Hırs ve insan...
...çünkü hırslı olmak demek hiçbir zaman tatmin olmamak, her zaman daha fazlasını istemek, hiçbir başarı daha yeni ve daha büyük başarı kazanma tutkusunu doyuracak kadar büyük olmadığı için sürekli olarak kendini zorlamak, bir mağazayı ikiye, iki mağazayı üçe çıkarma zorunluluğu, sonra da dördüncü hatta beşinci bir mağaza açmaktan söz etmek demekti; tıpkı bir kitabın sadece ikinci kitaba giden yoldaki bir adım olması gibiydi, işadamının zengin olmak için dikkatini tek bir amaca yoğunlaştırması misali, ömür boyunca aynı yoğunlaşmayı gerektiren daha çok, daha daha çok kitap demekti. Büyük İskender dünyayı fetheder, peki ya sonra? Bir uzay gemisi yapıp Mars'ı istila eder...
Alıntı
Mağarayı andıran oyuğun tutsağı, ben, dünyanın gölgesinin karşısında yalnızım. Ocak ayı, öğleden sonra. Ama soğuk, havanın derinlerinde duruyor. Her yerde, her şeyi ölümsüz bir gülümsemeyle örten, ama tırnakla kırılıverecek kadar incecik bir güneş tabakası. Ben kimim ve ışıkla yaprakların oyununa katılmaktan başka ne yapabilirim? İçinde sigaramın tükendiği bu güneş ışını olmak, bu hoşluk, havadan solunan bu dingin tutku olmak. Kendime erişmeye çalışırsam, bunu ışığın derinlerinde başarabilirim. Ve dünyanın gizini ele veren bu hoş tadı hissetmeye, tadını çıkarmaya çalışırsam, evrenin derinlerinde kendimi bulurum. Kendimi, yani beni görüntüden kurtaran bu en uç noktadaki coşkuyu. Birazdan, başka şeyler ve insanlar beni yeniden ele geçirecekler. Ama şu dakikayı zamanın dokusundan kesip ayırmama izin veriniz, başkalarının sayfaların arasına bir çiçek bırakması gibi. Onlar, aşkın kendilerine hafifçe dokunuverdiği bir gezintiyi sayfaların arasına hapsederler. Ve ben de geziniyorum, ama beni bir Tanrı okşuyor. Yaşam kısadır ve zaman yitirmek günahtır. Bütün gün boyunca zaman yitiriyorum ve ötekiler çok çalışkan olduğumu söylüyorlar. Bugün mola verdim ve kalbim başını alıp kendisiyle tanışmaya gidiyor. Yine bir iç sıkıntısıyla boğulursam, bu, cıva zerreleri gibi parmaklarımın arasından kayan o elle tutulamayan anı hissettiğim içindir. Dünyadan ayrılmak isteyenleri bırakınız. Ben hiç yakınmıyorum, çünkü doğuşumu seyrediyorum. Bu dünyada mutluyum çünkü bu dünya benim krallığım. Geçip giden bulut ve solan an. Kendi ölümüm kendimde. Kitap, sevilen bir sayfaya açılır. Bugün, dünyanın kitabının açıldığı sayfa ne kadar da yavan. Acı çektiğim doğru mu, acı çekiyor olduğum doğru değil mi; ve çekilen bu acı başımı döndürüyor çünkü bu acı, bu güneş ve bu gölgelerdir, bu sıcak ve havanın
Sayfa 17
Felsefe-Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçekten doğru yöne mi gidiyorsunuz?
16 bölüm boyunca sahada toz yutmuş, yara almış ama yönünü bulmuş bir pusulayı takip edeceksiniz. İster baştan sona okuyun ister en çok canınızın yandığı bölümden başlayın. Ama şunu sorun kendinize: Sadece daha hızlı mı koşuyorsunuz, yoksa gerçekten doğru yöne mi gidiyorsunuz?
Kitap Alıntısı
Ama şimdi aynı adam, evet aynı insan canımı sıkmaya başlıyor. Kitaba daha çok bağlanıyorum. Onu yazmak ihtiyacını gittikçe daha kuvvetle duyuyorum. Bu ihtiyaç yaşlandıkça artıyor denebilir.
Sayfa 32 - Can Yayınları 42. baskı
1000Kitap
Platonik Aşk
siz kalabalığın içinde bir yürüyüştünüz ben ise her kalabalığa belki siz varsınızdır diye giren yalnız bir ihtimal . siz cümlede duran bir virgüldünüz ben ise o virgülden sonrasını bir türlü yazamayan hayalperest ne zaman sizi gördüysem ya da gördüğümü düşünsem öylece geçip gittim yanınızdan dilimde büyüdü bir “merhaba” bile diyemedim . çünkü kalbim sizi görünce mi telaşlandı yoksa bir gün sizi göreceğine inandığı için mi bilemedim sonra hep aynı saatlerde yürüdüm aynı sokaklardan aynı ağacın gölgesinde bekledim
Her ceza kılavuzu mastürbasyonu yasaklıyordu ama mastürbasyon yapan papazlar birbirlerine hafif cezalar veriyorlardı. 19. yüzyıla ait Paenitentiale Bigotianum mastürbasyon yapan papazlara üç haftalık ceza verirken, sıradan insanlara bir yıllık cezayı öngörüyordu. Papazlar dini tefekkürün cinsel düşüncelerle kesintiye uğramasına şaşırmıyorlardı. Theodore Yasaları "sadece düşünceyle" boşalan bir papaza bir haftalık ceza öngörüyordu ama papazın bir kadınla birlikte olarak boşalması durumunda cezayı artırıyordu. Sıradan insanlar için mastürbasyonun cezası, eylemi yapan kişiye ve yapılış tarzına bağlıydı. Sözgelimi yapay araçlar kullanan kadınlar, erkeklerden daha sert cezalandırılıyordu. Mekanik yardım alan erkekler sadece kırk günlük cezaya çarptırılırken, yapay penis kullanan bir kadın eğer penisi yalnız başına kullanmışsa bir yıl, bir kadınla paylaşmışsa üç yıl cezaya çarptırılıyordu. Daha sonraki yüzyıllarda mastürbasyona daha sert cezalar verildi. Mastürbasyonu livatacılığa yol açan bir iğrençlik olarak gören Fransız teolog Jean Gerson 1388'de papazların mastürbasyon itirafçılarını dinlerken kullanmaları için bir kitap yazdı. Gerson çok az delikanlının veya adamın bu eylemi itiraf edebileceğini biliyordu, bu nedenle papazlara açık sözlü olmalarını salık veriyordu: "Dostum, genelde oğlanların yaptığı gibi aletine dokundun veya onu okşadın mı?" Eğer tövbekarlar suçlarını ifşa etmeye yanaşmazlarsa, papazlar onlara günah çıkarma hücresinde yalan söylemenin ciddiyetini hatırlatıyordu. Ayrıca Gerson mastürbasyon yapanlara birtakım soğuma egzersizi öneriyordu: sık sık dua etmek, kendini kırbaçlamak, soğuk suya girmek ve şeytanı def ederken yere tükürmek. Ceza kılavuzu yazarları eşcinselliği de kınıyordu ve mastürbasyonda olduğu gibi cezalar eylemin biçimine ve sıklığına göre
Sayfa 142 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji