·
Okunma
·
Beğeni
·
13789
Gösterim
Adı:
Aynadaki Yalan
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınevi
Baskılar:
Aynadaki Yalan
Aynadaki Yalan
Necip Fazıl Kısakürek´in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri...

Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci´nin hayatı etrafında gelişir... Bu hayat, Necip Fazıl´ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.
224 syf.
·Beğendi·9/10
Başlarda okuduğumda çok beğenmiştim. Sonlara doğru bir cümle çıktı karşıma kafamı o kadar karıştırmıştı ki, her an manasını düşündüm. Öğrendiğimdeyse " hayatım boyunca okuduğum kitaplar arasında unatamayacağım tek cümle bu olacak" demiştim.

Cümle şöyle:

"Allahım,beni sıkma,yoksa ne kadar marhametli olduğunu açığa vururum,sana tapacak tek kişi bulamazsın..."

Muazzam...
224 syf.
·2 günde
Öncelikle bu benim bu yıl okuduğum 100. kitap :) Bunların 27 tanesi Necip Fazıl Kısakürek kitabı oldu. O yüzden 100. kitapta Necip Fazıl olsun istedim.
Aynadaki Yalan, Necip Fazıl'ın yüze yakın eserleri arasın da tek roman kitabı. Genelde şiir, piyes ve fikir kitaplarından bildiğimiz yazar, numunelik bir tanede roman bırakmış bize. Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci'nin hayatı etrafında gelişiyor. Naci karakteri oluşturulurken Necip Fazıl kendi hayatından çok fazla esinlenmiş, O'nu tanıyanlar bunu anlayacaktır. Necip Fazıl'ın kendi hayatındaki değişim çizgisini ve gençliğinde içinde bulunduğu çevreyi yansıtan, kafasındaki ideal gençlik kavramını irdeleme açısından isabetli bir kitap. Kitap, roman yazmayan birine göre gayet başarılı fakat, yazar bazen roman yazdığını unutup din, sanat ve edebiyat üzerine fikirlerini anlatırken dalıp baya uzatmış. Kitapla ilgili yapılabilecek tek eleştiri de bu olabilir.
224 syf.
·10/10
"Yalan bu dünya, yalan... Aynadaki yalan... Yalan ama bir gerçeğin yalanı... Aynada gördüğün her şey o da, hiçbiri o değil..."

Necip Fazıl'ın roman özelliği taşıyan tek eseri Aynadaki Yalan. Dil açısından olmasa da anlam ve düşündürücülük açısından zorlayıcı oldu benim için. Açıkçası sindirmesi zor bir eser. Tasavvufi yönüyle öne çıkan romanda, Naci'nin arayışı konu edilmiş. Maddi aşkı aşıp, uhrevi olana yönelmiş bir genç olan Naci'nin yaşadıkları, düşünceleri, felsefî olarak aktarılmış.

Beni fazlasıyla etkileyen bir kitap oldu. Kitabın her cümlesi baştan aşağı anlam kesilmiş gibiydi. Kolay kolay unutamam bu eseri.
224 syf.
·10/10
"- Ayakkabılarınızdan sonra birşey çıkarmayı unuttunuz!

- Nedir o ?

- Başınız!

- Ben şapka giymiyorum ki..

- Şapkanızı değil, kafanızı işaret ediyorum!

- Kafamı mı ? Kafasız ne yaparım sonra?

- Size öyle bir kafa verirler ki, eskisini çöp tenekesine atmaktan başka çareniz kalmaz. "

Eseri okuyan kardeşlerim bilir, mevzusu asla çözülemeyen bir kafa muhabbeti vardır ️:) (No Spoiler)
Üstad Fazıl, sınırları o kadar zorlamış ki 'var' ile 'yok'u idrakte çaresiz kalıyor okur. Defalarca defalarca okuyor belki cümleleri anlamak ümidiyle..
Fakat Asıl mâna anlamak değil, inanmak diyor satırların birinde yazar. Biz de okudukça, anlamaktan öte; inanıyoruz hakikate..
Dikkat ediniz " varmak " demedim. :) Daha yolumuz bir hayli uzun.. Ne yana çevirsek başımızı, koşturan insanlar.
Yüzleri tanınmıyor, buğulu duman gittikçe yükseliyor üzerimizden.
Acı birşeyler kokuyor...
" YANIYOR!.." "YANIYOR!.."

Ne yanıyor yahu ?

Kiminin sevmiş yüreği, kiminin oyuna kanmış aklı, kiminin yalana uzanan eli, kiminin gurbetten başka bir yere basmamış ayakları falan filan işte.. ayrıntı mühim değil yanıyoruz mu, yanıyoruz hocam!...
Canımız acıya öyle bir esir olmuş ki ne olduğunu bilmeden haykırıp duruyor..
Kendimize baktığımızda yangın nerden tütüyor bilmiyoruz. BULAMIYORUZ!
Ha hah ha, Aynadaki yalan!
Derdini bulamadan dermana koşan bizler, artık yorgunuz..
Kimi zaman yolda suyla rastlaşıyoruz. Bir ân acımızı unutuyoruz... Derin nefes; Ohh bee!
Yine yazar diyor ki, "yanmış bir parmak soğuk suya sokulunca rahatlamış gibi oluyor, acısını duymuyor. Fakat şu var ki yanmış bir parmağın soğuk suda bir ân için bulduğu rahatlık, parmak sudan çekilince acıyı misillerle büyütmüş olarak geri getirecektir."
Mesele burda ciddileşiyor..
Nerde kalmıştık;
Suyla rastlaşmış, acımıza şifa bulmuştuk (güyâ!) Kendimizi sudan çekiyoruz artık.
Ahh! Hay Allah... Bu acı da ne böyle.. Dayanılacak gibi değil. Sudan ayrıldıkça, boğuluyoruz..
Yeterince laf cambazlığıyla sizi sıktım biliyorum.. Ha gayret ama az kaldı.
Velhasıl Allah'tan başka neye uzanırsak yanmış parmağın suyla dinmesi misali geçici bir ferahlık bizim için. Sonrası daha çok acıya gebe bir de..
Yandığınız.. boğulduğunuz yetmedi mi ???

İçerikten de azıcık bahsedip bitiriyorum.
Necip Fazıl'ın tek roman türü eseridir. Fakat öyle bir üslup var ki o kategori ona yetmemiş.
Karakterler, olay örgüsü öyle muazzam seçilmiş ki, ülkemizin tüm portresini çıkarır nitelikte.
Naci sizsiniz arıyor, yakalıyor,düşünüyor hatta ve hatta kafanızı kaybediyorsunuz.️
Bir de Naci'ye hayat veren 3 kadın görüyoruz.
Biri saflığın, hakikatın, vuslatın tebessümü, diğeri madde'nin temsilcisi, hırs yüklü, erkekçe bir haykırış,
Sonuncusu ise ulaşılma gâyesiyle yanılıp tutuşulan aşkın kendisi, buhrân...
Sizce bu bir aşk hikayesi mi ?
hayır hayır, hikayenin aşkı bu defa.. :))
bu eseri ömrünüzde bir kere dahi olsa okuyun , okutturun lütfen. Doğum sancıları ürkütmesin sizi. Yeni bir yaşam hepsini unutturacaktır elbet.. :)

" Naci bastığı yerden habersiz, çıkarken bir ara elini başına götürdü, kafası yerindeydi. Bir ses duyuldu, İçinden gelen;

- Boşuna arama, bulamazsın... "
224 syf.
·Puan vermedi
Örgüsü beline kadar inen, koyu altun sarısı saçlar... Açık kumral, parlak örneksiz bir renk tonu... Gözleri de saçlarına denk.. Açık bir alın, vezinli bir burun, kendinden kıpkırmızı, hafifçe kalın, kaçak bir istihza büklümüyle kavisli dudaklar... Çıplak ayak bileklerinde soylu çizgilerin en incesi... Kapalıca, kavuniçi rengi bir entariden giyimi içinde, öğretilemez ve öğrenilemez bir vakar ihtişamı... Yoksa masallardan kaçırılmış ve bu köye hapsedilmiş bir sultan mı bu?..
(Kitap'tan sf:9) Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.
224 syf.
·Beğendi·10/10
Üstad’ın tek romanı Aynadaki Yalan… Ama bu kitabı sadece bir roman olarak ele almak büyük bir saygısızlık olur kanaatimce. Çünkü Üstad, Naci karakteri üzerinden bizlere hem mükemmel bir hidayet öyküsü sunuyor hem de çağın tüm yanlışlarına ve inanç değerlerimizdeki boşluklara yaptığı vurucu dokunuşlarıyla okuyucuyu sarsıyor. Bu kitaptaki Naci karakterini Üstad’ın kendisinden yola çıkarak yazdığını “O ve Ben” kitabını okuyan herkes anlayacaktır. Sayfalara serpiştirdiği din büyüklerine ve Efendimiz’e (s.a.v) ait kısımlar da ayrı bir lezzetti kesinlikle. Mutlaka okunması gereken çok kıymetli bir eser vesselam.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap dün bitti. Necip fazıl'ı üstadı şiirlerinden başkalarının anlatışlarından duyup biliyordum ama şimdiye kadar eserlerini okumak nasip olmadı. Nihayet üstadın "Aynadaki Yalan" ve "Hikayelerim" kitaparını aldım. İlk olarak "Aynadaki Yalan" kitabını açıp okumaya başladım. Ondan dolayı üstadın bu kitabı benim için her zaman ayrı bir öneme sahip olacaktir. Kitaba gelince; kitabın baş kahramanı Naci. Kitapta Naci'nin iki döneminden bahsediyor. Naci'nin ilk dönemi fani aşkı ve dünyaya dalmış hayatı, ikinci dönemi ise allaha yönelen aşk ve ahirete dalınmaya başlayan dönem. Üstad bu olayları anlatırken oyle şairane bir üslup kullanmış ki; cümleler size öyle bir tat öyle bir lezzet veriyor ki resmen o cümlelerin büyüsüne kendinizi kaptırıyorsunuz. Üstad kitapta çoğu yerde Naci karekterini öyle bir tefekküre daldırıyor ki hayran kalıyorsunuz. Romanın konusu mükemmel, anlatışı mukemmel, üslup harikulade. Kısacası herkese oķumasını tavsiye ederim. Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar.
224 syf.
·2 günde·10/10
Ortaokul yıllarımda öğretmeni abime bir ödev vermişti, Necip Fazıl’ın şiirlerinden birkaç tanesini bulacak ve defterine yazacaktı. “Aynalar” şiirini bulmuş ve yazmıştı abim, üstatla tanışmam da böyle olmuştu. Diyordu ki şiirde:
“Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.”
Çocuk aklımla anlamadığım bu şiirin adını hiç unutmadım. Şimdi ise Necip Fazıl Kısakürek’in tek roman kitabı olan “Aynadaki Yalan” ı okudum. Ömrü boyunca aynaya bakan, sürekli kendini arayan, kim olduğunu, nasıl olduğunu irdeleyen, ruhaniyetinin en ince hallerini tasvir eden ve bunu müthiş kalemi ile okuyucusuna veren, bir çok şair-yazar tarafından üstat olarak adlandırılan büyük yazar ve şair…
Bir insan düşünün; çocukken çok yaramaz, gençliğinde bohem bir hayat süren, büyük acılar çeken, “Suratımda her suç, bir ayrı imza, Benmişim kendime en büyük ceza!” dizeleriyle kendini tarif eden ve sonunda Nakş’i Şeyhi Abdülhakîm Arvâsî ile tanışıp tasavvufa yönelen… Kendisinden ve yaşamından bolca izler taşıyan bu romanda, Naci ve etrafındaki üç farklı kadın tipi Hatice, Belma ve Mine karakterleri var. Aslında kadın sıfatına bürünmüş bu karakterler kendi ile çatışan, mantığı, kalbi, nefsi bir savaş halinde olan Naci’nin ta kendileri. Yazar, Naci’nin mecazi aşktan ilahi aşka yönelişini ve bu yolda yaşadıklarını derinlemesine ve tasavvufi ince mesajlarla anlatmış.
Biz aynaya bakınca ne görüyoruz? Kendimizi ne kadar tanıyoruz ve özeleştiri yapabiliyor muyuz? İslamda basmakalıpların dışına çıkıp düşünüyor muyuz hiç? Yoksa çoğumuz yazarın bahsettiği gibi “daima iskelet tebessümüyle sırıtan, sanki geceleri mezarına dönüp de sabahları izinli çıkan” yan ölüler miyiz? Galiba öyle…
Gözünüze, kalbinize, ruhunuza hitap eden, sindirilerek okunması gereken bir eser.
224 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Keşke ben Allah kelimesinden başka, ağzından tek söz çıkmayan bir dilsiz olsaydım. Ve ağaç konuşuyor: Allahım sana büyük derken, kafamın büyüklük üstündeki bilgi ve kavrayışının, utançtan yokluğa can attığını duyuyorum. Ey büyüklüğün yaratıcısı Allahım.. Sana yok diyenleri bir tarafa bırak var diyenler bile beni incitiyor. Zira varlık zatiyle ve her şeyiyle senin kulun ve oyuncağın... Sen o kadar varsın ki, sana Var demek, seni kuluna ve oyuncağına tasdik ettirmek gibi geliyor bana... Ah, imanın öyle blr derecesini seziyorum ki, o derecede, konuşmak yok mu, konuşmak, o bile küfür... İşte ben bu yüzden dilsizim...
224 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Necip Fazıl'ın dili ağır değildir. Günümüzde kullanmadığımız hiç bir kelimeyi kullanmaz aslında. Çok kitabını okudum N.Fazıl'ın ancak hiç birinde bu kitaptaki kadar zorlanmamıştım.

Anlatılmak istenen hikaye ve tabi ki seçilen cümleler çok vurucu.
Her bir cümle çok derin anlamlar içeriyor. Bazılarını 3-4 kere okumak kelime kelime irdelemek gerekebiliyor. Belki gençlerimiz sevmez bu tarz eserleri ama bence okunması gereken bir kitaptı.

Naci'nin sevdiği ve peşinden koştuğu kadına ulaşamaması, zoraki de olsa genç bir kızla evlenmesi, sevdiklerini kaybetmesi ve hazırladığı tez çalışmasıyla Avrupa'ya açılmasına kadar her anında Allah'ı anarak adımlar atması beni çok etkiledi.

Mecnun nasıl ki Leyla'dan vazgeçip Mevla'ya ulaşmışsa, aynı yolda olan Naci'nin de hangi merhalelerden geçtiğine tanık olmakta ayrı bir tat verdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aynadaki Yalan
Baskı tarihi:
1980
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınevi
Baskılar:
Aynadaki Yalan
Aynadaki Yalan
Necip Fazıl Kısakürek´in, roman kalıpları içinde kaleme aldığı tek eseri...

Roman, üniversitede felsefe asistanı olan Naci´nin hayatı etrafında gelişir... Bu hayat, Necip Fazıl´ın kendi hayatı değildir ama onun hayat hikayesindeki bir çok unsuru içinde barındırır. Naci, çevresine karşı davranışlariyle, kadın, cemiyet ve sanat anlayışiyle, hayata ve ölüme dair düşünceleriyle bir karakter bütünü halinde şekillendikçe hayalimizde bir Necip Fazıl portresi belirir gibi olur.

Kitabı okuyanlar 1.224 okur

  • Mesut Aydın

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları