Steplerden Çin Sarayına. Hun aslından geldiği tahmin ediyorlar
An Lu-shan Çin'in tebaalığına geçmiş göçebe bir ailenin çocuğuydu. 736'da kumanda ettiği tümenlerle Kitanlar'a karşı bir zafer kazanmıştı. Vaktiyle ölüme mahkum edilmiş bir kişi olarak bu defa imparatorun huzuruna çıkarılmıştı. An Lushan Türklerden ataklığı Çinlilerden ise kurnazlığı miras almıştı. Hem pohpohlanmaya, hem mücadeleye, hem de riyakarlık ve emretmeye alışmıştı. Sarayda yükselebilmek için rüşvet verilmesi gerektiğini anlayınca hiç düşünmeden kesenin ağzını açmış ve şöhret basamaklarına hızlı bir şekilde tırmanmıştı.
Sayfa 469 - Selenge Yayınları·Kitabı okudu
Kitanlar
Xl. yüzylın başlarında Kitanların sınırı Karluk Türklerinin ve Karahanlı devletinin sınırları olduğundan, Almalık, Kayalık ve Emil nehriyle çevrilir. Para-Moğol kökenli, bozuk bir Türkçe konuşan, uzun yıllar Çin'in basağı olarak yaşadıklarndan onların kültürünü benimsemiş, fakat boylar arasındaki ilişkilerde Türk boylarını kardeş bellemiş bir ulusturlar.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Altarın oğlu Tarkan <3 :)
Kitanların kullandığı yazının bulunmasında ve kullanılmasında Uygurlar öncülük ettiği gibi, Uygurların kullandığı pek çok unvan da Kitanlar tarafından kullanılmıştır. İlk defa sekizinci yüzyılda bir Kitan reisi «Kağan» unvanı ile çağırılmıştır. Aynı şekilde Türk kağan eşlerinin unvanı olan «Hatun» da Kitanlarda kullanılan bir unvan olmuştur. Kitanların kullandığı «Tiyin» terimi, Türklerin kullandığı «Tegin» yahut «Tigin» tabiri. Orhun abidelerinde de geçen bu kelime, kağanın kardeşi yahut oğlu veya kağanın neslinden bir prense verilen unvandır. Kitanların kullandıkları ikinci derecede en büyük unvan olan «Tarkan» terimi Türkçe «Tarkan» teriminin transkripsiyonudur.
Sayfa 64 - Tarkan ibaresi Hunlarla ilintili görülmekle birlikte Uygurların yöneticiliğini üstlenen Tun Bağa Tarkan'a da işaret etmektedir.·Kitabı okudu
“Dokuz Oğuz kaganı sayıları az olan Gök-Türklerin günden güne geliştiğini, kuvvetlendiğini, kaganları Kutlug’un çok cesur olduğunu, sözcüleri Tonyukuk’un akıllı olduğunu, bu iki kişinin var oldukça hem Çinlileri ve Kıtanları öldüreceğini, şüphesiz Oğuzları da öldüreceğini ileri sürmüştü. Sonra şöyle bir teklifte bulundu: Kıtanlar doğudan, Çinliler güneyden kendilerinin de kuzeyden saldırarak büyümekte olan Gök-Türklerin onlara bağlı diğer boyların (Türk Sir halkı) mağlup edilip bir daha asla kuvvetlenmemelerini sağlayabilirlerdi. Bu haberi duyan Tonyukuk endişeye kapılmış idi. Kagana Çinlilerin, Kıtanların ve Oğuzların birleştikleri takdirde kendilerinin çaresiz kalacaklarını bildirdi. Durumu hemen kontrol altına almaları gerektiğini, bir şeyin zayıf iken onu yenmenin kolay olduğunu, kuvvetlendiğinde ise onunla mücadele etmenin zorlaşacağını ilave etti. Kutlug Kagan, Tonyukuk’un tavsiyelerine uyarak, ona ‘orduyu gönlünce idare et’ dedi. Tonyukuk, Kök Öng (Ongin) Irmağını geçerek Ötüken Dağlarına doğru ordusunu sevk etmişti. İnekler Gölü ile Tola Irmağı tarafından Oğuzlar, Gök-Türk ordusu üzerine saldırdılar. Oğuzların kuvveti altı bin kişi iken, Tonyukuk’un birliği iki bin kişi idi. Oğuzlar, ağır bir bozguna uğradıkları gibi, geri çekilenleri de ırmağa düşmüşler, bir kısmı savaş meydanında ölmüştü. Bundan sonra diğer Oğuz kütleleri gelip Kutlug Kagan’a itaatlerini bildirdiler. Yeni kurulan II. Gök-Türk devleti, Tonyukuk’un yerinde hareketi sonucu büyük bir tehlikeden kurtulmuştu.”
Sayfa 336·Kitabı okudu
Tarih
Güç!
"Güç ise bir ve beraber olmaktan geçiyor. Çin, bu gerçeğin farkında olduğu için bizi bölüp parçalamak istiyor. Bugün; Türgişler, Oğuzlar, Dokuz Oğuzlar, Uygurlar, Bayırkular, Karluklar, Kırgızlar, Kitanlar ve Tatabılar... gibi bize başkaldıran kardeş boylar, hiç kuşkusuz olmasın güçlerini Çin'den alıyorlar."
Alıntı
KİTABIN ÖZETİ
Partların oku hakikatte İskitlerin ve Hunların okudur (Grousset, 2020, s. 5). Yani bunlar Türk yayı kullanıyorlar. Göçebe Türkler Çin’in iç işlerinde işlerinden haberdar. Taht kavgasında birine destek verince Çin’e yakın yere yerleşiyorlar bir iki kuşak sonra Çin tahtına oturuyorlar. Çin devletlerinden biriyle komşu devlete karşı birleşir. XIII. Asırda Kubilay’ın macerası bu hususta IV. Asırdaki Lieou-Tsong’un, V. Asırda To-paların macresını tekrardan başka bir şey değildir (9). Uygarlık Hep Kazanır: Mağlup Çin veya İran medeniyeti, haşin galibini teşhir eder, mest eder, uyuşturur ve yok eder. Genellikle fetihten 50 yıl sonra her şey hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam eder (Grousset 2020, s. 10). İskitlerin ve Hunların Benzerlikleri İskitler milattan evvel VII. Asırdan III. Asra kadar Rus steplerinin hakimi kalacaklardır. Hiyon-nular da İskitler gibi adetleri üzere, reisin mezarı üzerinde insanları kurban ederler (Grousset 2020, s. 35). Üzengi: Kozel höyüğünde bulunan mazlemenin tetkinin bunu teyit ettiğini ilave etmektedir. Aynı şekilde Hiyong-nularda üzenginin milattan önce III. Asırdan beri kullanıldığı belgelenmiştir. Üzengi, milattan önce I. Asırda Altay’da Oirotin eyerlerinde görülmektedir. Batıda ne Yunanlılar ne Romalılar üzengiyi bilmektedir. Üzengi VI. Asırda Avarların yaydığı sanılmaktadır (Grousset 2020, s. 19). Çinliler Ferganadan at alıp Hunlarla eşit şartlarda savaşmayı amaçlıyorlar. Ama sonuç felaket oluyor 60 bin kişiden 300-400’ü Çine dönebiliyor. Hunlar tuzağa düşürüyorlar. Önleyici Savaş: Çin toprağını Hunların zaman zaman vuku bulan taarruzlarından masun bir hale koymak mevzuubahisti Orta Asya’nın otuz altı krallığını zapt etmek, Hiyong-nuların sağ kolunu kesmek demektir. Bunun usulüne gelince onu da şu meşhur formülde hülasa etmekte idi. Esas