Diyânet İşleri Müşavere Kurulu’nun 23/5/1956 gün ve sayısız ehl-i vukuf raporuna istinâden Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nce Bediüzzaman Said Nursî’nin kitab ve sâir evraklarının kanunî mevzuata muhâlif siyasî ve idarî hiçbir mahzuru görülmemiş olmakla, sözü geçen eserler 23/6/1956 gün, 954/278 esas ve 955/218 karar sayılı ve kaziye-i muhkeme haline gelen beraat karariyle ve yine Isparta Sorgu Hâkimliği’nin 11/9/1956 gün, 954/28 esas ve 1956/65 karar sayılı ve aynen kazıye-i muhkeme haline gelen men-i muhakeme karariyle bilûmum Nur Risâleleri sâhiplerine iade edilmiştir.
Asâ-yı MûsaBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20116,8bin okunma
Üstadın özellik ALLAH in varlığının, birliğinin delillerini ele aldığı diğer eserlere göre hacimce daha az, dili biraz daha anlaşılır muhteşem bir eseri. Üstad masa başı yazar olmadığından ötürü iyi bir okuyucu okurken, okuduğu şeylerin yazarının yaşayarak anlattığını hissedecektir. Ben Zehra yayınevinden okudum: zor kelimeler manası veArabî ibarelerin meali altta, kitabın sonunda da ismi geçen kişiler, mekanlar, ve bilinmesi gereken kavramlar kısaca açıklanmış. Bu da okurken daha anlaşılır kılıyor.
Bu eseri objektif bir şekilde ve kendinizi vererek okuduğunuzda inanın bana bir zaman sonra her şey daha bir anlamlı geliyor insana, sanki dünya çölüne Hz Musa'nın asası değmişte her yer vaha oluvermiş .. Evet bu eserin, inşaAllah hayatınızı maddi ve manevi yönden yeşerteceğine inanıyorum..
İstifade etmeniz dileğiyle.
Düşününki yeryüzünde 124 bin peygamber başta olmak üzere triliyonlarca insan hayatını tek bir kitaba adıyorlar feda ediyorlar. İşte bu kitap ancak ve ancak Kur'an'ı azimüş-şan'dur. Ve işte Risale-i Nur dediğimiz muazzam külliyat ise bu kitabın tefsiridir. Artık siz düşünün. Okunması ne kadar elzem bir kaynak.
"Bu Risale, bazı âyât-ı Kur'aniyenin şuhudî bir nevi tefsiridir. Ve ondaki meseleler Kur'an-ı Hakîm'in bahçesinden koparılmış çiçeklerdir. Bu risalenin ibaresindeki icmal ve îcaz ve fehmindeki zahirî müşkülat, sana tevahhuş vermesin. Tekrar tekrar mütalaa et, tâ ki
لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَ الْاَرْضِ
ve emsali tekrarat-ı Kur'aniyenin sırrı sana açılsın.
(Mesnevi-i Nuriye 261.sh - Risale-i Nur)
Beş vakit namazın ehemmiyeti,
Allah'ın emirlerine uymanın, yasaklarından kaçmanın lüzumu,
İnsanı alakadar eden daireler ve onlardaki vazifeleri,
Herbir fen ve ilmin kendisi lisanıyla Allah'ı tanıttırdığı,
Allah'ın isimlerinin Ahireti iktiza ettiği,
Cehennem'e dair bir-iki şüpheyi izahla beraber, Ahirete imanın insanın şahsi ve içtimai hayatına dair faydaları,
İmanın altı esasının birbirinden ayrılmayacağının izahı
Kur'andaki ayet tekrarlarına gelen itirazlara cevap
Meleklere imanın meyveleri, gayet kuvvetli izahlarla beyan edilmektedir.
Cenab-ı Hakk'ın kudreti ve ilmi her şeyin fevkinde büyüktür, hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz.
Kur'ani bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliş ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki ilişkiler de ele alınıyor.
Üstadın her kitabı muhakkak çok güzel ve çok faydalanıyorum ama asayı musa firavunlaşmış ve nemrutlaşmış nefsime karşı bir ibrahim bir musa oldu nefsani hastalıklarıma her sözüyle bir hz ibrahimin baltasıyla hz musanın asasıyla paramparça etti belki faravunlaşmış nefsimi rabbül alemin dergahinda itaatkar etti.
Asâ-yı MûsaBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20116,8bin okunma
Mükemmel bir eser...Bu zamanda tefekkürü bir bakış açısı ile temsiller ile sıkmadan şevkle okutturan bir eser...Yazarın dünyevi bir menfaat istemeden herkesin istifadesine sunduğu bir şahaser..
Kitab islamiyet inancının dışında olarak kabul edilen "dalalet, şirk, İktezathu't-tabiat" gibi fikirlere karşı imani meselelerin izahı ile tehvid inancı yani kainatın tek yaratıcısı olduğuna inanılan fikrin ispatı üzerinde yoğunlaşmıştır.
ÜSTAD NURSI HZLERI imani ve İslami meselelerde şüpheye ve inkâra düşenler için ''lazım ve tiryak'' olduğunu ifade etmektedir.
Dini bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliş ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki ilişkiler de ele alınıyor.
Tüm Bunlarla birlikte Asrın müceddidi olan Üstadımız Bediüzzaman, asrın cazibedar fitnesi ve teknolojiyi menfî şekilde istimal eden şerir güçlerin kurdukları tuzaklar ile; akılları dağıtıp manevî bir divaneliğe, kalpleri dağıtıp manevî bir dinsizliğe ve fikirleri dağıtıp manevî bir ecnebiliğe sebep olan zehirlerine karşılık; ancak Kur’an’ın manevî bir mu’cizesi olan Risale-i Nur eserlerinin, mukavemet edebildiğini Nur Külliyatı’nda defaatle beyan eder.
Evet bu asır dehşetli olmasından dolayıdır ki, Risale-i Nur eserleri ehemmiyetli bir hadisedir. Hem Hz. İmam-ı Ali’nin bizzat Celcelutiye Kasidesi’nde takdir ve tahsinini beyan ettiği bu Risale-i Nur eserlerinin, manevi karanlıkları dağıtacağı müjdesini veriyor. Bununla beraber manevî havanın dünyevilikle, nefisperestlikle bozulduğu bu zaman ve zeminde “Risale-i Nur’u dikkat ve tefekkürle devamlı olarak okuma”nın pek ehemmiyetli bir hakikat olduğu Asa-yı Musa’da zikredilmektedir. Çünkü insandaki şerir madenleri aktif etmek için çalışan zındık komiteler dimağ ve kalplere üflediği zehirlerle (içerisinde pek çok tuzaklı oyunlar kurduğu gayr-i şerî film, müzik, gıda, giyim..vs ile) beşeri yoldan çıkartmaya hırs ve gayretle çalışmaktadır.
İşte bu dehşetli cereyana karşı
Asâ-yı MûsaBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20116,8bin okunma
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî