Arsen Lüpen...
Maurice Leblanc pek büyük başarı sağlamayan birkaç roman yayımladı. "Ölünün Eseri", "Bitişik Dudaklar" gibi.
Antoine Tiyatrosu'nda oynanan "Heyecan" adlı bir piyes yazdı, ama bu piyes halkta heyecan uyandırmadı.
Bu arada büyük editör Laftitte "Her Şeyi Biliyorum" adlı bir magazin yayımlamaya başlamıştı. Laftitte, Leblanc'dan bir polis hikayesi yazmasını ister.
Bu polis hikayesinin kahramanı Fransa için İngiltere'nin Sherlock Holmes'i ve Raffles'i ile eşdeğerde olmalıdır. Böylece ilk Arsen Lüpen sipariş üzerine ortaya çıkar.
Henüz kahramanın adı Arsen Lüpen değil, Arsen Lopen'dir. Bu ad, o sıralarda yönetimle dalaşmakta olan Paris belediye meclisi üyelerinden birinin adından esinlenerek konmuştur. Lopen protestoda bulunur ve Leblanc kahramanının yurttaşlık durumunda değişikliğe gider.
Arsen Lüpen bir hikaye kişisi olarak kendini hemen kabul ettirir. Sherlock Holmes'ten ve Raffles'ten olabildiği kadar ayrı bir kişiliktir.
"Her Şeyi Biliyorum" aylık dergisinde değişik serüvenler geçirir. Bu serüvenler, sigara izmaritlerinden çıkarılan sonuçlara ya da ayak izlerine dayanmaz. bunların sırlarında o ağır cinayet havası yoktur.
Arsen Lüpen'in havasında her şeyin açık, canlı, neşeli ve iyimser bir havası vardır. Herhangi bir kayıp ya da hırsızlık söz konusu olunca suçlanan Arsen Lüpen'dir.
Arsen Lüpen hareketli, gözüpek, densiz bir kişidir. Komiserin (Müfettiş Ganimar) pestilini çıkarır. Gönülleri peşinden sürükler ve çoğunluğu kendinden yana çeker. Kazanılan parlak mevkilerle alay eder. Burjuvaları gülünç hale düşürür. Güçsüzlerin yardımına koşar. Bütün bu özellikleriyle Arsen Lüpen, kibar hırsız, çağının bir Robin Hood'dur.
Arsen Lüpen, kendine önem vermez, en öldürücü silahları nükteli düşünceleridir. O anarşişt gibi yaşayan bir aristokrat değil,
Evet sıcağı sıcağına bir inceleme yapalım sevgili kibar hırsız Arsen Lüpen için….
Arsen Lüpen serisinin ilk okuduğum kitabı kitabı özetlemek gerekirse meşhur Arsen Lüpen, bir gemide seyahat ettiği sırada o güne kadar çalmış olduğu her şeyi olduğu gibi kaybeder. Sonrasında bir hapishaneye kapatılır. Bu hapishaneden ünlü Baron Cahorn’a şatosunu her şeyiyle soyacağına dair bir mektup gönderir. Arsen Lüpen’in hırsızlıklarını nasıl ve neden yaptığını araştıran Dedektif Ganimard, bu araştırmalar sırasında Arsen Lüpen’in keskin zekası ile bir kez daha karşılaşır.
Arsen Lüpen hekese kendini kibar hırsız olarak tanıtır ve müthiş zekası ile herkesi kendine hayran bırakır….
Herkese keyifli okumalar dilerim…
Her hikayenin sonunda yüzümde bir gülümsemeyle bitirdim.çok güzel düşünülmüş yazılmış bir kitaptı. Özellikle sonu sizlerde bir gülümseme bırakacaktır. Bir hırsızın bu kadar zeki ve naif olması okurlar için farklı bir bakış açısı oluşturmuş yazar.
Kibar, nazik ve merhametli bir hırsız olan Arsen Lupen: Eserdeki olay örgüsü insanı kitaba bağlıyor ve akışı mükemmel. Kitabından sonra filmini'de izledim.
Çerezlik kitap bazı yerlerinde merak uyandırıyo ama lupen dizisini izlediyseniz bu adamın neler yapabileceğini tahmin ediyorsunuz önce kitabı okuyun sonra diziyi izleyin daha zevkli olur. Genel olarak keyifli ve akıcıydı sarıyooooo
Lupin adlı diziyi izledikten sonra büyük bir heyecanla okumaya karar verdim. Kitabın beklentimi tam olarak karşıladığını söylemem doğru olmaz. Özellikle son iki hikayesini gerçekten hiç beğenmediğim için gereksiz uzatılmış olduğunu düşünüyorum. Ancak son üç hikayenin aksine ilk hikayeler oldukça merak uyandırıcıydı. Arsen Lüpen’in yaptığı akıllıca hareketler ‘hayret’ dedirtti. Dizisini beğenen macera sever okurların kitabın belli bir bölümünü de beğeneceğini düşünüyorum.
küçük küçük hikayelerin olduğu lakin her hikayenin bir birine bağlantının bulunduğu şahane bir kitap. Arsen Lüpen karakterine hayran olacağınız harika bir eser. Ünlü hırsızının en çok beğendiğim yönleri; kişiliği yani alaycı bir kişiliğe sahip olması, yüzünü değiştirmesi, zenginlerden alıp fakirlere vermesi ve olmazsa olmazı kaçışları en çok beğendiğim yanı.
Ben genel olarak aşk kitapları okuyan biriyim ve beni tanıyanlar kalın kitaplardan çabuk sıkılıp bir kenara attığımı bilirler ama Arsen Lüpen çok farklı insanı kitaba kelepçeliyor onu bırakmanız zor oluyor. Tüm kitaplarını okumayı planlıyorum ve şiddetli bir şekilde tavsiye ediyorum. Kitapta hoşuma gitmeyen bir yanı da yok değil. Kitabın zaman dilimi hiç hoşuma gitmiyor. Atlı arabaların santralin olduğu, cep telefonun kameraların olmadığı 17-18.yüzyılların anlatılması aslında günümüz olsaydı çok iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü hırsızımız daha çok zorlanırdı. Ama yine yapardı.
Okumanızı öneririm İYİ OKUMALAR.
İNCELEMEMİ OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM...
Okudugum ilk ve simdilik tek Arsen Lüpen kitabi. iki gün içerisinde oldukça rahat bir sekilde bitirdigim kisa Arsen Lüpen hikayelerinden olusan Arsen Lüpen Kibar Hirsiz kitabi beni olduça tatmin etti. Bir hirsizi anlatan kitap olmasi ve hirsizimizin zekasi üzerine
yogunlasmasi üzerine yazilan kitaptaki hikayelerin
bazillar donuk olmasina ragmen çok eglenceli hikayeler de mevcut.
Başta sherlock holmes olmak üzere macera kitapları beni her zaman kendine çekmiştir Arsen Lüpen tamamen bambaşka bir yanıyla yani herkesin bildiği kibarllığıyla beni cezbetti.
Tabii kitabın son hikayesinde iki dehanın karşılaşması benim için bir miladı gerçekleştirdi. Arsen Lüpen tamamen maceraperest ve bulmaca yönünüze önderlik edip size olaylara başka bir açıdan bakmanızı sağlayacaktır. Bu yüzden okunmasını ve izlenmesini şiddetle tavsiye edeceğim bir şaheseridir.
Kitabın çok güzel bir akışı vardı.Kitabın ortalarından sonra bir anda kendinizi sonunda bulabilirsiniz.Çok zeki bir hırsızın yaşadıklarının yanı sıra eğer bu hırsız birine aşık olursa neler yapabilir aynı zamanda bunu da işlemiş yazar.Okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
Maurice Leblanc (11 Kasım 1864 - 6 Kasım 1941) Fransız öykü ve roman yazarı; Arsen Lüpen karakterinin yaratıcısı.
Maurice Leblanc Rouen, Normandiya'da doğdu. Farklı ülkelerdeki eğitim yaşamından sonra hukuk fakültesinden ayrıldı. Daha sonra Paris'e yerleşti ve birçok roman ve hikâye kaleme aldı. Verdiği eserlerde genel olarak Gustave Flaubert ve Guy de Maupassant'dan etkilendi. Asıl üne kavuşmasında 15 Temmuz 1905'de Je Sais Tout’da tefrika edilmeye başlanan “Kibar Hırsız” Arsen Lüpen karakteri ve onun maceraları sayesinde oldu. Yaşadığı dönemlerdeki edebiyat dünyasında etkili olan polisiye roman furyasına katılarak bu türde birçok eser verdi. Farklı karakterler yaratmaya çalışmışsa da tekrardan Arsen Lüpen'e geri döndü ve bu tutumunu 1930'lu yıllara kadar sürdürdü. Fransa'nın yüksek dereceli sivil nişanlarından olan Légion d'honneur'a da layık görülen Lablanc, 6 Kasım 1941'de Perpignan'da hayatını kaybetti. 813, Kristal Tıpa, Herlock Sholmes’e Karşı, Kibar Hırsız, Oyuk İğne’nin Esrarı, Kontes Cagliostro ve Saat Sekizi Çaldı adlı eserler kendisinin başlıca eserleridir.[1][2] Türk edebiyatında özellikle Peyami Safa Maurice Leblanc'tan etkilenen isimlerin başında gelmektedir. Safa 1924 yılında Arsen Lüpen karakterinden esinlenerek Cingöz Recai tiplemesini yaratmış ve oldukça ilgi görmüştür.