• Hani dersiniz ya " Bu kitap başucunuzda durmalı ve ihtiyaç duyulduğunda tekrar tekrar bakmalı" işte bu kitap da öyle. Bu kitabı yazanlardan Allah gani gani razı olsun. Benim hocalara sorup cevabını alamadığım veya çoğu kez soracak hoca bile bulamadığım onlarca soruma kaynaklarıyla en sahih cevapları veren ilk kitap bu. Kitap, soru-cevap şeklinde ilerliyor ve hiç sıkılmadan okuyorsunuz. 1K da alıntı diye paylaşmak istesem, paylaşmaktan kitabı okuyamazdım o yüzden herkesin kendisine bıraktım okumayı. Arkadaşlar inanın kafanızdaki onlarca itikadi ve ameli sorulara cevap bulabileceğiniz muazzam bi eser bu. Bazı soruları paylaşmak istedim

    En üstün peygamber diye bişey var mıdır?
    Yahudi ve Hristiyanlar cennete girecek mi?
    Gayri müslim ile dost olunabilir mi ?
    Hz.Mehdi ve Hz.İsa gelecek mi ?
    Cehennem ebedi mi ?
    Miraç hadisesi ruh ve cesetle mi olmuştur?
    Bize yalnızca Kuran yeter mi?
    Meal okuyarak, anladığımızla amel edebilir miyiz?
    Hadisler, Kuran ayetlerini neshedebilir mi?
    Her okuduğumuz ayet ve hadisle hemen amel edebilir miyiz ?
    İmam Gazalinin İhyasında uydurma hadis var mıdır ?
    Şiiler nasıl bir inanca sahiptir. (Kaynak olmasa inanmayacaksınız o derece)
    Alevilik nedir ne değildir?
    Hakiki tarikatı nasıl bulabilirim? Sahte tarikatların durumu nedir ? (Kesinlikle öğrenmelisiniz)
    Kandiller bidat mı ? İslamda felsefe var mı?
    İslam'a göre kadınlar ne yapabilir ne yapamaz (Kitap burayı çok iyi anlatmış)
    İslamda 4 evlilik var mıdır?
    Kadın yalnızken yolculuk yapabilir mi ?
    Türkiye darül harp midir?
    İslamda müzik ve resim caiz midir?




    Şia hakkında hiç duymadığım şeyleri bu kitapta "kaynaklarıyla beraber" öğrenmiş oldum. Öyle şeyler yazıyor ki, bazılarını okuyamadım bile, çok dehşet şeyler yazıyor. Şiileri yakından tanımak için mutlaka ama mutlaka okuyun.

    Muhyiddin İbn Arabi hakkında her şey.


    Aşağıda isimleri yazan yazarların kimisinin çok ağır şekilde itikadı bozuk, kimisinin ise bir iki tane hatası var. Bu zatların kitaplarından alıntı yaparak yanlış fikirlerini ortaya atıp, daha sonra kaynaklarıyla ehli sünnetin fikrini söyleyerek güzel bi eser ortaya koymuslar. Kitabın amacı kesinlikle şahıslar değil, fikirlerdir. Lütfen ön yargı ile yaklaşmayalım.


    Mustafa İslamoğlu
    Humeyni
    Mevdudi
    Abdülaziz Bayındır
    Muhammed Hamidullah
    Fethullah Gülen
    Cemalnur Sargut
    Muhammed Esed
    Hayrettin Karaman
    Yusuf El Kardavi
    İbn Teymiyye
    Seyyid Kutup
  • Geçmişte yaşamış olan alimlere (veya mezheplere) tabi olmayı yersiz bulup, doğrudan Kur'an ve sünnete bağlanmayı tavsiye edenler, kitap ve konferansları ile ortaya çıkıp insanları kendilerine çağırarak aslında kendi işlerinde çelişkiye düşmektedirler
  • İçsel zenginliği ile büyüleyen yazar, şair Rilke.. Neden Almanca bilmiyorum hüznüne gark oldum.

    Sitede Sergen Özen ’in Rilke’ye sevgisi, incelemeleri, alıntıları ve başka bir arkadaşımın ona verdiği değer ile tanıma isteği doğdu kalbimde.. Kendilerine teşekkür ederim ^_^

    Kitabın son 20 sayfasında Rilke'yi tanımaya yönelik yazılardan ve netten araştırdığım ( https://www.fikriyat.com/...m-rainer-maria-rilke) ve anladığım kadarı ile :

    Eski ve köklü aileden gelmiş. Annesi,
    kaprisli ve özlem duyduklarını çocuğuna yansıtan aile bireylerinden biri olarak; Rilke'yi 6 yaşına kadar kız çocuğu gibi giydirmiş , o ise ince ruhundan dolayı başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kurmakta zorlanmış. Yine anne ve babasının isteği üzerine subay okuluna gönderilen lakin orasının cehennem gibi gelmesinden dolayı dayanamamış ticaret okuluna yazdırılmış oradan da üniversiteye geçmiş; babası hiç olmadı avukat olsun dileğine rağmen Rilke kendisini sanata vermiş iyi ki de öyle yapmııış..

    Genç yaşında sezgiselliği güçlü, içine kapalı, alçak gönüllü birisi. ‘’Bütün isteği, insanlığa iç zenginliğini vermek, herkesi mutlu kılmak olmuş; yazdığı şiirleriyle, kendi dediği gibi: Halkını sevindirmek kaygısını gütmüş. Halk kavramı altında da kendi gibi yoksulları anlamış. Halk onun için toplumsal değil , her şeyden önce ruh kavramıydı’’ (82) Sevgiyle bakan, şair ruhunu damıta damıta sunan bir dünya..
    ‘’O, her şey de, kendine en yakın olanda olduğu gibi, en uzak olanda da gene, kendi içini, Tanrıyı bulur’’ (83). Her gördüğü şeyde kendine yakınlık bulan, sadece güzeli değil karanlık, fırtınalı tarafların, sarhoşun, delinin çığlıklarını da duyuran bir kişilik. ‘’Rilke’nin karşısına çıkan, duyularını, aklını uğraştıran her şey, bir şiir olmuş, teknik de en yabancı olanı bile sanat biçimine bürümüştür.’’ (87)
    Mistisizme bağlı, sessizliğin abidesi diyebiliriz. Nietzsche’nin aşık olduğu Salome vesilesiyle sanatçı kimliği oluşmuş. Hesse gibi o da lösemiye yakalanıp ölen yazarlardan..

    Eser; henüz 20 yaşında olmayan Franz Koppus’un, şiirlerini Rilke’ye mektupla göndermesi şeklinde ve Rilke’nin şiirlere dair düşüncelerini alçak gönüllülükle, ruhunu ortaya koyarak cevaplaması şeklinde ilerliyor. Okuduğum kitap Remzi Kitabevi Kültür serisi 2.basım Çeviren Melahat özgü. İçerik ; 10 mektup , Genç Şair üzerine, Şair üzerine, Yaşantı ve Rilke hayat, eserleri ve sanat anlayışı, Dilimizde Rilke şeklinde oluşturulmuş.

    Okurken cümlelerin bütünlüğünü kavramakta epey zorlandım. Özellikle erken kalkıp okumaya çalıştım beynimden daha çok şüphe etmemek adına :))) arkadaşıma bir kesit attım çevirisini beğenmediğini söyledi içime biraz su serpildi desem yalan olmaz. O zorlanmaya rağmen çok sevdim. Altını epeyce çizdim. (Çeviri konusunda Melahat Özgü ; Berlin Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olmuş, Almanca öğretmenliği yapmış. DTCF Alman dili ve edebiyatı bölümü profesörü. Tiyatro araştırmacısı. ) Çevirinin dili bana pek hitap etmedi, belki de başkalarına çok iyi gelebilir bilemiyorum.:))Yaren’in #28484261 incelemesinde yorum olarak Meltem Hanım’ın da yardımıyla çeviri karşılaştırması yapmış Yaren, çok yararlı oldu, sağ olsunlar ^_^ Semih Uçar’ın dili daha akıcı geldi bana göre. Yorum da 4 çevirmenin çevirileri mevcut, kitabı alırken faydalı olacağını düşünüyorum.

    Mektuplarda Rilke’nin hitap şekli, geç yazmasındaki sebepleri içtenlikle açıklaması, yalnızlığa dair yorumları, gençlerin aşka dair aceleleciğine dem vurması ‘’ Onlar, aşkı, bütün varlıklarıyla, bütün güçleriyle, yalnızlık duyan, korkan, yüceyi arayan yürekleriyle öğreneceklerdir. Ama öğrenme uzun ve bitmesi gereken bir zamandır.’’(42) der. Aşkı da ‘’ Aşk son konaktır ; belki de bunun için bir insan hayatı bile yetmez’’ deyip zirvede bırakır. Sözlerinde dostluğu hissetmek, kendini bulma yolunda gözlem gücünün derinliği, ruha dokunuşuyla, ‘’Siz dışa bakıyorsunuz ve işte asıl bunu yapmamalısınz. Yalnız tek bir yol vardır: İçinize dönün. Size yaz diyen nedeni araştırın. Kökleri ; yüreğinizin en derinliklerinde dal budak salıyor mu, buna bakın. ‘’(14) ve özellikle bu sözüyle gönlüme taht kurdunuz Rilke amca.

    Karput’a dair tavsiyeleri, üzüntüye karşı yaklaşımı ‘’İnsanın üzüntülü iken, yalnız olması ve uyanık bulunması gerekir ‘’( 50) gibi nice anlamlı sözleriyle yüzmek.. Şair üzerine dair yazısı da ayrı bir anlam yüklü idi. Rilke’yi tanımak adına başlangıç eseri midir bilmiyorum ama çokça tavsiye ederim bu kitabı.

    Keyifli ve huzurlu okumalar dilerim. ^_^
    Richard Strauss - Four Last Songs https://www.youtube.com/watch?v=I9nc87XR43A
  • Özdemir Asaf, nefret ve sevginin o ince çizgisinde sol elle çekilen bir çizgi gibi...
    Bazen aşık oluyorum kelimelerine bazen anlamsızca yan yana dizilmişler gibi. Tüm bu yorumları kendimce yaptığımı, kendi incelemem olduğunu belirterek yazıyorum. Bu konuda eleştiri kabul etmiyorum.

    Ve Özdemir Asaf'ın Lavinia'sı. Bir sürü şiiri kalbime dokundu, öyle çok sevdim ki kitap bittiğinde "Nasıl yaa? Nasıl bitti o kadar sayfa?" dedim. Bir sürü post-it yapıştırdım ve bir çok şiirin altını çizdim.
    Bir çok kez okuyacağım ve hatta ezberlemek istediğim şiirler oldu. En en sevdiklerimden olanı şimdi buraya da koyayım... Güzel günler.



    Sana gitme demeyeceğim.
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin
    Yalanlar isteyorsan yalanlar söyleyeyim,
    İncinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Ama gitme, Lavinia.
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme, Lavinia.
  • Tavsiye üzerine okuduğum ama asla pişmanlık duymadığım, hatta Bulgakov’ u neden bu zamana kadar okumadığımı sorgulattıran bir kitap “Köpek Kalbi”. Önce kitap hakkında ve yazarı hakkında birkaç yazı okudum. İlgim daha da artmıştı.

    Köpek Topak’ ı acı içinde kıvranıyorken buluyoruz ilk sayfada. Aynı zamanda yemeklerden tutun işçi maaşlarına kadar bir sürü konu hakkında yorumları ile karşılaşıyoruz. Kendisine yapılan işkenceye taş çıkartan muameleyi inleyerek anlatıyor. Ta ki Profesör gelip onu evine götürene kadar. Profesör ile karşılaşmasından sonra hayatı değişir Topak’ ın. Hatta ilk zamanlar kendisine korkunç rahatsızlık veren, çıkarmak için çok uğraştığı tasmayı bile bir aitlik olarak kabul edip, onunla övünmeye başlar. Kendisine öyle ilgi gösterilir ki “ acaba ben özel bir cins miyim?” diye sorular geçer aklından. Hayır! Sadece bir kobaydır o.

    Daha ilerisini yazmayayım. Traji-komik değil bence trajik bir hikaye gerisi.

    Burjuva
    Proletarya
    Devrim
    Sistem kritiği
    Halkın fakirliği
    Ve
    Aç gözlüler

    Bulgakov öyle ince bir düzenleme ile detaylandırmış ki konuyu, okurken bir an elinizden bırakmak gelmiyor. Konu zaten ilgi çekici. Bir de yasaklanmasına sebep olacak şekilde içinde zamanın devrimine göndermeler oluşu kitabı daha da ilginç hale getiriyor.

    İpler kimin elindeyse o başlatıyor hikayeyi. Yok eğer beğenmediyse istediği yerde ve zamanda da bitiriyor.

    Toplumun bir kısmının diğer bir kısmı tarafından daima kullanılacak olması içler acısı bir durum. Ama tarih boyunca böyle olmuş. Ve hep böyle olacak gibi de görünüyor.

    Ama umut etmek en insani duygulardan biridir.

    Umut ediyorum.
  • Doğru sanat, insanı derin düşüncelere de sürüklemeli, insanı sarsmalı, insanda acıma duygusu uyandırmalı, kötülüğü protesto etmeli, insanı üzmelidir. Ayrıca hayatın, ayak altına alınan, yok edilen, küçük düşürülen en değerli yönlerini yeni baştan kurmak, korumak ve kurtarmak isteğini uyandırmalıdır.
    Cengiz Aytmatov
    Sayfa 147 - Ötüken