19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.128
Gösterim
Adı:
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
Baskı tarihi:
1982
Sayfa sayısı:
649
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çağlayan Kitabevi
Baskılar:
On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
656 syf.
·Beğendi·10/10
Bir edebiyat öğrencisi ıssız bir adaya düşse, yanına alacağı üç şeyden biri büyük ihtimal bu kitap olur. Her edebiyatçının kitaplığında mevcut olan, bir solukta okunamayacak kadar ağır, tarihin edebiyat yapılarak anlatıldığı, herkesin okuyamayacağı bu eser daha uzun yıllar yerini kimseye kaptırmayacaktır.
656 syf.
·Beğendi·9/10
Bu kitabı okuyunca edebiyat tarihçiliğini şairlerin ya da yazarların yapması gerektiğini anladım çünkü bir şairi, bir yazarı yine en iyi şekilde yine bir şair, bir yazar anlar. Tanpınar’ın eskimeyen tespitlerinin haklılığı buradan geliyor bence. Tanpınar bir dönemi bir şairi yazmamış, onları anlamaya çalışmış aynı zamanda. Eserin en güçlü yanı bu.
656 syf.
Her edebiyatçının başucu kitabıdır diyebilirim . Lisans yıllarımda çok faydalandığım bu kitap, meslek hayatımda da zaman zaman başvurduğum kaynaklar arasındadır.
656 syf.
·Beğendi·10/10
Tanpınar'ı bilenler bilirler. Estetiğin vücut bulmuş bir hali olmakla birlikte tüm eserlerine bu estetik ışığı yansır. Bu kitap onlardan biridir. Edebiyat tarihi ismi gözünüzü korkutmasın. Bu kitapta, zevkli bir adamın zevkli anlatısı içinde kaybolacaksınız.
Bitmeyecek bir edebiyat tarihi kitabıdır. Oturup roman gibi okuyamazsınız. Bu sebeple her daim "okuyorum." kategorisinde olacaktır benim için. El altı, başucu.
Yüksel ki yerin bu yer değildir,
...
Yüksel hünerinle kani olma
İhsan-ı huda'ya mani olma!
...
Yüksel ki bunun da fevki vardır;
İnsanlığın ayrı zevki vardır.
...
“Orta Çağ hayallerinde hükümdar daima güneştir. Onun gibi kendi menzilinde ağır ağır yürür. Rastladığını aydınlatır. Gül, bulunduğu yeri, tıpkı güneş gibi parıltısıyla bir merkez, bir nevi saray yapar. Hayvanlar âleminde aslanın hükümdarlığı da yüzü güneşe benzediği içindir. Böylece hükümdara, dolayısıyla güneşe benzeyen sevgili, onun unvan ve vasıflarını, kudretlerini elbette taşıyacaktır.
İşte edebiyatımızın aşk etrafındaki hayalleri bu sistemi bize verir.”
Filhakika, 14. Asrın sonuna kadar Türk şiirinin ve hatta dilinin havasını bize veren Yunus Divanı'yla ve 14. Asrın diğer dinî eserleriyle 15. Asrın herhangi büyük bir şairini karşılaştırırsak arada hemen hemen dilin zaruri çatısını teşkil eden unsurlardan başka bir münasebet olmadığını ve yeni bir zevk iklimine geçilmiş olduğunu görürüz. İşte bu kökten değişme aruz vezninin etrafında ve İran örneklerinin tesiriyle olur. Gerek tasavvufta ve gerek saray şiirinde Nesimî ve Şeyhî ile başlayan bu değişme dilin içinde, bugüne kadar sürecek olan gizli bir mücadelenin kapısını açar. Türkçenin gramatikal ve bilhassa sentaks hususiyetlerinden istifade eden 15. Asır şairlerimiz yavaş yavaş örneklerinde gördükleri bir yığın özelliği şiire getirmeye çalışırlar. Denebilir ki aruz, İran şiirindeki ses kuvvetine erişmesi için ihtiyacı olan kelimeleri ve ahenk kombinezonlarını kendiliğinden dilimize taşır. Tecvidin dinî terbiyenin içinde bulunması ve Arap telaffuzunu, hatta harf mahreçlerine kadar, Türk ağzına aşılamasının, medrese tahsilinin tamamıyla Arapça yapılmasının, her türlü edebî örneklerin üstünde Arapçanın bütün Müslüman teşekküllere kendisini kabul ettirmiş bulunmasının bu iklim değiştirmede büyük tesiri olmuştur. Fakat en büyük pay şüphesiz ki bu 15. Asır şairlerimizin aruza İran şiirindeki güzellikleriyle ve mâna âlemiyle, her iki yönden sahip olmaktaki çok tabii isteklerinindir.
Tiyatro veya hikâye, yeni bir nev'in doğması için cemiyet bünyesinin ileri bir hamle ile değişmesi şarttı. Halbuki Müslüman cemiyetlerde bütün müesseseleri beraberinde sürükleyen ve sosyal tabakaların karşılıklı vaziyetlerini değiştiren bu cinsten bir değişiklik görülmez. O kadar arızalı olan, Moğol istilası ve Ehl-i Salip seferleri ile âdeta ortadan bölünen, Mısır'ın Fâtımiye devri gibi mühim bir mezhep ayrılışını, Endülüs rönesansını ve Osmanlı istila ihtişamını idrak eden İslâm tarihi bütün bu büyük hadiselere rağmen içtimaı bakımdan hemen hemen olduğu gibi kalmış, bir türlü burjuvazisi doğmamış ve Müslüman sarayı değişmemiştir.

Belki de fikrî hayatın durgunluğunun, hatta düşkünlüğünün, iç buhranlarının en mühim amili olan içtimaı çöküntüler istisna edilirse Müslüman cemiyetlerinin tarihinin en büyük eksiği bu burjuvazinin teşekkül edemeyişidir.
Eski şiir, asırlar boyunca zevkin seçtiği nadir örnekleriyle değil, bütünüyle göz önünde tutulursa, daima bir ''kendinin dışında'' konuşma, hatta kendi dışında yaşama ameliyesi gibi görünür. Pek az edebiyatta konuşan benliğin bu cinsten ve bu kadar ısrarla kendisini inkarına rastlanılır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
Baskı tarihi:
1982
Sayfa sayısı:
649
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çağlayan Kitabevi
Baskılar:
On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi
19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi

Kitabı okuyanlar 192 okur

  • Şeyma Sözen
  • Sergül Canpolat
  • S.D
  • Seyfeddin Akdöl
  • Kadir biber
  • Hatice Ataş
  • Demet
  • E. Bahadır

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.1 (2)
9
%2.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0