilk cinayetlerden sonra in­tihar notuna geri dönmüş ve bu seter el yazısıyla devam etmişti. Karını Kathy'vi bu gece öldürmeye, ancak üzerinde çok
Sayfa 155
Prozac, Atlantik'in öte yanında muazzam başarı yakalamış bir antidepresandır. Bir mutluluk kimyası sağlayıcısı, bir enerji artırımı aleti, dünyayla ilişkinin arındırılmasıdır; serotonin oranını artırma etkisi bulunmaktadır; depresyona karşı göreli olarak etkilidir, ama bedenen ve ruhen gayet iyi durumda olan öznelerin de bir o kadar hayranlığını kazanmıştır. Başlangıçtaki klinik yöneliminden saptırılarak uyum özellikleri için arzu edilmeye başlanır. Başarının kanatlarıyla yükselmiş tanınmış insanlar, performanslarını artırmak için düzenli olarak Prozac aldıklarını beyan etmiştir. Kişisel kapasiteleriyle uyumlu bir başka hayat tarzı aramak yerine, dünyayla ilişkiyi arzu edilen verimlilik yönünde teknik olarak ayarlamayı tercih etmişlerdir. Psikotrop madde, anlam protezine dönüşür. Prozac; anoreksi, kaygı, bulimia, kronik ağrılar, kıskançlık, fobi, dikkat bozuklukları, beslenme bozuklukları, depresyon gibi geniş bir yelpazeyi tedavi eder. Prozac'a inananlar, neredeyse dinsel bir bakış açısıyla otizm ya da şizofreniyi de tedavi ettiğini eklemekten çekinmiyorlar. Göz ardı edilemeyecek birtakım yan etkilere neden olan başka antidepresanlara karşı Prozac, uygun dozda alındığında pek az yan etkiye neden olmasıyla biliniyor.* Netlik, geniş etki sahası, yan etkilerin yokluğu gibi özellikler bir araya gelerek —A. Ehrenberg'in gözlemlediği gibi— "mükemmel ilaç miti"ni beslemiştir (1995, 145). M. Narden, çağdaş toplumlarımızdaki hayat tarzının "Prozac eksikliği"ne yol açtığını ciddiyetle yazar. *Ancak daha eleştirel yaklaşan bazı kurumlar, kimi hastalarda şiddet davranışı, intihar eğilimi ve cinsellikle ilgili sorunların varlığına işaret etmektedir. Kimi zaman kişiye göre değişen yan etkiler de pekâlâ vardır. Prozac bir "mit"tir.
Sayfa 64
Reklam
Burada birçok intihar biçimleri vardır bunlardan biri de kendini tümüyle vermek ve kendi şansını unutmaktır. Bunun coşturucu olabileceğini bir başkası kadar Don Juan da bilir. Ama önemli olanın bu olmadığını bilen ender kişilerden biridir. Şunu da o kadar iyi bilir: Büyük bir aşkın etkisiyle her türlü kişisel yaşama sırt çevirenler belki de zenginleşirler, ama aşklarının seçtiği kimseleri hiç kuşkusuz yoksullaştırırlar. Bir annenin, tutkulu bir kadının yüreği kurudur ister istemez, çünkü dünyaya sırt çevirmiştir.
Depresif ve intihar eğilimli hastaların "gerçek" sorunları olmadığını söylemek çok safça olurdu. Hepimizin ekonomik, kişiler arası ilişkiler, sağlık, vs. gibi gerçek sorunları vardır. Bu tür zorluklar intihar olmadan mantıklı bir şekilde çözülebilir. Aslında bu şekilde meydan okumalarla başa çıkmak duygudurumunuzu yükseltir ve kişisel gelişiminize katkıda bulunur. Dahası, 9. Bölüm'de anlatıldığı gibi gerçek sorunlar sizi az bile olsa depresifleştiremez. Yalnızca çarpıtılmış düşünceler, geçerli umutlarınızı ve özgüveninizi sizden çalabilir. Bugüne kadar, depresif bir hastada intiharı gerektirecek kadar çözümsüz "gerçek" hiçbir sorun görmedim.
Sayfa 388·Kitabı okudu
2. Abdülhamit'in tahtta çıkışı
5 Haziran 1876'da sabık Sultan Abdülaziz intihar etti. Ardından 15 Haziran'da Çerkes Hasan adında bir kolağası kişisel sorunları nedeniyle, bir kabine toplantısı sırasında, Hüseyin Avni Paşa'yı, Hariciye Nazırı Raşid Paşa'yı ve başka birkaç kişiyi tabancayla öldürdü. Bu olay güç dengesini daha köktenci reformcular lehine değiştirdi. 15 Temmuz'da yeni Devlet Şurası'nın ilk toplantısında bir anayasa ilan edilmesi kararı alındı. Ancak bu karar Sultan Murat'ın hızla kötüye giden akli durumu nedeniyle uygulamaya konulamadı. İyiden iyiye alkolizmin pençesine düşen Murat devlet ricalinin biat yemini için 30-31 Mayıs gecesi saraydan alınıp Bab-ı Seraskeri'ye götürülürken, had safhada asabiyet belirtileri göstermişti. (Murat idama götürüldüğüne inanıyordu.) Anlaşılan, amcasının intiharı ve kabinesindeki bazı üyelerin katli ciddi bir sinir bozukluğuna yol açmıştı. Osmanlı ve yabancı doktorların muaneyesinden sonra kabine, Sultan'ın hükümdarlık yapamayacağı kararına varmak zorunda kaldı. Kabine önce, Sultan'ın kardeşi Hamit Efendi'yi naip olması için ikna etmeye çalıştı ama onun naipliği kabul etmemesi üzerine, Murat'ın indirilmesi ve yerine kardeşinin geçirilmesinden başka çare kalmadı. Hamit Efendi 1 Eylül 1876'da, 2. Abdülhamid olarak tahtta çıktı. Murat, Boğaziçi'ndeki Çırağan Sarayına götürüldü, hemen hemen otuz yıl burada tutsak olarak yaşamını sürdürdü.
Alıntı
“Kimsesizler intihar etmez, derler hani. Yalan. Kimsesizdim. Hiç kimsem yoktu. Kendimi öldürerek, onu bensiz bırakarak intikam alacağım biri yoktu ama ben ölmek istedim.”
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam
Reklam