·
Okunma
·
Beğeni
·
23,2bin
Gösterim
Adı:
Aynadaki Yalan
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınevi
Baskılar:
Aynadaki Yalan
Aynadaki Yalan
Aynadaki Yalan
Necip Fazıl Kısakürek´in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri...

Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci´nin hayatı etrafında gelişir... Bu hayat, Necip Fazıl´ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.
224 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
İtiraf etmeliyim ki, kitap için değil yazar için inceleme yazmayı düşünüyordum. Necip Fazıl'ın her eserinde incelememin mutlaka olması düşüncesindeydim ta ki, sonu hüzünle bitmiş olmamasına rağmen gözlerimden süzülen iki damla yaşı ve laf gelimi tüylerimin diken diken olduğunu farkedinceye kadar. O zaman düşündüm ki, ne olursa olsun bu kitaba inceleme yazardım.

Kitabın sonunda değil, ortalarında, bir defa değil, defalarca düşündüğüm şu oldu; keşke ilk önce diğer kitaplarımı bitirseydim de sonra Necip Fazıl'ın eserlerine başlasaydım. Çünkü... Bu eserler dışına çıkınca kayboluyorum. Ve yine kendimi, Necip Fazıl'ın eserlerinde buluyorum...

Aynadaki Yalan Üstad'ın tek romanı. Tabi roman deyince akla gelen romanlardan değil. Tasavvuf, Istırap, Hakikat, Allah'a yöneliş ve sonunda.. Allah'ı buluş...

İncelememi okuyarak kitabı alıp sonra hayal kırıklığına uğramanızı istemem. Ama aksine incelemeden somra alıp beğenmeniz, buna vesile olmak da beni çok mutlu eder. Bu kitap benim için konusuna dair hiçbir şey bilmememe rağmen dikkat çekici, daima alıp bir an önce okumak istediğim bir kitaptı. Elhamdülillah pişman olanlardan değilim. (ki bu seçenek aklıma bile gelmemişti)

Kitaba inceleme yazıyorum, kitap hakkında bahsetmem lazım ama, kelimeler beynimde dönüyor fakat cümleye dönüşemiyor. Okuduğum diğer kitaplarda bu soruyu almamama rağmen bu kitabı okurken "ne anlatıyor" sorusunu bir kaç farklı kişiden aldım. Ama ne anlatıyor bende bilmiyorum ki? Aşk desen, tam olarak o değil. Sevmediğin tarafından sevilip sevilmediğini sevmek desen, yine tam değinmiş olamam. Hastalıklı bir ruh hali desem, ruhu hepimizden sağlam...

Mana şuraya çıkıyor ki; kelimelerim tükeniyor.
"-Arada bir tutulurum; kelimelere güvenim kalmaz" (Sf. 23)

Şunu da kavradım ki;
-İnsan; "var" ile "yok" arası...-
-İnsan, kendinden bile gizlenen, kendini bile tümüyle görebilmekten mahrum... -
-İnsan, en aşağılık ama aynı zamanda insan, en ulvi varlık...-
-Ve insan... Ya kibirlerin ötesinde bir hayvan, ya da tevazunun gölgesinde bir melek... -

Üstad'a göre ise insan;
"İnsan… Yüzünü bile tam görebilmekten âciz mahlûk… Öyle ya; aynada sağ sola ve sol da sağa geçtiğine göre gördüğü tam kendisi mi? Ancak birbirimizi görebiliyor yahut gördüğümüzü sanıyoruz. Bir eksiğin daha büyük eksiği de aynada tecelli ediyor. Aynada, yahut bütün mücellâ satıhlarda… Demek kendimizden bile gizlenmişiz…" (Sf. 95)
224 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Aynadaki Yalan Necip Fazıl'ın tek romanı.. Bazen şiir bazen roman bazen bir makale,bazen bir dini kitap..Dolu dolu bir kitaptı kısacası..
Yorum yapmak tabii ki hiç haddim değil. O yüzden sadece okurken ne hissettiğimi yazmak istedim ama onu da anlatmaya yetecek cümlelerim yok. Bazı kitapları okuduktan sonra içinizde bir şeyler filizlenir ya bu kitap tam olarak o kitaplardan. Her sayfası düşünmeye itiyor insanı. Dilinin muhteşemliği karşısında da hayran kalmamak mümkün değil. Ve en önemlisi kazandırdığı bakış açısı. Bazı cümleleri ezberleyecek kadar çok okudum, öyle bir kere okuyup geçemedim. Öyle deriiiindi ki anlamı..Ve şimdi bundan sonra ne okusam yavan kalacak hissini içimden atamıyorum..
224 syf.
·2 günde
Öncelikle bu benim bu yıl okuduğum 100. kitap :) Bunların 27 tanesi Necip Fazıl Kısakürek kitabı oldu. O yüzden 100. kitapta Necip Fazıl olsun istedim.
Aynadaki Yalan, Necip Fazıl'ın yüze yakın eserleri arasın da tek roman kitabı. Genelde şiir, piyes ve fikir kitaplarından bildiğimiz yazar, numunelik bir tanede roman bırakmış bize. Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci'nin hayatı etrafında gelişiyor. Naci karakteri oluşturulurken Necip Fazıl kendi hayatından çok fazla esinlenmiş, O'nu tanıyanlar bunu anlayacaktır. Necip Fazıl'ın kendi hayatındaki değişim çizgisini ve gençliğinde içinde bulunduğu çevreyi yansıtan, kafasındaki ideal gençlik kavramını irdeleme açısından isabetli bir kitap. Kitap, roman yazmayan birine göre gayet başarılı fakat, yazar bazen roman yazdığını unutup din, sanat ve edebiyat üzerine fikirlerini anlatırken dalıp baya uzatmış. Kitapla ilgili yapılabilecek tek eleştiri de bu olabilir.
224 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Başlarda okuduğumda çok beğenmiştim. Sonlara doğru bir cümle çıktı karşıma kafamı o kadar karıştırmıştı ki, her an manasını düşündüm. Öğrendiğimdeyse " hayatım boyunca okuduğum kitaplar arasında unatamayacağım tek cümle bu olacak" demiştim.

Cümle şöyle:

"Allahım,beni sıkma,yoksa ne kadar marhametli olduğunu açığa vururum,sana tapacak tek kişi bulamazsın..."

Muazzam...
224 syf.
·10/10 puan
"- Ayakkabılarınızdan sonra birşey çıkarmayı unuttunuz!

- Nedir o ?

- Başınız!

- Ben şapka giymiyorum ki..

- Şapkanızı değil, kafanızı işaret ediyorum!

- Kafamı mı ? Kafasız ne yaparım sonra?

- Size öyle bir kafa verirler ki, eskisini çöp tenekesine atmaktan başka çareniz kalmaz. "

Eseri okuyan kardeşlerim bilir, mevzusu asla çözülemeyen bir kafa muhabbeti vardır ️:) (No Spoiler)
Üstad Fazıl, sınırları o kadar zorlamış ki 'var' ile 'yok'u idrakte çaresiz kalıyor okur. Defalarca defalarca okuyor belki cümleleri anlamak ümidiyle..
Fakat Asıl mâna anlamak değil, inanmak diyor satırların birinde yazar. Biz de okudukça, anlamaktan öte; inanıyoruz hakikate..
Dikkat ediniz " varmak " demedim. :) Daha yolumuz bir hayli uzun.. Ne yana çevirsek başımızı, koşturan insanlar.
Yüzleri tanınmıyor, buğulu duman gittikçe yükseliyor üzerimizden.
Acı birşeyler kokuyor...
" YANIYOR!.." "YANIYOR!.."

Ne yanıyor yahu ?

Kiminin sevmiş yüreği, kiminin oyuna kanmış aklı, kiminin yalana uzanan eli, kiminin gurbetten başka bir yere basmamış ayakları falan filan işte.. ayrıntı mühim değil yanıyoruz mu, yanıyoruz hocam!...
Canımız acıya öyle bir esir olmuş ki ne olduğunu bilmeden haykırıp duruyor..
Kendimize baktığımızda yangın nerden tütüyor bilmiyoruz. BULAMIYORUZ!
Ha hah ha, Aynadaki yalan!
Derdini bulamadan dermana koşan bizler, artık yorgunuz..
Kimi zaman yolda suyla rastlaşıyoruz. Bir ân acımızı unutuyoruz... Derin nefes; Ohh bee!
Yine yazar diyor ki, "yanmış bir parmak soğuk suya sokulunca rahatlamış gibi oluyor, acısını duymuyor. Fakat şu var ki yanmış bir parmağın soğuk suda bir ân için bulduğu rahatlık, parmak sudan çekilince acıyı misillerle büyütmüş olarak geri getirecektir."
Mesele burda ciddileşiyor..
Nerde kalmıştık;
Suyla rastlaşmış, acımıza şifa bulmuştuk (güyâ!) Kendimizi sudan çekiyoruz artık.
Ahh! Hay Allah... Bu acı da ne böyle.. Dayanılacak gibi değil. Sudan ayrıldıkça, boğuluyoruz..
Yeterince laf cambazlığıyla sizi sıktım biliyorum.. Ha gayret ama az kaldı.
Velhasıl Allah'tan başka neye uzanırsak yanmış parmağın suyla dinmesi misali geçici bir ferahlık bizim için. Sonrası daha çok acıya gebe bir de..
Yandığınız.. boğulduğunuz yetmedi mi ???

İçerikten de azıcık bahsedip bitiriyorum.
Necip Fazıl'ın tek roman türü eseridir. Fakat öyle bir üslup var ki o kategori ona yetmemiş.
Karakterler, olay örgüsü öyle muazzam seçilmiş ki, ülkemizin tüm portresini çıkarır nitelikte.
Naci sizsiniz arıyor, yakalıyor,düşünüyor hatta ve hatta kafanızı kaybediyorsunuz.️
Bir de Naci'ye hayat veren 3 kadın görüyoruz.
Biri saflığın, hakikatın, vuslatın tebessümü, diğeri madde'nin temsilcisi, hırs yüklü, erkekçe bir haykırış,
Sonuncusu ise ulaşılma gâyesiyle yanılıp tutuşulan aşkın kendisi, buhrân...
Sizce bu bir aşk hikayesi mi ?
hayır hayır, hikayenin aşkı bu defa.. :))
bu eseri ömrünüzde bir kere dahi olsa okuyun , okutturun lütfen. Doğum sancıları ürkütmesin sizi. Yeni bir yaşam hepsini unutturacaktır elbet.. :)

" Naci bastığı yerden habersiz, çıkarken bir ara elini başına götürdü, kafası yerindeydi. Bir ses duyuldu, İçinden gelen;

- Boşuna arama, bulamazsın... "
Spoiler içerir.
Siyasi görüşlerin bir kenara bırakılıp önyargısızca okunması gereken bir kitap.Dili biraz ağır ama akıcı gidiyor.
Romanın kahramanı Naci üniversitede felsefe asistanı olup doktora tezi hazırlamaktadır.
Naci'nin hayatındaki dönüm noktası  askerliğini yaptığı sırada tanistigi Hatçe ve Hüsmen Ağa ile başlıyor.
 Naci'nin tasavvuf yolundan Allah'a olan aşka derin bir bağlılığa geçmesi anlatılıyor kitapta.
Medeniyet dediğimizin ne olduğunu bize tasavvufla , asıl olanla içimizden olanla anlatan üstad eseri .
224 syf.
·10/10 puan
"Yalan bu dünya, yalan... Aynadaki yalan... Yalan ama bir gerçeğin yalanı... Aynada gördüğün her şey o da, hiçbiri o değil..."

Necip Fazıl'ın roman özelliği taşıyan tek eseri Aynadaki Yalan. Dil açısından olmasa da anlam ve düşündürücülük açısından zorlayıcı oldu benim için. Açıkçası sindirmesi zor bir eser. Tasavvufi yönüyle öne çıkan romanda, Naci'nin arayışı konu edilmiş. Maddi aşkı aşıp, uhrevi olana yönelmiş bir genç olan Naci'nin yaşadıkları, düşünceleri, felsefî olarak aktarılmış.

Beni fazlasıyla etkileyen bir kitap oldu. Kitabın her cümlesi baştan aşağı anlam kesilmiş gibiydi. Kolay kolay unutamam bu eseri.
224 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10 puan
Necip Fazıl'a neden Üstad denildiğini herhangi bir eserini okumakla bile anlayabiliriz.
Kaleminin gücünü yazdığı iki satır cümle ile bile anlayabiliriz.
Duruşunu, davası yolunda duruşunu yalnız eserden değil hayatından da anlayabiliriz.
.
Onu bir parça daha tanımak için yeni başlayan "Kalanlar" programının Necip Fazıl konulu videosunun linki buraya bırakıyorum.

https://youtu.be/m_hemzm8wRY
.
Kitap 1980'de yazılmış ama sanki bizim yaşadığımız dönemle aynı. Bu şekilde giderse de aynı olmaya devam edecek gibi.
.
Yobaz, gerici, çağ dışı kavramlarının ne anlama geldiğini ve asıl kimin yobaz, gerici ve çağ dışı olduğunun mükemmel açıklandığı bir kitap.
.
Kitabın sırrını ifşa etmek istemiyorum. Bu yüzden konusundan bahsetmeyeceğim. :))
Ama sizinle kitaptan çok sevdiğim bir bölümü paylaşacağım.

"Yobaz, yolunda olduğunu sandığı Kâinatın Efendisini «Müjdeleyiniz, soğutmayınız; sevindiriniz, korkutmayınız; güzelleştiriniz, çirkinleştirmeyiniz!» şeklinde özleştirilmesi mümkün fermanına rağmen sapık yoldan takip etmiş ve en büyük felâket olarak, tersinden ibaret küfür yobazlarına, İslam'ı kendisinde zannettirmek gibi bir hedef vermiştir. Fırsatı doğmuşken belirtmeliyim ki, bizde devrim dedikleri hareketler, gerçek İslâm inkılabı olacağı ve yobazlığı tasfiye edip nur heykelini heykeltraşın mermer kitlesi içinden çıkaracağı yerde, bizzat din ve imanı tasfiye yolunda gitmiştir. Bir gün hakikî bir inkılaba zemin açılacak olursa, her iki kutbun yobazlarını bir arada temize havale etmek ve köklerine kibrit suyu dökmek gerekecektir.

-Politikaya kaçıyorsunuz. İlim ve fikirden uzaklaşmayın.

-İlim ve fikrin tâ merkezindeyim.
«Ben insanı eşya ve hâdiseleri teshir etmesi için kendime halife olarak yarattım» mealindeki ayet ve «Yârabbi, bana eşya ve hâdiseleri olduğu gibi göster!» şeklindeki hadis ortada dururken, mutlak hakikate bağlı insan kafasının ebedi arayıcılığına kilit vuran böyle bir yobaz nesli kendisini hiç İslam'a nisbet edebilir mi?.. Bu incelik asırlardan beri kestirilememiş ve portresini çizdiğimiz bu tipe karşı harekete geçilememiştir. Başımıza ne gelmişse yobazın nefsinde kalıplaşan çürük (tez)e karşı ondan daha çürük bir (anti tez)le davranıldığı için gelmiştir."
.
Sizle kitaptan bir bölüm daha paylaşmak istiyorum. Bu bölümden çok etkilendim...

İsrailoğullarından biri Allah'a hitap etmiş: "Ne günahlar işledim, ne sapıklıklar yaptım, beni cezalandırmadın!" Allah onu peygamberine vahyetmiş: " Git de, ona de ki, ben kendisine en büyük cezayı verdim ama farkında değil; ondan duayı ve gözyaşını kestim."
.
Ve bu alıntı benim için kitabın özeti oldu :))

#86038438
.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Necip Fazıl'ın bu kitabını okudum ve düşündüm değil. Yalnızca bu değil.
Necip Fazıl, İslam babadan miras kalmış gibi davrananlar olarak nitelendirdiğim bu yaranın izini hatırlatarak bende iz bıraktı.
.
İyi okumalar. :))
224 syf.
·Beğendi·10/10 puan
“İyi insanlar iyi atlara bindiler, gittiler.” Üstad Necip Fazıl'ın muazzam sözlü ifadelerinden... Bu söz işte tamda yerinde kullandığı, muazzam eserlerinden olan Aynadaki Yalan kitabından bir alıntıdır.

İyi insanlar iyi atlara binip gittiler ve giderken heybelerine doldurdukları azıklarını ruhu bilgiye ve ilme aç gönül ehli , muhabbet aşıklarına ruhunu ve gönüllerini doyurmaları için bırakıp gittiler.
Benimde bilgiye aç ruhumu doyurup, gönlüme tesir edecek , nasibime düşen gönül üstadlarımızdan Üstad Necip Fazıl'ın Aynadaki Yalan kitabı oldu.

Kitabı elime ilk aldığımda Üstad'a geç kalmanın hüznüyle sarsılırken, nerden bilebilirdim ki kitabı okuyunca beni o denli derinden sarsacağını!...
Üstad Necip Fazıl'ın kalemi hakkında diyeceğim tek şey “ Üstad'ın telaffuz ettiği cümleler bizi canevimizden vuran adete birer kurşun gibi, her satırda oku, dur ve düşün etkisiyle hayranlık uyandırıyor.”

Kitabı alırken üstad Necip Fazıl'ın 'Hikayelerim' ve Aynadaki Yalan kitapları arasında gidip gelsemde fikrim ilgime muhatap olan Aynadaki Yalan kitabında karar kıldı.

Kitap roman olup, kişisel gelişim tadını da vermektedir.
İçeriği ; kitabın baş kahramanı olan felsefede tez hazırlayan Naci isimli bir ögrencinin aşk ve çelişkiler yumağı etrafında yaşadığı bohem bir hayatı anlatıyor. Naci yaşadığı bohem hayattan uzaklaşarak kendi özüne dönen bir adam haline geliyor . Daha sonra tasavvufa yönelerek Ruhi anlamda arınma yolunu seçiyor. Kitabın sonlarına doğru Naci'nin yazmış olduğu “ İslam Tasavvufu ve İnsanlığın Beklediği Nizam ” isimli eseri profesörler tarafından reddedilip , ülkede tepkilere yol açarken Avrupa'da yankı buluyor.

Her şey Naci'nin askerlik için gittiği bir köyde çeşme başında karşılaştığı beline kadar uzanan altun sarısı örgülü saçlarıyla, katıksız, süt beyaz, nefsinden habersiz bakire diye tabir edip, renk çizgileriyle heykelleştirdiği Hatçe ve sonradan Hatçe'nin dedesi olduğunu öğrendiği Husmen Ağa'yı tanımasıyla başlıyor.

Naci'nin değişimindeki etkenler ;
Feminist,komünist solcu arkadaşları
— Diş gıcırtısı ' Mine,
— Beyin uru ' diye tabir ettiği Belma,
— Bir hayranlık tebessümü ' diye nitelediği, sonradan ölüm döşeğinde evlendiği Hatçe,
Vecd, aşk ve ihlas ararken karşılaştığı “ İyi insanlar iyi atlara bindiler, gittiler.” hikayesini anlatan güzel yüzlü,tatlı bakışlı imam,
Husmen Ağa ve Naci'nin annesi olmuştur.

Benim için kitabın en dikkat çekici noktası Naci'nin batılılaşmaya karşı, şeriat ve tasavvuf üzerine yapmış olduğu doçentlik tezini adeta profesör edasıyla şeriata karşı, batı sempatizanları olan profesörlere yapmış olduğu savunma şeklindeki sunumu olmuştur.

Kısacası `Aynadaki Yalan ´ kitabı roman olsada tasavvufi yönden kişisel Gelişim kitabı da diyebiliriz. Üstad sanki bu kitapla kendi hayatını özetlemiş!...

Kitabı Şems-i Tebriz'in şu sözü ile taçlandırmak istiyorum!...
“Altın olsam,
Değerimi herkes bilir…
Ben basit bir Demir olayım.
Değerimi sadece anlayan bilsin… ! ”

Necip Fazıl'ı anlamak sadece okumak değildir! Üstadı anlamak “ oku, dur ve düşün, sonuç olarak ona karşı derin bir muhabbet.”
İşte 'Aynadaki Yalan ' kitabının bende bıraktığı izlenim ; hayranlık,
verdiği tad ; ( Aşk ).

Müsadenizle siz değerli okurları kitaptan alıntılarla başbaşa bırakıyorum. :)
İncelememi zahmet buyurup okuyan herkesin Rabbim gözüne fer, gönlüne inşirah versin.

Vesselâm.

#76559953

#76561618

#76563770

#76569461

#76634720

#76665786

#76674203

#76725530

#76727252

#76815485
224 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Üstad’ın tek romanı Aynadaki Yalan… Ama bu kitabı sadece bir roman olarak ele almak büyük bir saygısızlık olur kanaatimce. Çünkü Üstad, Naci karakteri üzerinden bizlere hem mükemmel bir hidayet öyküsü sunuyor hem de çağın tüm yanlışlarına ve inanç değerlerimizdeki boşluklara yaptığı vurucu dokunuşlarıyla okuyucuyu sarsıyor. Bu kitaptaki Naci karakterini Üstad’ın kendisinden yola çıkarak yazdığını “O ve Ben” kitabını okuyan herkes anlayacaktır. Sayfalara serpiştirdiği din büyüklerine ve Efendimiz’e (s.a.v) ait kısımlar da ayrı bir lezzetti kesinlikle. Mutlaka okunması gereken çok kıymetli bir eser vesselam.
224 syf.
·2 günde·7/10 puan
Baş karakterimiz Naci bir üniversitede felsefe asistanı olarak vazife almış ve bu sayede yanlışı ayırt etmeye çabalayan biri. Bir gün askerliği sırasında gittiği köyün Husem Ağa'sı bunun üzerine ona "peki doğruyu buldun mu?" diye soruyor. Naci'nin içine ilk kez irşad tohumlarını da atıyor. Ancak tekâmülüne daha var. Bir de Husem Ağa'nın altın sarısı saçlara sahip saffetli ve narin bir kızı var ve bu kız Naci üstünde güçlü bir tesir yaratıyor.

Bu tohumların filizlenmesine değin bir Belmâ var. Bu zat son derece zengin, akıllı ve Naci'nin sevgisine mazhar olmuş bir kişi. Ancak Naci bir türlü bu kadını yenip de gönlüne aşkını koyamıyor. Haliyle bir süre bunun sancısını çekiyor. Kadın çetin ceviz.

Nihayet bunlar sona erdikten sonra Naci'nin irşad sürecini, Necip Fazıl'ın Mutlak Hakikat dediği Allah ve İslâm'a uzanan macerasını, bu yolda başvurduğu tasavvufu ve düşünce hayatındaki keskin dönüşümlerinin yanında, ihtida sürecinde Naci'nin şeytanla cebelleşmesi, içini istilâ eden vehim ordusuyla mücadelesi esnasındaki arayışlara tanık oluyoruz.

Üstelik Naci'nin yazdığı ve üniversitenin kıymet vermediği bir tezi var. Naci bunu bastırdığı zaman Türkiye'de basın ve ilim çevrelerince zerre değer görmediği halde Batı'da müthiş bir sansasyon yaratıyor ve Milletlerarası Felsefe Cemiyeti onu konferans için çağırıyor. Yani bizim eleman yerden göğe yükselir gibi dünyaca hürmet gören bir tefekkür adamı oluyor. Bu sırada da İslâmî nizam, İslâm'ın devlete, cemiyete, ferde ve kadına bakışı gibi mevzulara dair izahatler veriliyor.

Tabiî bu hikâyeye özenle sokulmuş bazı ihtiraslar, fikirler, garezler mevcut. Bana sorarsanız bunlar Necip Fazıl'a ait:

Meselâ, Necip Fazıl'ın Paris'e tahsil almak üzere gittiğini ve orada bohem bir yaşam sürdüğünü biliyoruz. Naci'de böyle yapıyor. Üstelik sol'dan sağ'a keskin bir dönüş yapıp, dün "ahbap" dediklerine yarın "lânet" dediğini de biliyoruz. Kitaba başlarken bile Naci'nin solcu Mine hakkındaki şiddetli menfi görüşleriyle karşılaşıyoruz. Hatta kitap boyunca okuyucuya çizilen solcu resmi "ahlâksız, dinsiz ve cahil" kalıbı esas alınarak oluşturulduğu için de Naci'nin sık sık müthiş aşağılamalarını görebiliyoruz. Üstelik Husem Ağa'nın dolaylı yoldan harf devrimine dokunarak milletin dedesinden, atasından koparıldığı savı; medreselerin ilim mihrakı, üniversitelerin cehalet yuvası olduğu; İslâm'ın teşekkül ettireceği yeni nizamın cemiyetin dertlerine çare olacağı görüşleri de NFK'yı yansıtıyor. Yani tamamen otobiyografik bir roman olmasa bile ben Necip Fazıl'dan çokça izler gördüm. Bilmem siz ne dersiniz?

Ayrıca kadına biçilen değeri muhtelif karakterlerin ağzından dinlerken "al birini vur ötekine" ruhuna girdim. Zira NFK'nın resmettiği "solcu kadın" imajı kadar bizim "irşada erenler" kısmının çizdiği kadın portresi de gerçekten acınacak halde. Meselâ, benim çokça duyduğum ve tasvip etmediğim, "kadın çok değerli olduğu için örtüyoruz", mantığı hâkimdi.

Başta odaklanmakta zorlandım, ancak birkaç sayfa sonra her şey yerli yerine oturdu. Fena bulmadığım bir üslûbu vardı, ama çok sade de değildi. Ben bir sorun yaşamadım. Yine de ilk ve tek romanı olmasından mütevellit olsa gerek çok sürükleyici ve güçlü bir roman olduğunu düşünmüyorum. Salt fikrini ve hayatını beyana kalktığını gördüm. Bu bence romanı yer yer zayıflatan bir unsur. Önerecek kadar beğenmedim. İyi okumalar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aynadaki Yalan
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınevi
Baskılar:
Aynadaki Yalan
Aynadaki Yalan
Aynadaki Yalan
Necip Fazıl Kısakürek´in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri...

Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci´nin hayatı etrafında gelişir... Bu hayat, Necip Fazıl´ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.

Kitabı okuyanlar 2.733 okur

  • Veysel Batu
  • Eda A.
  • Kenan Özbudak
  • Buse Tellioğlu
  • Satı
  • Mirsad oral
  • ftmclk
  • Dünya ağrısı
  • Âişe Yaman
  • Handan✔ خندان

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.3 (2)
8
%0.1 (1)
7
%0.1 (1)
6
%0.1 (1)
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları